28 Mayıs 2026
Beşyol Mahallesi 1.İnönü Caddesi 18/8 Küçükçekmece İstanbul
Ekonomi Son Dakika

Türkiye’nin sürdürülebilir ekonomi yolculuğu

Sürdürülebilirlik arayışı, yeşil dönüşümün küresel bir zorunluluk olarak kavramsallaştırılmasına ve benimsenmesine yol açtı. Yeşil dönüşümün tematik yansımaları, döngüsel ekonomi ve etkin atık yönetimi gibi sürdürülebilirlik anlatısı içinde sadece bir arada var olmakla kalmayıp aynı zamanda birbirini güçlendiren iki önemli unsurda kendini gösteriyor.

Döngüsel ekonomi, inovatif bir yaklaşımla ekonomik büyümeyi kaynak tüketiminden ve çevresel bozulmadan ayırmayı amaçlarken; geleneksel ve doğrusal “yap, al, kullan, at” ekonomisinden yenilikçi ve döngüsel “yap, al, kullan, dönüştür” ekonomisine doğru radikal bir değişim öneriyor. İnsan nüfusunun yaklaşık 8 milyara ulaştığı günümüzde, kaynaklar parabolik bir hızla tüketilirken, projeksiyonlara göre eğer 2050 yılına kadar küresel nüfus (beklendiği şekilde) 9,7 milyara ulaşırsa, insanların bugünkü yaşam tarzlarını sürdürebilmeleri için gerekli olan doğal kaynakları sağlamak, üç gezegene eşdeğer bir alan gerektirecek. İklim değişikliğinin yıkıcı etkilerinden ve enerji güvenliğinde yaşanan sorunlardan kaçınabilmek için 2050 yılına kadar küresel enerji sisteminde köklü ve bütüncül bir dönüşümün gerçekleşmesi gerekiyor. Bu süreç, enerji arzının karbonsuzlaştırılmasıyla birlikte dirençli ve kapsayıcı bir küresel ekonomiyi destekleyen enerji sistemlerine doğru bir değişimi z orunlu kılıyor. Nitekim, yeşil dönüşüm kavramının merkezinde de başlıca enerji dönüşümü yer alıyor. Bugüne kadar kaydedilen ilerlemeye rağmen, enerji dönüşümü teknolojilerinin yaygınlaştırılması, 1,5°C Paris iklim hedefine ulaşmak için gereken seviyelerin oldukça gerisinde. Bu hedefe erişebilmek için, Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA) tarafından oluşturulan 1,5°C senaryosuna göre, dünyanın 2050 yılına kadar enerji sektöründe net sıfır emisyona ulaşması gerekecek; bu da enerjiyle ilgili yıllık CO2 emisyonlarında 2022’deki tahmini seviyelere kıyasla yaklaşık 37 gigaton (Gt) bir azalmaya karşılık geliyor. Bugünün küresel ekonomisinin karmaşıklığı, enerji, gıda ve doğal kaynaklar üzerindeki yükü artırırken, artan tüketim ile birlikte çevresel dengenin üzerinde önemli bir etki oluşturuyor. Tüketicilerin çevre sorunları konusundaki bilinç düzeyi arttıkça çevresel kaygıları da aynı oranda artıyor. Söz konusu kaygılar, tüketicilerin yaşam tarzlarında ve satın alma davranışlarında sürdürülebilirlik kavramına önem vererek hareket etmelerini de beraberinde getiriyor. AB Komisyonu tarafından 2021 yılında gerçekleştirilen Tüketici Koşulları Anketi çalışması bu tespiti destekler nitelikte bulgular içeriyor. Anket sonuçlarına göre, AB tüketicilerinin %56’sı mal ve hizmetlerin çevresel etkisine dikkat etmekteyken, alınan çoğu mal veya hizmet için bu durumun geçerli olduğunu söyleyen tüketicilerin oranı ise %23. Araştırmaya göre tüketicilerin üçte ikisi, daha fazla maliyeti olsa bile çevre için daha iyi ürünler satın aldığını belirtiy or. 2019’da yapılan özel bir Eurobarometre araştırmasında da, katılımcıların üçte ikisi, tüketim alışkanlıklarının çevreye olumsuz etkileri olduğunu kabul ediyor ve katılımcıların çoğu çevresel sorunların üstesinden gelmenin en iyi yolunun tüketim ve üretim kalıplarını değiştirmek olduğunu belirtiyor. Tüketicilerin sürdürülebilir şekilde üretilmiş mal ve hizmetler konusundaki teşvik edici yaklaşımları ile satın alma kararlarını hızla nasıl değiştirdiklerine dair veriler, şirketler üzerinde de bir baskı oluşturuyor. Üretim sürecinde ve tedarik zincirinde meydana gelen sera gazı emisyonlarının hesaplanmasına enerji tüketimi, malzeme kaynakları, atık yönetimi ve ulaşım gibi faktörler etki ediyor. Mevcut durumun anlaşılmasına ve geleceğe yönelik çevresel hedefler belirlenmesine katkı sağlayacak bu faktörlere ilişkin olası önlemler şu şekilde sıralanıy or:

