2 Mayıs 2026
Beşyol Mahallesi 1.İnönü Caddesi 18/8 Küçükçekmece İstanbul
Ekonomi Son Dakika

Ekonomide Yeni Güç : Yapay Zekâ

Dijital dönüşümün ivme kazandığı son yıllarda yapay zekâ (YZ), küresel ekonomide sadece yardımcı bir teknoloji olmaktan çıkıp stratejik karar alma mekanizmalarının merkezine yerleşen yeni bir güç hâline geldi. Üretimden lojistiğe, finanstan perakendeye, sağlık hizmetlerinden müşteri deneyimine kadar uzanan geniş bir alanda süreçleri yeniden tanımlayan YZ; hız, verimlilik ve maliyet optimizasyonu gibi unsurları aynı anda sağlayarak şirketlerin rekabet gücünü dönüştürüyor. Artık işletmeler için yapay zekâ, dijitalleşme adımlarının bir parçasından çok daha fazlası; sürdürülebilir büyümenin ana taşıyıcısı ve geleceğin iş modellerinin çıkış noktası olarak görülüyor.

Günümüzde kurumlar, YZ sayesinde daha önce mümkün olmayan bir öngörü kapasitesine sahip. Talep tahmini, stok planlama, risk analizleri, müşteri davranış modelleri ve operasyon dinamikleri artık anlık verilerle otomatik olarak yönetiliyor. Bu da şirketlere yalnızca hız kazandırmakla kalmıyor; aynı zamanda hata payını azaltarak daha kaliteli hizmet üretimini mümkün kılıyor. Hizmet sektörü özelinde ise yapay zekâ, müşteri beklentilerini anlama ve kişiselleştirilmiş hizmet sunma konusunda devrim niteliğinde bir dönüşüm yaratıyor. Müşteri temsil botları, dinamik fiyatlama araçları, otomatik raporlama sistemleri gibi çözümler iş süreçlerini daha akıllı ve esnek bir yapıya kavuşturuyor.

Öte yandan yapay zekânın yükselişi, iş dünyasında yeni bir rekabet dönemini de beraberinde getiriyor. Veri yönetimi, yapay zekâ okuryazarlığı, nitelikli insan kaynağı ve etik çerçeveler; şirketlerin bu teknolojiyi entegre ederken dikkat etmeleri gereken kritik alanlar olarak öne çıkıyor. Regülasyonların sıkılaştığı, güvenlik standartlarının yükseldiği bu yeni dönemde hem kamu hem özel sektör, yapay zekâ yatırımlarını hızlandırarak dönüşümün gerisinde kalmamak için önemli adımlar atıyor.

Ekonominin geleceğini şekillendiren bu güçlü teknoloji, artık küresel rekabetin temel belirleyicilerinden biri. Yapay zekâyı doğru konumlandıran, veri altyapısını güçlendiren ve inovasyonu iş kültürünün parçası hâline getiren şirketler, yeni dönemin kazananları arasında yerini almaya hazırlanıyor. Hizmet sektörü başta olmak üzere tüm ekonomik aktörler için YZ, yalnızca bugünün değil yarının dünyasında ayakta kalmanın da anahtarı. Kısacası, şirketler artık yapay zekâ odaklı stratejileriyle öne geçme mücadelesinin tam ortasında; oyunun kuralları ise her geçen gün yeniden yazılıyor.

ŞİRKETLERİN ÜÇTE BİRİ YAPAY ZEKÂ STRATEJİSİNİ TANIMLADI

Türkiye Yapay Zekâ İnisiyatifi’nin (TRAI) 126 kurumun katılımıyla hazırladığı Yapay Zekâ Araştırmasının sonuçlarına göre yapay zekayı aktif olarak kullanan şirketlerin oranı yüzde 15,2’ye, beş ve üzeri proje yürüten kurumların oranı yüzde 32,8’e ulaştı. Stratejisini yönetim kurulu düzeyinde tanımlayan şirketlerin oranı yüzde 37,6 olurken, kurumların en çok zorlandığı alanlar yetenek (yüzde 58), bütçe (yüzde 57) ve kurum kültürü (yüzde 55) olarak öne çıktı. Üretken yapay zekada en çok kullanılan modeller ise OpenAI (yüzde 80), Microsoft Copilot (yüzde 44) ve Google Gemini (yüzde 42) oldu.

