Pimapen Genel Müdür Yardımcısı Seyfettin Aslan, enerji verimliliği, yalıtım performansı ve güven odaklı çözümlerin yapı sektöründe giderek daha kritik hale geldiğini belirtirken, Pimapen’in güçlü bayi ağı, Ar-Ge yatırımları ve jenerik marka gücüyle sektördeki lider konumunu koruduğunu vurguluyor.
Pimapen markasının sektördeki konumunu nasıl tanımlarsınız?
Pimapen, Türkiye’de PVC pencere sistemlerinin gelişiminde öncü rol üstlenmiş, bugün ise pencereye adını veren jenerik hale gelmiş köklü bir marka. Bu konum tesadüfi değil. 45 yıla yaklaşan birikimin, kalite anlayışının ve kullanıcıyla kurulan güçlü güven ilişkisinin sonucu.
1982 yılında başlayan yolculuğumuzda; sektörde ilk TSE ve ISO 9001 belgelerini alan, kurşunsuz profil geliştiren ve Turquality programına giren ilk PVC pencere üreticisi biz olduk. Standartları belirleyen bir marka olarak yalnızca ürün sunmuyoruz. Yalıtım, sessizlik, güvenlik ve konfor sunan komple bir sistem yaklaşımı geliştiriyoruz.
Pimapen’in parçası olduğu Ege Profil, bu gücü nasıl destekliyor?
Pimapen’i değerlendirirken, parçası olduğumuz Ege Profil’in ölçeğini ve global gücünü birlikte ele almak gerekiyor. Ege Profil, Belçika merkezli Deceuninck Grubu’nun Türkiye’deki en önemli üretim ve Ar-Ge üslerinden biri. Türkiye’den 5 kıtada 80’e yakın ülkeye ihracat gerçekleştiren bu yapı, grubun satışlarında önemli bir paya sahip.
Bu güçlü yapı, Ege Profil’i yerel bir üreticinin ötesine taşıyarak bölgesel bir ihracat ve inovasyon merkezi haline getirdi. Bu yapı, sektörün en önemli oyuncularını barındıran büyük bir ekosistem oluşturuyor. 2014’te Pimaş’ın bünyeye katılmasıyla birlikte Pimapen’in de yer aldığı geniş marka portföyü oluşturuldu ve “çok markalı, tek stratejili” büyüme modeli benimsendi.
Deceuninck ortaklığı; üretim gücünü artırırken aynı zamanda karar alma çevikliğini, Ar-Ge yetkinliğini ve yüksek katma değerli ürün gelişimini destekleyen bir grup olmamızı sağlıyor. Bugün bu ekosistem, Pimapen’e yalnızca ölçek değil; teknoloji ve inovasyon alanlarında güçlü bir perspektif kazandırıyor. Biz de Pimapen olarak bu birikimi, iç pazardaki güçlü konumumuzla birleştirerek yolumuza devam ediyoruz.
2025 yılı yapı sektörü açısından nasıl geçti?
2025 yılı sektör açısından dalgalı ama aynı zamanda öğretici bir dönemdi. Finansmana erişim koşulları ve maliyet baskıları sektörün temposunu zaman zaman yavaşlattı. Buna karşın deprem gerçeği, kentsel dönüşüm ihtiyacı ve artan konut talebi, sektörün yönünü belirleyen ana unsurlar olmaya devam ediyor. Türkiye İMSAD verilerine baktığımızda da bunu net şekilde görüyoruz. 2025 yılı itibarıyla inşaat sektörü büyümesini sürdürdü ve yıl genelinde yaklaşık yüzde 4-5 seviyesinde bir büyüme gerçekleşti. Özellikle deprem bölgesindeki yeniden inşa çalışmaları, kentsel dönüşüm projeleri ve kamu yatırımları sektörün büyümesinde önemli rol oynadı.