Earth Day, Environment concept and Eco concept

1.Lojistik ve Taşımacılık Optimizasyonu: Ürünlerin taşınması ve dağıtım süreçleri sırasında yakıt verimliliğini artırmak, emisyonların azaltılmasına da katkı sağlarr. Bu doğrultuda şirketlerin rota optimizasyonu, taşıma araçlarının verimliliğini artırıcı teknoloji kullanımı ve alternatif taşımacılık yöntemlerini değerlendirmesi öneriliyor.

2.Enerji Verimliliği: Üretim süreçlerinde enerji verimliliğini artırmak, karbon ayak izini azaltmada önemli bir adımdır. Şirketlerin enerji tüketimini optimize etmek için enerji verimli makineler kullanması, üretim hattını iyileştirmesi ve enerji yönetim sistemlerini benimsemesi artık. yalnızca bir seçenek değil, büyük ölçüde bir zorunluluk

3.Atık Yönetimi ve Geri Dönüşüm: Atık miktarını azaltmak ve geri dönüşümü teşvik etmek, çevresel sürdürülebilirlik açısından oldukça önemli. Üretim süreçlerinde atık miktarını minimize etmek için önlemler almak ve geri dönüşüm sistemleriyle iş birliği y apmak, bu alanda atılacak kritik adımlar arasında yer alıyor.

4.Emisyonların Raporlanması: Emisyonların izlenmesi ve raporlanması, şirketlerin karbon ayak izini anlamak ve yönetmek açısından değerlidir. Şirketlerin gönüllü raporlama inisiyatiflerine katılması ve emisyonlarını düzenli olarak izlemesi, azaltıma dair ilerlemenin değerlendirilmesi ve hedeflere ulaşılması açısından önemli bir adım.

5.Ürün Tasarımı ve İnovasyon: Ürünlerin çevresel etkilerini azaltmak için tasarım sürecinin gözden geçirilmesi, daha enerji verimli ürünler tasarlanması, malzeme kullanımının optimize edilmesi ve ürünlerin ömrünün uzatılması; emisyonların azaltılmasına da katkı sağlıyor.

6.Yeşil Tedarikçiler ve İş Birliği: Şirketlerin çevresel sürdürülebilirlik konusunda benzer hedeflere sahip yeşil tedarikçilerle iş birliği yapması, çevre dostu malzemelerin veya bileşenlerin kullanılmasını ve sürdürülebilir üretim süreçlerinin benimsenmesine katkı sağlar. Yeşil tedarikçilerle yapılan iş birlikleri, emisyonların azaltılmasında da belirleyici bir role sahiptir.

7.Ürün Geri Dönüşümü ve Atık Yönetimi: Üretilen ürünlerin geri dönüşüm süreçlerinin ve atık yönetiminin dikkate alınması, malzemelerin tekrar kullanılmasını ve atıkların azaltılmasını sağlar.

8.Çalışan Farkındalığı ve Eğitimi: Çalışanların çevresel sürdürülebilirlik konusunda farkındalığını artırmak için eğitim programları düzenlenmesi ile enerji verimliliği, atık yönetimi ve sürdürülebilir uygulamalar konusunda bilinçlenmesi, emisyonları yönetme çabalarına aktif katılımı mümkün kılıyor.