Araştırmaya göre, Türkiye’deki şirketlerin yüzde 37,6’sı yapay zekayı yönetim kurulu düzeyinde onaylanmış bir stratejiyle ele alıyor. Ancak kurumların önemli bir kısmı hâlâ “hazırlık” veya “taslak” aşamasında. Raporda, yapay zekanın stratejik olarak en çok “operasyonel verimliliği artırma”, “maliyet düşürme” ve “karar destek sistemlerini güçlendirme” amacıyla konumlandırıldığı vurgulanıyor.

Yapay zekayı organizasyonel yapısına entegre eden şirket sayısı artarken, dedike yapay zekâ ekibine sahip kurum oranı yüzde 15,2’ye yükseldi. Bu ekiplerin yüzde 42’si 4 ila 10 kişiden oluşuyor ve çoğu veri analitiği birimleriyle entegre biçimde çalışıyor. Bu tablo, şirketlerin yapay zekayı bireysel inisiyatiflerden çıkararak kurumsal bir uzmanlık alanı haline getirmeye başladığını gösteriyor.

Üretken yapay zekada farkındalık yükseliyor

Kurumların yüzde 80’i OpenAI, yüzde 44’ü Microsoft Copilot, yüzde 42’si ise Google Gemini modellerini tercih ediyor. Bununla birlikte, Anthropic Claude, Meta Llama ve Mistral gibi alternatif modellerin de giderek yaygınlaştığı görülüyor. Bu tablo, Türkiye’de kurumların artık “tek kaynaklı” model anlayışından uzaklaştığını, farklı modellerle hibrit yaklaşımlara yöneldiğini gösteriyor.

Ajan tabanlı yapay zekâ uygulamaları yükseliyor

Araştırmada “bir sonraki dalga” olarak nitelendirilen ajan tabanlı yapay zekâ sistemleri, Türkiye’de yeni bir dönemin habercisi olarak öne çıkıyor. Henüz erken aşamada olan bu alanda, şirketlerin yarısından fazlası pilot projeler yürütüyor veya kavramsal kanıt (PoC) çalışmaları gerçekleştiriyor. Kurumların en çok tercih ettiği platformlar arasında Microsoft Copilot Studio, LangChain ve Google AI Agent Builderöne çıkıyor.

YAPAY ZEKÂ YOLCULUĞUNDA ÜÇ TEMEL ENGEL:

 YETENEK, BÜTÇE VE KÜLTÜR

Araştırma, kurumların yapay zekâ dönüşümünde en çok zorlandığı üç alanı yetenek (yüzde 58), bütçe (yüzde 57) ve kurum kültürü (yüzde 55) olarak sıralıyor. Katılımcıların en çok desteğe ihtiyaç duyduğu konular ise “doğru kullanım alanlarını belirleme”, “uygulama ve geliştirme süreçlerini yönetme” ve “organizasyonel adaptasyon” oldu. Ayrıca, kurumların önemli bir bölümü hâlâ veri güvenliği, yönetişim ve etik çerçeveler konusunda gelişim ihtiyacı duyduğunu belirtti. Rapora göre, kurumların büyük çoğunluğu yapay zekâ projelerinde Microsoft Azure altyapısını kullanıyor; bunu Google Cloud ve AWS izliyor. Hibrit modellerin artması, bulut tabanlı çözümlerle birlikte yerel altyapıların da etkin biçimde değerlendirildiğini ortaya koyuyor.

KURUMSAL AI GÜÇLENİYOR, ALTYAPI YETİŞEMİYOR

Couchbase ve UserEvidence tarafından yürütülen küresel araştırma, üretken yapay zekanın kurumsal ölçekte hızla benimsendiğini, ancak çoğu kurumun hala güvenli ve ölçeklenebilir bir veri mimarisi oluşturmakta zorlandığını ortaya koyuyor.

