Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun Küçükoğlu, 2025 yılına dair sektörel öngörüleri ve inşaat malzemesi sanayisinin gelişim dinamiklerini Hizmetix okurları için değerlendirdi. Küçükoğlu, sektörün kentsel dönüşüm, deprem bölgesi ihtiyaçları, altyapı yatırımları ve ihracat faaliyetleriyle büyümeye devam edeceğini belirterek, yıl sonunda inşaat malzemesi sanayi üretiminin yüzde 3,7 oranında artmasını ve toplam ihracat değerinin 31 milyar dolara ulaşmasını öngördüklerini vurguladı.
Türkiye İMSAD olarak 2025 yılına dair beklenti ve öngörüleriniz nelerdir? Kendi sektörünüz adına bu yıl hangi fırsatları barındırıyor?
İnşaat malzemesi sanayimizin altı temel etki altında geliştiğini görüyoruz. Bunları; kentsel dönüşüm, yeni konut üretimi, deprem bölgesi ihtiyaçları, altyapı yatırımları, yenileme ve güçlendirme ihtiyaçları ile ihracat faaliyetleri olarak sıralayabiliriz.
Bu noktada, sektörümüzün gelişimine en iyi şekilde katkı sunmak için dernek olarak faaliyetlerimizi yoğun biçimde sürdürüyoruz. Gündemimizde yer alan sürdürülebilirlik, enerji verimliliği, dijitalleşme, BIM, kentsel dönüşüm, kentsel ve endüstriyel yenileme gibi konulara dair çalışmalarımızı artırarak devam ettiriyor, bu alanlardaki faaliyetlerimizle inşaat malzemesi sanayimizin döngüsel ekonomiye geçişine katkı sağlamayı hedefliyoruz.
Ayrıca, ihracat pazarlarındaki rekabet gücümüzü korumaya, pazarlarımızı genişletmeye, sektörümüzün yüksek potansiyelini yansıtmaya ve ülkemize olan katkımızı artırmaya yönelik çalışmalara da ağırlık veriyoruz.
2025 yılı sonunda inşaat malzemesi sanayi üretimimizin yüzde 3,7 oranında büyümesini ve sektörümüzün toplam ihracat değerinin 31 milyar dolara ulaşmasını öngörüyoruz.
Kentsel dönüşüm ve son dönemin önemli konularından sosyal konut yatırımları sektörü hızlandırır mı? Burada hangi konularda ne gibi adımlar atılmalı?
Sektörümüz açısından değerlendirecek olursak, yerel seçimler öncesinde hız kazanan kentsel dönüşüm sürecine; alınan yapı izinlerindeki artış ve deprem bölgesindeki inşaat faaliyetlerindeki yoğunluk etki etti. 2025 yılında da, hem deprem bölgesindeki ihtiyaçları hem de kentsel dönüşüm faaliyetlerinin inşaat malzemesi sanayimize önemli ölçüde etki edeceğini öngörüyoruz.
Ancak, yapılanma ve kentsel dönüşüm projelerinin hızlı olması kadar sürdürülebilirlik odaklı olması da büyük önem taşıyor. Yeşil alanların korunması, enerji verimliliği ve çevre dostu binalar gibi unsurların göz önünde bulundurulması, şehirlerimizin geleceği için kritik bir rol oynuyor. Özellikle büyükşehirlerimizde gerçekleşecek kentsel dönüşüm faaliyetlerinin, sadece yapısal değişiklikleri değil, aynı zamanda toplumsal ve ekonomik dinamikleri etkilediğini de göz önünde bulundurmamız gerekiyor. Bu nedenle sürecin baştan sona çok iyi yönetilmesi gerekiyor. Gerekliliklere uygun kentsel dönüşüm ve yeni inşa faaliyetleri sonucunda ülkemizi akıllı ve enerji verimli şehirlere kavuşturabiliriz.
Türkiye inşaat malzemeleri sektörü dünya ile rekabette ne durumda? Yeni teknolojilere yatırım yapabiliyor muyuz? Kaliteli inşaat üretebilecek kaynaklara sahip miyiz?
Türkiye inşaat malzemeleri sektörü, son yıllarda ciddi bir büyüme kaydederek dünya pazarında önemli bir oyuncu haline geldi. Özellikle Avrupa ve Orta Doğu pazarlarına yönelik ihracatımız, sektörümüzün rekabet gücünü artırırken, ülke ekonomisine de ciddi katkılar sağlıyor. Kaliteli ürünler, rekabetçi fiyatlar ve hızlı teslimat avantajlarımız, uluslararası pazarda güçlü bir konum elde etmemize imkan sunuyor.
Rekabet gücümüzü artırmak ve sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek için odaklandığımız bazı alanlar mevcut. Bilinç oluşturma, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilirlik odaklı çalışmalar, sektörün hem Türkiye’de hem de dünyada daha büyük başarılara ulaşmasını sağlayacaktır.