9.Sürekli İyileştirme ve İzleme: Emisyonları yönetmek için sürekli olarak stratejilerin gözden geçirilmesi, iyileştirme fırsatlarının değerlendirilmesi ve ilerlemenin izlenmesi gerekir.

Belirlenen hedeflerin sadece yüzde 16’sında ilerleme kaydedildi

Boğaziçi Üniversitesi’nin bileşeni olduğu Birleşmiş Milletler (BM) Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı (UNSDSN) 2024 Sürdürülebilir Kalkınma Raporu’nu açıkladı. Raporda BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na ulaşma yolunda finansal kaynak eksiklikliğinin büyük bir engel teşkil ettiği kaydedildi. Küresel finansal mimarinin yeniden düzenlenmesinin her zamankinden daha acil olduğu belirtilen raporda, küresel vergilendirme de dahil olmak üzere yeni küresel finansman modelleri üzerinde konuşulması gerektiği ifade edildi. 2015 yılında ilan edilen 17 Sürdürülebilir Kalkınma Amacı’nın 2030 yılına kadar gerçekleştirilemeyeceğinin belirtildiği raporda; belirlenen hedeflerin sadece %16’sında ilerleme kaydedildiği, hedeflerin %84’lük kısmında ise ilerlemenin sınırlı veya tersine dönmüş durumda olduğu ifade edildi. Sürdürülebilir Kalkınma Hedef Endeksi’nde İskandinav ülkeleri geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da liderliğini sürdürdü. Sürdürülebilir Kalkınma Endeksi’nde Finlandiya 1.sırada yer alırken onu sırasıyla İsveç, Danimarka, Almanya ve Fransa takip etti. BRICS ülkeleri (Brezilya, Rusya Federasyonu, Hindistan, Çin ve Güney Afrika) ile BRICS+ ülkelerinin (Mısır, Etiyopya, İran, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri) 2015 yılından bu yana dünya ortalamasından daha hızlı ilerleme kaydettikleri, yoksul ve kırılgan ülkelerin ise Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na ulaşmada oldukça geri kaldıkları görüldü. Türkiye ise, 70.5 puan alarak 167 ülk enin yer aldığı endekste 72. oldu. Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na ulaşma yolundaki en büyük zorluğun yatırım sorunları olduğunun vurgulandığı raporda özellikle düşük ve alt-orta gelirli ülkelerdeki altyapı, eğitim ve sağlık gibi alanlarda temel kamu yatırımları için gerekli finansal kaynak yetersizliğinin ve gelişmekte olan ülkelerin borç yükü altında olmasının Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na ulaşmayı zorlaştırdığı kaydedildi. İnsanlığın temiz hava ve su gibi ulus devletlerin ötesine geçen birçok vazgeçilmez ortak mal ve hizmete ihtiyaç duyduğu belirtilen raporda, küresel finansal mimarinin reform ihtiyacının daha da acil hale geldiği vurgulandı.

Düşük gelirli ülkelerin ve alt-orta gelirli ülkelerin, büyük ölçekli yatırımlar yapabilmeleri ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na ulaşabilmeleri için hızlı erişilebilir, uygun maliyetli ve uzun vadeli sermayeye erişimleri gerektiği belirtildi. Raporda, gerekli fonları sağlamak üzere yeni örgütlerin kurulması, yeni küresel finansman yöntemlerinin uygulanması ve evrensel kaliteli eğitime erişim gibi alanlara küresel finansmanın önceliklendirilmesi gerektiği ifade edildi. Raporda, küresel finansal mimaride reform yapılması için resmi finansmanın artırılması, ulusal kalkınma bankalarının performansının iyileştirilmesi, küresel vergilendirme uygulamaları, özel sermaye piyasalarının reformu ve mevcut borçların yeniden yapılandırılması stratejileri önerildi.