“The State of Enterprise AI Development” başlıklı rapor, yapay zekâ benimsemesinde yeni bir dönüm noktasına gelindiğini gösteriyor. Konuya ilgi ve yatırımlar artmaya devam etse de temel veri altyapısı aynı hızda gelişim gösteremiyor. Raporun bulgularına göre, şirketlerin yüzde 62’si halihazırda üretken yapay zekâ ile çalışıyor ve bunların yüzde 38’i tam uygulamaya geçmiş durumda bulunuyor. En yaygın kullanım alanları, yazılım geliştirme (yüzde 72), veri analizi (yüzde 65) ve sohbet robotları (yüzde 59) olarak öne çıkıyor. Bu da bir bakıma yapay zekanın artık iş süreçlerinin doğal bir parçası haline geldiğini gösteriyor. Buna rağmen çoğu kuruluş, gelişmiş yapay zekâ için gerekli veri altyapısına sahip olmadığını kabul ediyor ve yalnızca yüzde 29’u birleştirilmiş çok modelli bir veri tabanı kullanıyor. Dağınık veri kaynakları ise performans, güvenlik ve ölçeklenebilirlik açısından ciddi riskler oluşturuyor.

Yöneticilerin en büyük kaygısı güvenlik ve doğruluk

Katılımcıların yüzde 83’ü, özel verilerin büyük dil modelleriyle (LLM) paylaşılmasından, yüzde 85’i ise yapay zekâ halüsinasyonlarından endişe duyuyor. RAG (Retrieval-Augmented Generation) mimarileri, doğrulanmış iç verileri kullanarak bu riskleri azaltan güçlü bir çözüm olarak öne çıkıyor. Ancak katılımcıların yüzde 74’ü RAG konusunda kendini orta ve ileri düzeyde olarak görse de sadece yüzde 3’ü RAG iş akışlarını veri mimarilerine entegre etmiş durumda bulunuyor. Bu da teorik bilgi ile kurumsal düzeyde uygulama arasında büyük bir boşluk olduğunu ortaya koyuyor. Rapora göre, yapay zekâ ajanlarının yükselişi de beklentileri değiştiriyor. Katılımcıların üçte ikisi önümüzdeki bir yıl içinde yapay zekâ ajanlarını devreye almayı planlarken, yalnızca yüzde 35’i kapsamlı “guardrails”lere sahip olduğunu belirtiyor. Bu da otonom yapay zekâ geliştikçe yönetişim uygulamalarının hızla olgunlaşması gerektiğine işaret ediyor. Birçok kuruluş, farklı veri sistemleri arasında bağlantı kurmakta ve yapay zekâ çıktılarının hangi verilerden beslendiğini izlemekte zorlanıyor.

SİBER GÜVENLİK ARTIK STRATEJİNİN MERKEZİNDE

Fortinet Security Day, son derece kapsamlı bir güvenlik etkinliği olarak siber güvenlik profesyonellerine, dijital dönüşüm yolculuklarını güçlendirecek yeni içgörüler sundu. Bu yılın teması olan “Fortify Your Cybersecurity” ile yapay zekâ, otomasyon, yakınsama, SASE, SoC dönüşümü ve eğitim başlıkları konu edildi. Fortinet Security Day 2025, yapay zekâ, yakınsama ve regülasyon odaklı güvenlik anlayışıyla siber güvenliğin geleceğine ışık tuttu. Bu yılki Fortinet Siber Güvenlik Beceri Açığı araştırmasına göre bulgular şöyle: Yapay zekâ özelliklerine sahip güvenlik teknolojisi yaygın olarak benimseniyor. Araştırmaya katılan kuruluşların %97’si halihazırda yapay zekâ destekli siber güvenlik çözümleri kullanıyor ya da uygulamayı planlıyor; tehdit algılama ve önleme, siber güvenlikte yapay zekanın uygulanmasına yönelik en önemli ilgi alanları olarak belirtiliyor. Siber güvenlik uzmanlarının %87’si, yapay zekanın rollerini değiştirmek yerine geliştirmesini ve beceri eksikliklerinin ortasında verimlilik ve rahatlama sunmasını bekliyor. Tüm bunları odağına alan etkinlik, kurumların dijital dönüşüm yolculuğunda güvenliğin artık yalnızca bir gereklilik değil, stratejik bir rekabet avantajı olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

“YAPAY ZEKÂ, GÜNLÜK ORTALAMA 110 DAKİKA TASARRUF SAĞLIYOR”