Türkiye’nin inşaat malzemesi sanayisindeki AR-GE çalışmaları, uluslararası standartlarda rekabet açısından büyük bir potansiyele sahip. Bu noktada, dünyanın en büyük ilk 10 inşaat malzemesi ihracatçısı ülkeleri arasında olmamız da küresel potansiyelimizi teyit ediyor. 2018 yılında kurulan AR-GE Komitemiz, Türkiye İMSAD üyelerinin AR-GE ve Tasarım Merkezleri ile ARGE departmanlarının sorunlarını belirlemek, kamu ile gereken iş birliklerini geliştirmek, AR-GE merkezlerinde tamamlanan projelerin/proje konularının envanterini çıkarmak, üniversite-STK-sanayi iş birlikleri geliştirmek, AR-GE merkezlerinin birbirleri ile iletişimini geliştirmek, AR-GE politikaları lobi çalışmaları yapmak ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile ilişkileri geliştirmek amacıyla çalışmalar yapıyor.
Ana misyonu inovatif yapılı çevre aracılığıyla rekabet gücünü artırmak, toplumsal ihtiyaçları karşılamak ve çevresel zorlukların üstesinden gelmek için yeni AR-GE ve inovasyon stratejileri geliştirmek olan Avrupa Teknoloji Platformu (ECTP)’nun da 2023 yılından beri üyesiyiz. Bu platform üyeleri ile ortak olarak yürütülen projelerde aktif olarak yer alıyor, ortağı olduğumuz bu projelere üye firmalarımızın da dahil olmasına öncülük ediyoruz.
Geçtiğimiz dönemde dernek olarak önemli çalışmalara da imza attık. Hazırladığımız “İnşaat Malzemeleri Sanayisinde Yeşil Dönüşüm için AR-GE ve İnovasyon Rehberi” ile üyelerimize Yeşil Mutabakat’a uyum sürecinde kılavuz oluyoruz. Öte yandan, yapı kimyasalları sektöründeki ürünlerin mevzuata uygunluğunun kontrolü ve belgelendirme kaynaklı haksız rekabet unsurlarının önlenmesi amacıyla başlattığımız “İnşaat Malzemeleri Kalite Takip Sistemi (İMKTS)” ile de sektörün kalitesini ve rekabet avantajını yükseltiyoruz.
İnşaat malzemeleri sektörünün mevcut konumu nedir?
Öncelikle, sektörümüzün hem ülkemizin ihtiyaçlarına hem de dünya pazarlarına cevap verecek üretim kapasitesine sahip olduğunu belirtmemiz gerekir. Öte yandan, 2024’te Türkiye’nin toplam ihracatı 262 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. İnşaat malzemesi sanayimiz ise 29,03 milyar dolarlık ihracata imza attı. Yani neredeyse ülkemizin toplam ihracatının yüzde 11’ine yaklaşan kısmını sektörümüz üstleniyor.
Gerek ekonomik katkı gerekse de ihtiyaçların giderilmesi açısından sektörümüz ülkemiz açısından kritik öneme sahip. Özellikle yaşadığımız deprem felaketinden sonra gelişmiş bir inşaat malzemesi sanayimizin olmasının önemi daha da belirginleşti. Bu süreçte dışarıya bağımlı kalmadan yeniden inşa süreci yürütülmesine dayanak olduk. İnşaat malzemesi sanayimiz, sürekli gelişerek Türkiye’ye verdiği katkıyı da daha da büyütecektir.
Sektörün önündeki sorunlar ve ihracat hedefleri/fırsatları neler?
2024 yılında yeni kutuplaşma eğilimleri, ticaret savaşları, emtia milliyetçiliği, ekonomik güçlerin diğer ülkeler üstünde yarattığı etkilerin daha da derinleşmesi, yıllar önce gündemimizden kalkan kendi kendine yeten ülke olabilme kavramını yeniden ortaya koydu. Bu sebeple, sektörümüzün bağımsız olması ve ülke gelişimine katkı yapması, stratejik ve kritik önem taşıyor.
Öte yandan, inşaat malzemesi sanayimizde kapasitenin yüksek olması, sektörümüze yeni oyuncu girişlerini artırıyor. Bu durum ise, arzın talebin üzerine çıkmasına yol açarak stok yönetimini kritik bir hale getiriyor. Bu noktada, teşvik sisteminin ise bölgesel odaklı olmaktan ziyade, ihtiyaç duyulan sektörel yatırımlara yönlendirilmesi ve özellikle ihracatı destekleyecek şekilde düzenlenmesi gerekiyor.
Bir başka nokta ise, ülkemizin bu dönemde ivedilikle çözmesi gereken konuları bulunuyor. Nüfus artışıyla birlikte gelişen yeni şehirleşme arzı, deprem bölgemizin ihtiyaçları, ülkemizin genelinin depreme karşı güvenli hale getirilmesi için sistemli kentsel dönüşüm faaliyetleri ve iklim değişikliğine uyumlu, enerjide verimlilik sağlayacak konut yapımı bu konular arasında yer alıyor.
Bu sorunların çözümü noktasında inşaat malzemesi sanayimiz hem deprem bölgesinin yeniden imarı için hem de kentsel dönüşüm için ihtiyaç duyulan malzemeleri, tüm kategorilerde kapasite ve nitelik açısından üretebileceğini kanıtladı.
Ek olarak, ülkemizin coğrafi konumunun sağladığı avantajlar ve yüksek kaliteli ürün kapasitemiz, ihracat pazarlarında rekabetçi konumumuzu güçlendiriyor. 2025 yılı sonunda Türkiye’nin toplam ihracatının 268 milyar dolar olacağını, inşaat malzemesi sanayimizin ise 31 milyar dolar tutarında ihracat faaliyeti gerçekleştireceğini öngörüyoruz.