İş dünyası iklim krizine karşı

Dünya Ekonomik Forumu’nun geçtiğimiz aylarda yayınlanan 2024 Küresel Riskler Raporu, iş dünyasının en büyük tehditlerinden biri olarak iklim krizini işar et ediyor. Rapor, artan çevresel risklerin işletmelerin sürekliliği ve finansal sağlığı üzerindeki etkilerini vurguluyor. Rapora göre, küresel ölçekte maddi bir kriz yaratma ihtimali en yüksek risk aşırı ha va olayları ve bu, iklim krizinin sonuçlarından biri. Türkiye’nin en önemli gündemi olarak görülen hayat pahalılığı ise %42 ile risk sıralamasında 4. sırada. Bu durum, iş dün yasının bu konunun farkında olduğunu gösteriyor. Ancak sokaktaki insanlar hala iklim krizinin yaratacağı yıkımdan habersiz gibi görünüyor. Bu nedenle bireyleri bu konuda bilgilendirmek önemli. İş dünyası da kendi personelini bu konuda eğiterek işe başlamalı.

Sürdürülebilir gıda sisteminin anahtarı teknoloji ve inovasyon

Toplumun iklim değişikliğine dair bilgi seviyesi, görüş ve davranışlarına yönelik olarak Yuvam Dünya Derneği ve KONDA iş birliğiyle Türkiye’de İklim Krizi Algısı araştırması yapıldı. Araştırmaya göre; 2023 yılında %65’lik bir kesim iklim değişikliği konusunda endişeli olduğunu belirtirken bu yıl bu oran 19 puan artarak %84’ e çıktı. Geçen seneye kıyasla artan büyük endişe ise gıda ya erişimde zorlanmak.Araştırma ayrıca iklim değişikliği konusunda kendisini sorumlu hissedenlerin hem daha endişeli hem de gelecekteki tehditleri daha ciddi algıladığını orta ya koyuyor. Bu grup; geri dönüşüm yapma, plastik kullanımını azaltma ve sürdürülebilir markaları tercih etme gibi çevreci uygulamalara daha fazla yöneliyor. Araştırma sonuçları, iklim değişikliğiyle ilgili endişeler ve pratik eylemlerin güçlü bir bağlantısı olduğunu ortaya koyuyor. BM Gıda ve Tarım Örgütü’nün açıkladığı veriler, 2050’de dünya nüfusunun 9,7 milyara ulaşacağını gösteriyor. Açıklanan rakamlar artan nüfusu beslemek için yaklaşık 25 yılda gıda üretiminin %60 oranında artması gerektiğini ortaya koyuyor. Gıda israfının önlenmesi bu süreyi uzatabilse de tek başına kalıcı bir çözüm sunmadığından, tüm dünya sürdürülebilir bir gıda sistemi yaratmanın ve gıda üretimini artırmanın anahtarı olarak teknoloji ve inovasyonı konuşuyor. Bitki bazlı ve laboratuvar ortamında üretilen besinler yeni gıda adıyla, giderek daha fazla dünya gündemine giriyor. Üretilecek yeni gıdaların, yüksek besleyicilik değerinin yanında sürdürülebilir, üretimi kolay ve tüketicinin kolay erişebileceği sağlıklı gıdalar olması gerekliliği ifade ediliyor. Ayrıca üretimde verimliliği artıracak akıllı tarım teknolojileri ve dikey tarım gibi yenilikçi yöntemler üzerine çalışmalar devam ediyor.

