29 Nisan 2026
Beşyol Mahallesi 1.İnönü Caddesi 18/8 Küçükçekmece İstanbul
Kadınlar Günü Son Dakika

“KADIN LİDERLERE DÜŞEN EN ÖNEMLİ ROL; GÖRÜNÜR OLMAK VE KAPI AÇMAK”

LARA Freight ve SSNL Speedy Solutions şirketleri Yönetim Kurulu Başkanı Ahu Ural Öztürk, lojistikte kadın liderliğini bir “var olma mücadelesi” değil, bir “rota değişimi” olarak tanımlıyor. Erkek egemen kalıpların arasında yükselirken kırılmanın değil, yeniden ayağa kalkmanın gücüne inandığını söyleyen Öztürk, kadınların sektörde destek rolünde değil, karar masasında olması gerektiğini vurguluyor. Ona göre gerçek dönüşüm; kadınların görünür olması, birbirine kapı açması ve “O yaptıysa ben de yaparım” cesaretini çoğaltmasıyla mümkün.

Erkek egemen yapısıyla bilinen lojistik sektöründe, bir kadın yönetici olarak hangi yapısal zorluklarla karşılaştınız? Bu süreçte sizi güçlendiren temel unsurlar neler oldu?


Lojistik sektörü uzun yıllar “sahada erkek olur”, “operasyon erkek işidir” gibi kalıplarla anıldı. Kadınların daha çok ofis içi, destek veya koordinasyon rollerine yakıştırıldığı bir yapı vardı. Karar verici masalarda kadın görmek nadirdi.
En temel yapısal zorluk, yetkinliğinizi kanıtlama süresinin erkeklere kıyasla daha uzun olmasıdır. Aynı işi yaparsınız ama önce “yapabilir mi?” sorusunu aşmanız gerekir. Bazen de sert pazarlık ortamlarında ya fazla duygusal ya da fazla iddialı olarak etiketlenebilirsiniz. Bu ince dengeyi yönetmek kolay değil.
Beni güçlendiren en önemli unsur, Cumhuriyet kadını olmanın bilinciydi. İlhamımızı Atatürk kadınlarından aldık. Eğitimli, çalışkan ve üretken olmak bizim için bir tercih değil, bir sorumluluk.


İkinci olarak; kendime yatırım yapmayı hiç bırakmamak. Çalıştığım dönem içerisinde; 3.üniversite, yüksek lisans yaptım. 15 senedir üniversitede verdiğim derslerimde, gençlerden beslenme şansını buldum. STK’larda aldığım görevler harika insanlarla tanışmamı sağladı. Sektörde kalıcı olmanın yolu, bilgi ile, disiplinle ve çevrenizdeki insanlarla birlikte ilerlemekten geçiyor. Yetkinlik arttıkça önyargıların sesi azalıyor.


Ve elbette dayanıklılık… Benim de çok kırıldığım anlar oldu. Ama mesele hiç kırılmamak değil; ayağa kalkıp devam edebilmek. Kadınlar çoklu rol üstlenmeye alışkın. İş, aile, çocuk, ev düzeni, okul, dernek hepsi bir şekilde sığıyor… Kadın doğası gereği “multitask”. Hatta böyle çoklu görev becerisi, kadının gerçek gücü. Ancak bu gücün görünür olması için cesaretlendirilmesi gerekir.


Bugün lojistik sektöründe kadının konumunu istihdam ve girişimcilik açısından nasıl değerlendiriyorsunuz? Mevcut tabloyu yeterli buluyor musunuz?


Son yıllarda ciddi bir dönüşüm var. Özellikle genç kuşakta lojistik, tedarik zinciri ve havacılık operasyonlarında daha fazla kadın görüyoruz. Üniversitelerde bu bölümleri tercih eden kadın öğrencilerin sayısı artıyor. Bu çok kıymetli. Ancak üst yönetim ve karar alma mekanizmalarında kadın oranı hâlâ arzu edilen seviyede değil. Girişimcilik tarafında ise kadınlar daha cesur ama finansmana erişim, network ve uluslararası platformlarda görünürlük hâlâ önemli bir bariyer.


Mevcut tabloyu ilerleme açısından umut verici buluyorum; fakat yeterli bulduğumu söyleyemem. Cam tavan, yapışkan zemin gibi yapısal bariyerler tamamen ortadan kalkmış değil. Ama şuna inanıyorum: Kadınlar sektöre girdikçe sadece sayılar değişmeyecek; sektörün dili, karar alma tarzı ve risk yönetimi kültürü de dönüşecek.


Lojistik sektöründe kadınların birbirini güçlendiren bir ekosistem oluşturabilmesi için kadın liderlere ve kadın profesyonellere sizce nasıl bir rol düşüyor?


Ben “Kadın kadının yurdudur” anlayışına inanıyorum. En büyük dönüşüm, kadınların birbirine rakip değil destek olduğu noktada başlıyor.


Kadın liderlere düşen en önemli rol; görünür olmak ve kapı açmak. Genç bir kadının “O yaptıysa ben de yapabilirim.” demesi, belki de kariyer yolculuğunun en kritik eşiğidir.


CILT Türkiye ve WILAT (Women in Logistics and Transport) çatısı altında, lojistik ve taşımacılıktaki kadınların birbirini desteklediği, deneyim paylaştığı ve cesaretlendirdiği bir ağ oluşturmaya çalışıyoruz. Sektör derneklerimizin hemen hepsinde kadın komiteleri de çok aktif çalışıyor. Bu kolektif bilinç büyüdükçe, bireysel mücadeleler ortak güce dönüşüyor.


Kadın profesyonellere ise iki sorumluluk düşüyor:

Birincisi, kendi gelişimlerine yatırım yapmak.
İkincisi, arkadan geleni yalnız bırakmamak.


“Lojistiğin rotasını kadınlar belirliyor” söylemi kapsamında; kadın liderliğinin lojistiğin geleceğine, karar alma süreçlerine ve sektörel vizyona etkisini nasıl okuyorsunuz?


Lojistik artık sadece taşımacılık değil; kriz yönetimi, sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve küresel strateji meselesi. Bu dönüşüm, farklı bakış açılarına her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor. Kadın liderliğinin en güçlü katkısı; bütüncül bakış açısı ve uzun vadeli düşünme refleksidir. Kadınlar genellikle riskleri çok boyutlu değerlendirir, empatiyi karar süreçlerine dahil eder ve ekip içi dengeyi gözetir. Bu da özellikle belirsizlik dönemlerinde büyük avantaj sağlar. “Lojistiğin rotasını kadınlar belirliyor” ifadesini bir iddia olarak değil, bir dönüşüm işareti olarak görüyorum. Kadınlar sektörde daha görünür oldukça, daha adil, daha sürdürülebilir ve daha kapsayıcı bir lojistik ekosistemi oluşacaktır.


Bizim hedefimiz sadece daha fazla kadın görmek değil; daha güçlü, daha bilinçli ve birbirini destekleyen kadınlar görmek. Ve inanıyorum ki arkadan gelen muhteşem genç kadınlar bu bayrağı çok daha ileri taşıyacaklar.