“Bilişim Zirvesi’25-Bulut: The Last of a Trilogy” etkinliği bini aşkın sektör profesyonelinin katıldığı, sadece ‘Bulut Teknolojileri’ne odaklanan zirve, sektör gündemini, en güncel trendleri, yenilikçi çözümleri ve çığır açan inovasyonları iş dünyası ile buluşturdu. Zirvenin ana konuşmacısı Adecco SVP & Head of EEMEA Mayank Patel, yapay zekâ odağında yaptıkları araştırmadaki Türkiye’ye özel veriler paylaştı. “Yapay Zekâ Çağında Liderlik: İş Gücünü Geleceğe Hazırlamak İçin Yetenek Stratejilerini Yeniden Tasarlamak” başlıklı sunumunu yapan Adecco SVP & Head of EEMEA Mayank Patel, yapay zekânın iş gücü üzerindeki etkilerine ve dönüşen liderlik anlayışına dair önemli öngörüler paylaştı. Patel, sunumunda “Yapay Zekâ artık her yönetim kurulunun gündeminde, ancak birçok şirket bu dönüşümün iş gücü üzerindeki etkisini nasıl yöneteceğini tam olarak bilmiyor. Türkiye, Avrupa, Asya ve Orta Doğu’nun dönüşümünün kalbinde yer alıyor. Genç ve teknolojiye yatkın nüfusuyla dünyanın en dinamik iş gücüne sahip ülkelerinden biri. Üstelik Türkiye, bu dönüşümün sadece bir parçası değil; yapay zekâ mimarisini hayata geçirmeye başlayan öncü ülkelerden biri.

Tahminlere göre 2025 yılına kadar Türkiye’nin GSYİH’sinin %5’i yapay zekâdan gelecek. Geleceğin Küresel İş Gücü Raporu 2025’te Türkiye’ye özel veriler saptadık. Bu çalışma, 500’den fazla üst düzey yöneticisinin katılımıyla gerçekleştirildi. Sonuçlara göre, Türkiye’de yapay zekâya dair iyimserliği oldukça yüksek. Katılımcıların %78’i yapay zekânın daha fazla iş yaratacağına inanıyor. İnsanlar, AI destekli bir dünyada bile “işimin amacı ne?” diye sorguluyor. %76’sı yapay zekâ ajanlarının bir yıl içerisinde iş akışlarına entegre edileceğini öngörüyor. Ancak yüzde 36’sı işin yeniden tasarlanmasına katılıyor. Liderlerin önündeki en büyük zorluklardan biri: Verimlilik ile insan etkisi arasındaki dengeyi kurmak. Yapay Zekâ, günlük ortalama 110 dakika tasarruf sağlıyor. Ancak şirketlerin sadece %43’ü bunun etkisini ölçüyor. %42’si de veri üzerindeki kontrolünü artırmak istiyor. Küresel ölçekte 37.000’den fazla kişiyi kapsayan araştırmamızda, %78’i yapay zekânın daha fazla iş yarattığını, %53’ü çalışanların anlamlı iş istediğini ve %76’sı yapay zekânın iş gücüne entegre olacağını söylüyor. Yani çalışanlar değişime karşı değil, yeniliğe katkı sağlamak istiyor. Bugün her organizasyonun önündeki en önemli konu: İnsanları yeniden eğitmek ve becerilerini güncellemek. Çünkü geleceğin işi, insan ile makine arasında seçim yapmak değil; amacı merkeze alan bir yapay zekâ yaklaşımıyla liderlik etmektir.” dedi.

TÜRKİYE VE ABD, GENAI YATIRIMLARINDA İKİ FARKLI YOL İZLİYOR
Her iki pazarda da yapay zekâ yatırımlarının en temel başarı göstergesi verimlilik olarak öne çıkıyor. ABD’de liderlerin yüzde 98’i yatırımın geri dönüşünde verimliliği ana gösterge olarak değerlendirirken, Türkiye’de bu oran yüzde 94. Türkiye’de verimliliğin ardından operasyonel iyileştirme (yüzde 87) ve müşteri memnuniyeti (yüzde 58) gelirken; kârlılık sadece yüzde 39 oranında kalıyor. ABD’de ise kârlılık (yüzde 97) ve iş kalitesi (yüzde 94) verimlilik kadar önemli metrikler olarak değerlendiriliyor. ABD’de organizasyonların yüzde 87’sinde CIO’lar GenAI stratejisine liderlik ediyor. Türkiye’de ise benzer oran yüzde 55’de kalıyor. Türkiye’de CIO’nun yanında CEO (yüzde 16), CTO (yüzde 10) ve diğer yöneticilerin de (yüzde 16) sorumluluk aldığı gözleniyor. Bu dağılım, Türkiye’deki kuruluşlarda yapay zekâ stratejisinin henüz tek bir yönetici altında toplanmadığını ve sorumluluğun birden fazla üst düzey yöneticinin üzerinde paylaşıldığını gösteriyor.