Sürdürülebilir su yönetiminin önemi artıyor

İklim krizi nedeniyle dünya genelindeki birçok ülkede su kaynakları hızla tükeniyor. Türkiye’de su stresi yaşayan ülkeler arasında yer alıyor. Su Politikaları Derneği tarafından yayımlanan rapora göre, Türkiye’deki 6 havzanın su seviyesi kırmızı alarm veriyor. Su krizi ile mücadele kapsamında hem kamusal hem de bireysel önemler alınıyor. Mevcut su kaynakları üzerindeki baskıyı %30’lara varan oranlarda düşüren yağmur suyu hasadı da alınan tedbirler arasında ilk sıralarda yer alıyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da Türkiye’nin kuraklık sorununa çözüm sunması amacıyla Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nde 2 bin metrekareden büyük parsellere inşa edilecek tüm binaların çatılarında yağmur suyu toplama sistemi yapılmasını zorunlu tutuyor. İSKİ verilerine göre de İstanbul’da barajların doluluk oranı son 3 ayda %25 civarında geriledi. Ankara’da ise geçen yıl Temmuz sonunda yaklaşık %46 olan genel baraj doluluk oranı bu yıl %42’ye gerilemiş durumda. Yapılan araştırmalar, küresel iklim değişikliğinin ve nüfus artış hızının Türkiye’yi de olumsuz etkilemeye başladığını, önümüzdeki 25 ila 30 yıl içerisinde kuraklık seviyesinin ciddi oranda artabileceğini gösteriyor. Bu durumun, tarımdan sanayiye ve sosyal yaşama kadar birçok alanı olumsuz etkileyeceği öngörülürken, sürdürülebilir su yönetimi kavramını da öne çıkarıyor. Türkiye’de şebeke sularında kayıp kaçak oranlarının ise %50’ye yaklaştığı tahmin ediliyor.

Anadolu Efes ,2023 entegre raporu’nu yayımladı

2010 yılından bu yana sürdürülebilirlik performansını şeffaf bir şekilde pa ydaşlarına açıklayan Anadolu Efes, ikinci entegre raporunu yayımladı. Anadolu Efes, 2023 raporlama döneminde 578 mily on TL değerinde doğrudan ve dolaylı enerji tasarrufu yatırımı kararı aldı. Bu yatırım ile şirket 3.335 ton CO2e karbon emisyonu azaltımı hedefliyor, 2030 yılında ise kendi operasyonlarında net sıfır emisyon hedefi için çalışmalarını sürdürüyor. Şirket, sosyal fayda odağında ise 28 milyon TL’nin üzerinde yatırımla 36 farklı proje hayata geçirdi. Çalışanlara eşitlikçi, kapsayıcı, gelişim odaklı, adil ve güvenli bir iş ortamı sunmak için de 2023 yılında 34 proje yürüttü.

Aytaç ,ilk sürdürebilirlik raporunu yayımladı

Aytaç, sürdürülebilirlik yolculuğunda önemli bir adım daha atarak, çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarındaki performansını ve hedeflerini açıkladığı ilk sürdürülebilirlik raporunu yayınladı. Yıldız Holding’in 2050 yılında tüm değer zincirinde net sıfır hedefi doğrultusunda karbonsuzlaşma yolculuğuna devam eden Aytaç, enerji tüketimi ve karbon emisyonlarında %15 oranında azaltım sağlarken, fabrika arazisinde kurulacak 6 MWp kapasiteli güneş enerjisi santraliyle fabrikanın elektrik ihtiyacının tamamının yenilenebilir kaynaklardan sağlanması amaçlanıyor. Aytaç CEO’su Erhan Çetin, “Sürdürülebilirlik performansımızı ileriye taşımak için var gücümüzle çalışmaya devam ederken tüketicilerimizin beklenti ve ihtiyaçlarını tam olarak karşılayan, yüksek kalite standartlarına sahip yenilikçi ürünlerimizi geliştirmeye devam edeceğiz.” dedi.

BİM tek kullanımlık plastik tüketimini azaltıyor

BİM, yaşanabilir bir çevre ve sürdürülebilir bir gelecek vizyonuyla sektöründe bir ilki gerçekleştirdi ve Plastiksiz Temmuz hareketinden yola çıkarak mısır nişastasından üretilen biyobozunur torbaları, Türkiye’deki 11 binin üzerinde mağazasında müşterilerine hediye etti. BİM CEO’su Haluk Dortluoğlu da yaşanabilir bir çevre ve sürdürülebilir bir geleceğe katkı sağlamanın BİM’in kuruluşundan bu yana öncelikleri arasında olduğunu belirterek, “BİM olarak plastik kullanımının azaltımı, atık yönetimi, geri dönüşüme ve döngüsel ekonomiye katkı alanlarında öncü uygulamaları hayata geçiriyoruz. Hep birlikte harekete geçtiğimizde ortaya çıkaracağımız etkinin dünyanın geleceğine ve plastik kirliliğine yönelik çözüme katkı sağlayacağına inanıyoruz.” dedi

