KPMG’nin bankacılık sektöründe yapay zekanın kullanımı ile ilgili hazırladığı raporda yer alan ankete katılanların yüzde 70’i yapay zekaya ayrılan bütçeyi artırmayı planlıyor. Bankacıların yapay zeka stratejilerine bakıldığında ise yüzde 68’i bu teknoloji ile maliyetleri düşürmeyi, yüzde 42’si müşteri deneyimini iyileştirmeye amaçlıyor.
KPMG’nin bankacılık sektöründe yapay zekanın rolünü ve potansiyelini derinlemesine inceleyen Akıllı Bankacılık: Yapay Zeka Destekli Dönüşümle Değer Yaratmak için Bir Yol Haritası başlıklı raporu yayımlandı. Rapor, bankaların yapay zekayı kullanarak nasıl sürdürülebilir büyüme elde edebileceklerini, müşteri deneyimini geliştirebileceklerini ve operasyonel verimliliklerini artırabileceklerini ele alıyor. Raporda bankacılık sektöründen karar alıcıların katıldığı anketin sonuçlarına da yer verildi. Bankacılıkta yapay zekanın yaygınlaştığını ortaya koyan ankete göre katılımcıların %51’i yapay zekanın iş yapış şekillerini kökten değiştirdiğini düşünüyor. Sonuçlar bankacılık liderlerinin yapay zekaya olan güveninin de yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Katılımcıların %80’i yapay zekayı benimseyen bankaların rekabet avantajı kazanacağına inanırken %62’si yapay zeka yatırımlarından orta ila yüksek seviyede getiri bekliyor. Bu sonuçlara karşın katılımcıların %70’i hissedarlardan yapay zeka yatırımlarının hızla geri dönüş sağlaması konusunda büyük baskı gördüklerini belirtiyor.
Öte yandan anket bankacılık sektöründe yapay zeka harcamalarının arttığını da gösteriyor. Ankete katılanların %70’i yapay zekaya ayrılan bütçeyi artırmayı hedefliyor. %62’si bütçelerinin %20’sine kadarını, %38’i ise %20’den fazlasını yapay zekaya ayırmayı planlıyor. Bankacıların yapay zeka stratejilerine bakıldığında ise %68’i, bu teknoloji ile maliyetleri düşürmeyi amaçlarken %42’si müşteri deneyimini iyileştirmeye odaklanıyor.
Çözülmesi gereken konuların başında veri ve yönetim unsurları geliyor
Rapor hakkında değerlendirmede bulunan KPMG Türkiye İnovasyon ve Teknoloji Danışmanlığı Lideri Gökhan Mataracı, “Bankacılık sektöründeki fayda odaklı yapay zeka dönüşümünü yakından takip ediyoruz. Araştırmamızda da izlenimlerimize benzer sonuçların gerçekleştiğini görüyoruz. Yapay zekanın değer yarattığı alanların en başında maliyetlerin azalması gelirken müşteri deneyimi artışına yönelik çözümlerin hemen ardından geldiğini söyleyebiliriz. Katılımcılarımızın deneyimleri de gösteriyor ki bu yolculukta çözülmesi gereken konuların başında veri ve yönetim unsurları var. Hemen ardından da yetkinliklerin organizasyonel pozisyonlanması ve artışına yönelik ihtiyaçlar geliyor.” dedi.

Akıllı bir banka olmanın süreci
Raporda bankaların yapay zeka dönüşümünü üç aşamada yöneterek yetkinliklerini ve değerlerini artırabilecekleri belirtiliyor.
Hazırlık (Enable): Bu aşamada, bankalar insanları yapay zekaya hazırlamaya ve güçlü bir temel oluşturmaya odaklanıyor. Kuruluşlar bu süreçte sorumlu bir yönetici atıyor, bir yapay zeka stratejisi oluşturuyor, yüksek değerli kullanım alanlarını belirliyor, yapay zeka okuryazarlığını artırıyor, düzenlemelerle uyum sağlıyor ve etik çerçeveler oluşturuyor. Bu aşamada yapay zeka kullanımına yönelik liderlik hedefleri, stratejik kazançlardan çok operasyonel verimliliğe odaklanıyor. Liderlerin %45’i operasyonel verimliliği artırmayı (örneğin, tekrar eden görevleri ve süreçleri otomatikleştirme), %42’si müşteri deneyimini iyileştirmeyi, %41’i gelir artışı sağlamayı hedefliyor.