CEO’LARIN YÜZDE 71’İNE GÖRE YAPAY ZEKÂ ÖNCELİKLİ YATIRIM ALANI

KPMG’nin her yıl düzenli olarak gerçekleştirdiği Küresel CEO Araştırması’nın 2025 yılını kapsayan sonuçlarına göre, küresel ekonomiye dair güven pandemi dönemindeki seviyeye düşse de CEO’ların büyük kısmı kendi şirketlerinin geleceği konusunda iyimser. Liderler, yapay zekâ ve teknolojik yeniliklere yatırımlarını artırıyor. CEO’ların yüzde 71’i, yapay zekâyı öncelikli yatırım alanı olarak görürken yüzde 69’u, bütçelerinin yüzde 10 ila 20’sini bu teknoloji için yapılacak harcamalara ayırıyor. CEO’ların yüzde 67’si de bu alandaki yatırımlarının karşılığını bir ila üç yıl içinde almayı bekliyor.

Liderler, büyümeyi sürdürmenin ve hızlandırmanın yolu olarak yapay zekâ yatırımlarıyla (yüzde 71) yüksek potansiyele sahip yeteneklerin elde tutulması ve yeniden eğitilmesini (yüzde 71) görüyor. CEO’ların büyük bölümü (yüzde 72), süregelen ve birbiriyle bağlantılı zorluklara yanıt verebilmek için büyüme stratejilerini şimdiden belirlemiş durumda. Çoğu lider önümüzdeki üç yıl içinde hem gelirlerin hem de istihdamın artmasını bekliyor. Ayrıca yapay zekâ yatırımlarından geri dönüş beklentileri de güçlendirmiş durumda ki artık çoğu lider, sonuçların bir ila üç yıl içinde alınacağını düşünüyor.

Yapay zekâ artık liderler için temel beceriler arasında yer alıyor

Araştırmaya göre CEO’lar, görevlerinin giderek daha karmaşık ve zorlayıcı hale geldiğini kabul ediyor. Yüzde 59’u, son beş yılda beklentilerin ve işlerinin doğasının önemli ölçüde değiştiğini düşünüyor. Yaklaşık dörtte biri (yüzde 23) ise yapay zekâ ve dijital okuryazarlığı liderler için artık temel beceriler arasında görüyor. Ayrıca liderlerin yüzde 80’i, şirketlerinin uzun vadeli başarısını güven altına alma konusunda üzerlerinde artan bir baskı hissettiklerini belirtiyor.

CEO’ların yüzde 71’i, yapay zekâyı öncelikli yatırım alanı olarak görüyor ki bu oran geçen yıl yüzde 64’tü. Ayrıca liderlerin yüzde 69’u, bütçelerinin yüzde 10 ila 20’sini yapay zekâ harcamalarına ayırıyor. “Yatırımdan değer elde etme süresi” konusunda da iyimserlik artmış durumda. CEO’ların yüzde 67’si, yatırımlarının karşılığını bir ila üç yıl içinde almayı bekliyor. Bu da önemli bir değişime işaret ediyor; çünkü geçen yıl çoğunluk (yüzde 63), yatırımların geri dönüşünü üç ila beş yıl içinde gerçekleşmesini bekliyordu.

CEO’lar, yapay zekâdan verimlilik elde etmenin merkezinde insan faktörünün yer aldığının farkında ve yeni teknolojileri insan odaklı biçimde hayata geçirmeye önem veriyorlar. Liderler, iş gücünü hızla yeniden şekillendiriyor; çalışanları yeniden eğitiyor, yeni yetenekler işe alıyor ve rolleri yapay zekâyı entegre edecek şekilde yeniden tasarlıyor.