Boyner toplumsal cinsiyet eşitliğine odaklanıyor

Dünya, çevre ve toplum için sürdürülebilir bir gelecek yaratmak amacıyla yatırımlarına devam eden Boyner Grup, öncelikli olarak toplumsal cinsiyet eşitliğine odaklanıyor. Boyner Grup Yönetim Kurulu Üyesi Ümit Boyner, özellikle toplumsal cinsiyet eşitliği konusundaki çok net yaklaşımlarını istikrarla sürdürdüklerini ve eşitliği sağlamayı bir demokrasi meselesi olarak gördüklerinin altını çizdi. Boyner, “UNDP iş birliğiyle hayata geçirecekleri SHE LAB-Genç Kadınlar için Sürdürülebilirlik Laboratuvarı projesiyle kadın liderler yetiştirmek için yola çıktık. Sürdürülebilirlik konusu henüz şirketler nezdinde dahi tam anlaşılmamışken, üniversitelerin 3. ve 4. sınıflarında okuyan kız öğrencilerinin katılımıyla gerçekleşecek olan proje 18 aylık online bir eğitim dönemini kapsayacak ve 210 genç kadına ulaşılacak.” değerlendirmesinde bulundu.

Coca-cola genel müdürlük binası’nda yeşil ofis diploması

Coca-Cola İçecek (CCI), WWF-Türkiye Yeşil Ofis Yeşil Dönüşüm Programı kapsamında Genel Müdürlük binasında yürüttüğü çevre dostu uygulamalarla Ocak-Aralık 2023 dönemi çevresel hedeflerini başarıyla tamamlayarak Yeşil Ofis Diploması almaya hak kazandı. Program kapsamında, tek kullanımlık kağıt ve plastik atıkların azaltılması, enerji tasarrufu teşviklerinin uygulanması ve çevresel farkındalığın artırılması hedefleri belirlendi. Bu hedeflere ulaşmak için CCI Yeşil Ofis proje ekibi ve gönüllüleri yoğun bir çalışma gerçekleştirdi. Sürdürülebilirliği tüm işlerine entegre eden CCI, bir seneden uzun süredir devam eden çalışmalar kapsamında Yeşil Ofis Diploması’nı alarak yalnızca operasyonlarında değil, ofislerinde de sürdürülebilirlik yönetimine olan bağlılığını gösterdi.

Cups&clouds,kahve posasından sabun üretti

Cups&Clouds, kahve yapımından sonra elde ettiği posalardan sabun üreterek sürdürülebilir gelecek için yeni bir perspektif çiziyor. Bu süreçte üreten kadınlarla iş birliği yapan Cups&Clouds, sosyo-ekonomik açıdan da önemli bir desteğe imza atıyor. Cups&Clouds’un kahve posasından sabun üretme fikrinin çıkış noktasını anlatan Cups&Clouds CEO’su Mustafa Tuncer, “Kahve yapımından sonra elimizde kalan posalardan bir sabun üretme fikri doğdu. Gerekli fizibilite çalışmalarını yaptıktan sonra üreten kadınlarla, kahvenin posasından sabun üretimine başladık. Bu noktada kahve posalarının geri dönüşümü yoluyla çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlıyor ve aynı zamanda kadınların sosyo-ekonomik olarak güçlenmesini destekliyoruz. Kahve bizim dünyamız ve bizim dünyamız iyilik için dönüyor.” dedi.

Form endüstri tesisleri,karbon ayak raporu’nu açıkladı

Form Endüstri Tesisleri, 2023-2024 Kurumsal Karbon Ayak İzi Raporu’nun sonuçlarını paylaştı. Rapora göre şirket, 2022 yılı sonunda yapılan GES yatırımı sayesinde 2023 yılında tüketilen enerjiden fazlasını üretti ve karbon ayak izi salımının azaltılması konusunda önemli adımlar attı. Bu çalışmalar sonucunda, 2023 yılında a ylık ortalama emisyon miktarı, bir önceki yıla göre %34,7 azaltıldı. GES yatırımıyla 2023 yılında tüketilen enerjiden 18.791,46 kWh fazlası üretilerek elektrik kullanımı kaynaklı karbon emisyon salımı sıfırlandı. 2023 yılında yapılan elektrikli forklift yatırımı sayesinde ise mobil yanma emisyonu %27 oranında azaltıldı. Şirket, 2022 yılı verilerini dikkate alarak iş seyahatlerini azaltma kararı aldı ve bu çerçevede online toplantıların da artırılmasını sağladı.