Bugün Türkiye’de hâlâ yıllık yaklaşık 700-800 bin yeni konut ihtiyacı bulunuyor. Buna ek olarak kentsel dönüşüm ihtiyacı, deprem gerçeği, nüfus artışı ve mevcut konut stokunun yenilenmesi gerekliliği; sektörümüzün orta ve uzun vadede güçlü kalacağını çok açık şekilde gösteriyor. 2026 beklentisi de Türkiye’de inşaat sektörünün yüzde 3-5 arasında büyümesi yönünde. Elbette kısa vadede dalgalanmalar olabilir. Finansman maliyetleri talebi etkileyebilir, faiz ortamı yatırımların hızını belirleyebilir. Nitekim 2025 yılında da özel sektör yatırımlarında zaman zaman bu etkileri gördük. Ancak konut ve sağlıklı yapılaşma ihtiyacı hiçbir zaman ortadan kalkmaz.
Bu dönemde tüketici davranışında da önemli bir değişim gördük. Belirsizlik ortamlarında kullanıcılar risk almak yerine güvenilir, bilinen ve kendini kanıtlamış markalara yöneliyor. Pimapen’in jenerik marka gücü burada en büyük avantajlarımızdan biri oldu.
2026 yılı nasıl geçiyor? Yıl sonu hedefleriniz nedir?
2026 yılının sonuna kadar sektörün daha dengeli bir zemine oturacağını öngörüyoruz. Enerji verimliliği, yalıtım performansı ve akıllı sistemler artık bir tercih değil, zorunluluk haline geliyor. Pimapen olarak bizim odağımız çok net; daha yüksek performanslı, daha verimli ve kullanıcı ihtiyaçlarına daha güçlü yanıt veren sistemler geliştirmek. Ayrıca kentsel dönüşüm projelerinin devam edeceğini ve talebin bu yönde yukarı yönlü seyredeceğini öngörüyorum. Aynı zamanda bayi ağımız üzerinden sahadaki uygulama kalitesini artırmak en önemli önceliklerimiz arasında yer alıyor.
Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarınızın odağında neler var?
Biz pencereyi yalnızca bir ürün olarak değil, entegre bir sistem olarak ele alıyoruz. Bugün pencere teknolojisi; profil yapısı, cam teknolojileri ve donanım sistemlerinin birlikte gelişmesiyle ilerliyor. Bu üç bileşenin uyum içinde çalışması hem yalıtım performansını hem de kullanıcı konforunu belirliyor. Enerji verimliliği tarafında daha düşük ısı iletim değerlerine ulaşan sistemler geliştirirken, aynı zamanda sessizlik ve güvenlik gibi kullanıcı deneyimini doğrudan etkileyen alanlara da odaklanıyoruz.
Pimapen’in başarısında bayi yapılanmasının rolü nedir?
Bayi yapımız Pimapen’in en güçlü kaslarından biri. Türkiye genelinde yaygın ve güçlü bir bayi organizasyonuna sahibiz. Pimapen’i güçlü kılan yalnızca üretim gücü değil; sahada markayı temsil eden bayilerimizin bilgi birikimi, tecrübesi ve bağlılığıdır. Bu yapı sayesinde hem kullanıcıya yakın oluyor hem de sahadaki ihtiyaçlara hızlı ve doğru yanıt verebiliyoruz. Bizim için bayi ağı sadece bir satış kanalı değil, markanın sahadaki yüzü ve en önemli değer ortaklarından biri.
Son olarak eklemek istediğiniz bir mesaj var mı?
Pimapen, neredeyse yarım asırdır bu ülkenin penceresi. Bu süre içinde sadece bir ürün üretmedik; bir alışkanlık, bir güven duygusu ve bir marka kültürü oluşturduk. Bugün geldiğimiz noktada en büyük sorumluluğumuz, bu güveni korumak ve geleceğe taşımak. Türkiye’de PVC pencere denince akla gelen jenerik bir marka olmanın sorumluluğuyla hareket etmeyi sürdüreceğiz. Çünkü Pimapen, dün olduğu gibi yarın da sektörde standartları belirlemeyi sürdürecek.


