Çocukluk çağı kanserlerinin önemli bir bölümünü oluşturan lösemi, her yıl yaklaşık her 100 bin çocuktan 3-4’ünde görülüyor. Uzmanlara göre erken tanı, gelişmiş tedavi yöntemleri ve kişiselleştirilmiş yaklaşımlar sayesinde iyileşme oranları %90’ın üzerine çıkıyor.
Çocukluk çağında görülen kanserler arasında ilk sırada yer alan lösemiler, hızlı ilerleyen yapıları nedeniyle erken tanı ve doğru tedavi planlamasını kritik hale getiriyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Barış Malbora, çocukluk çağı lösemilerine ilişkin önemli bilgiler paylaştı.
Lösemi, kemik iliğinde kan hücrelerini üreten yapıların kontrolsüz çoğalmasıyla ortaya çıkan bir kanser türü olarak tanımlanıyor. Bu süreçte sağlıklı kan hücrelerinin üretimi azalırken; kansızlık, enfeksiyonlara yatkınlık, morarma ve kanama gibi bulgular ortaya çıkabiliyor. Çocukluk çağı lösemilerinin büyük çoğunluğu akut formda seyrediyor ve hızlı ilerliyor.
En sık görülen tür: ALL
Çocukluk çağı lösemileri üç ana grupta ele alınıyor. Bunlar arasında en yaygın olan akut lenfoblastik lösemi (ALL), vakaların yaklaşık %75-80’ini oluşturuyor ve özellikle 2-5 yaş aralığında daha sık görülüyor. Akut miyeloid lösemi (AML) ise daha nadir görülürken, kronik lösemiler çocukluk çağında oldukça seyrek rastlanıyor. Hastalığın tipinin doğru belirlenmesi, tedavi başarısını doğrudan etkiliyor.
Lösemi belirtileri çoğu zaman sinsi başlıyor ve birkaç hafta içinde belirgin hale geliyor. Kemik ve eklem ağrıları, lenf bezlerinde büyüme, karın bölgesinde şişlik, iştahsızlık, kilo kaybı, ciltte döküntüler, diş eti kanamaları, baş ağrısı ve görme sorunları en sık görülen belirtiler arasında yer alıyor. Bu bulgular başka hastalıklarla karıştırılabildiği için uzun sürmesi halinde mutlaka bir uzmana başvurulması gerekiyor.
Tanıda ileri tetkikler belirleyici
Lösemi şüphesinde ilk adım kan testleri olurken, kesin tanı için kemik iliği incelemesi büyük önem taşıyor. Bunun yanı sıra hücrelerin detaylı analizi, genetik incelemeler, belden sıvı alma işlemi, biyokimyasal testler ve görüntüleme yöntemleri hastalığın yayılımını ve risk düzeyini belirlemede kullanılıyor. Çocukluk çağı lösemilerinde tedavi; hastalığın türüne ve risk grubuna göre şekillenen çok disiplinli bir süreç olarak yürütülüyor. Kemoterapi tedavinin temelini oluştururken; gerekli durumlarda radyoterapi, kök hücre nakli, hedefe yönelik ilaçlar ve immünoterapi yöntemleri de devreye giriyor. Özellikle ALL tedavisinde güncel protokollerle oldukça yüksek başarı oranlarına ulaşılıyor.
Erken tanı başarıyı artırıyor
Uzmanlara göre erken teşhis, tedavi başarısını belirleyen en kritik unsur. Erken evrede tanı konulan hastalarda tam iyileşme oranı %90’ın üzerine çıkabiliyor. Ayrıca erken tanı, daha düşük dozda tedavi uygulanmasını ve yan etkilerin azaltılmasını sağlıyor. Kök hücre naklinde yaşanan gelişmeler de tedavi başarısını artırıyor. Günümüzde aile bireylerinden alınan yarı uyumlu nakillerin güvenle uygulanabilmesi, uygun donör bulunamayan hastalar için önemli bir avantaj sağlıyor. Ayrıca kordon kanı ve gelişmiş hazırlık tedavileri sayesinde özellikle dirençli vakalarda umut verici sonuçlar elde ediliyor.