H&M,2030’da kadar malzemelerin yüzde yüzünü geri dönüştürrecek

H&M kapsam 3 emisyonlarını azaltmayı ve daha sürdürülebilir tedarik zinciri operasyonlarını teşvik etmeyi amaçlıyor. Şirket özellikle kapsam 3 emisyonlarını %56 oranında azaltmayı ve 2030 yılına kadar malzemelerinin %100′ünün geri dönüştürülmesini veya sürdürülebilir kaynaklardan elde edilmesini hedefliyor. Şirket, en son yıllık sürdürülebilirlik raporuna göre , kapsam 3 emisyonlarını 2023 yılında 2019 temel seviyesine kıyasla %22 oranında azalttı . Ancak H&M’in emisyon raporlama ve azaltma hedeflerine ulaşabilmesi için tedarikçilerinin desteğine ihtiyacı var. Delaware Üniversitesi Moda ve Giyim Çalışmaları Bölümü‘nde profesör ve lisansüstü çalışmalar direktörü olan Sheng Lu, sera gazı emisyonlarını iş birlikçi bir finansal yaklaşımla ele almanın H&M için stratejik olduğunu söyledi. DBS gibi bir banka ile ortaklık kurmanın kredi risklerini değerlendirmeye ve yönetmeye yardımcı olduğunu ve bunun da H&M’in fonlamanın verimli bir şekilde kullanıldığından emin olmasını sağladığını sözlerine ekledi.

Kervan gıda’dan 20 milyon dolarlık GES yatırımı

Kervan Gıda; 340 bin me trekarelik GES projesi ile karbon ayak izini yılda 24 bin ton azaltacak. Manisa, Akhisar’da 20 milyon 750 bin dolarlık y atırımla hayata geçen GES projesi ile enerji ih tiyacının yüzde 100’ünü karşılayacak. Kervan Gıda Genel Müdürü İ dris Can, “Manisa Akhisar lokasyonumuzda 45.000 adet 550 W HT panellerle donatılmış, 25.000 kW p kurulu panel gücüne sahip devasa bir enerji san trali kurduk. Kervan Gıda olarak; GES projemizle yıllık 40.000.000 kWh elektrik üretimiyle geleceğin enerjisini bugünden sağlıyoruz. Yılda 460.000 ağaç dikmeye eşdeğer olan bu proje sayesinde, yıllık 24.000 ton k arbon ayak izini azaltarak, doğamıza can k atıyoruz.” dedi.

Şişecam yenilenebilir enerji kurulu gücünü 10 MWP’ye çıkardı

Şişecam, 2023 yılı sürdürülebilirlik raporunu yayımladı. 2023 yılında AR-GE projeleri için yaklaşık 275 milyon TL harcayan Şişecam, bunun %63,5’ini sürdürülebilirlik projelerine ayırdı. Geçen yıl toplam 387 milyon TL çevre harcaması yapan Şişecam, birim üretim başına su tüketim miktarını 2020 yılına göre %25 azalttı, yenilenebilir enerji kurulu gücünü ise 10 MWp’ye çıkardı. Sürdürülebilirlik çalışmalarını teknolojiyle de destekleyen ve önce insan odağıyla çalışanlarının iş sağlığı ve güvenliğine bu alanda yatırım yapan Şişecam, Bursa, Eskişehir ve Mersin fabrikalarında, üretim hattında görev yapan çalışanların iş talimatlarını sahaya çıkmadan daha güvenli bir ortamda deneyimlemesine fırsat sunan Sanal Gerçeklik Projesi’ni uygulamaya aldı ve her fabrika için yerinde eğitimler düzenledi.

default