Entegrasyon (Embed): Entegrasyon aşaması, yapay zekayı iş akışlarına, ürünlere, hizmetlere, değer zincirlerine, robotik sistemlere ve giyilebilir teknolojilere entegre ederek daha fazla değer yaratan bir aşama. Yapay zeka ajanları ve çeşitli modeller devreye alınırken, bulut teknolojileri ve mevcut sistemlerin modernizasyonu destekleniyor.
Evrim (Evolve): Bu aşamada ise yapay zeka ve kuantum bilişim ile blok zinciri gibi ileri teknolojiler kullanılarak iş modelleri ve ekosistemler dönüştürülür, sektör çapındaki büyük sorunlara çözüm sunulur. Gerçek zamanlı güvenlik önlemleriyle etik ve güven unsurlarını ön planda tutan bu aşama, kapsamlı ve derinlemesine iş gücü eğitimiyle insan potansiyelini artırarak yaratıcı, yenilikçi ve değer odaklı bir geleceği teşvik eder.
Dört stratejik adım:
Araştırmada, yapay zeka yatırımlarından en yüksek verimi almak için kuruluşlara şu dört stratejik adımı atmaları da tavsiye ediliyor:
Temel yetkinliklerle uyumlu ve değer yaratan bir yapay zeka stratejisi oluşturun: Liderler, ürün inovasyonu, müşteri başarısı, veri yönetimi ve ekosistem iş birliklerini yapay zeka yetenekleriyle uyumlu hale getiren bir vizyon oluşturmalıdır. Bu vizyonun uygulanabilir olması ve somut sonuçlar doğurması için hesap verebilirlik kritik bir unsur. Liderler, ekosistem ortaklarıyla aktif iş birlikleri kurarak yapay zeka stratejilerini güçlendirmeli. Mühendislik, ürün yönetimi ve veri bilimi ekiplerini bir araya getirerek, pazar liderliği ve müşteri deneyimi inovasyonuna odaklanarak, yapay zeka girişimlerinden ölçülebilir bir etki elde etmek mümkün.
Dönüşüm sürecinde güveni temel bir unsur haline getirin: Bankalar yapay zekayı benimsemenin üç aşamasında ilerledikçe, riskler ve itibar kaybı ihtimali hızla artar. Paydaşların güvenini korumak ve yapay zekanın sunduğu dönüşüm fırsatlarını en iyi şekilde değerlendirmek için sağlam bir yönetişim, etik prensipler ve doğru veri kullanımı hayati önem taşır.
Yapay zeka kullanımını destekleyecek sürdürülebilir teknoloji ve veri altyapısı oluşturun: Bankalar, deney yapma ihtiyacı ile ölçeklenebilir getiriler elde etme hedefi arasında dengeli bir strateji izlemeli. Yapay zeka alanı geliştikçe, bankalar “pişman olunmayacak” yatırımlara odaklanmalı ve gelecekteki yenilikler için sağlam bir zemin oluşturacak erken başarılar elde etmelidir. Bu, teknolojinin nasıl evrimleşeceğinden bağımsız olarak önemli bir adım.
Yapay zekayı insan potansiyelini güçlendirmek için kullanan bir kültür inşa edin: Yapay zeka destekli otomasyonun yanı sıra, insan uzmanlığı hala vazgeçilmez. Yapay zeka ve makine öğrenimi alanında en iyi yetenekleri çekmek, bu uzmanlara yönelik küresel talebin artması nedeniyle bankacılık sektörünün en büyük zorluklarından biri. Bu zorluğu aşmak için şirketler, sadece en iyi yetenekleri işe almakla yetinmemeli, aynı zamanda mevcut çalışanlarının becerilerini geliştirmeye ve yeniden eğitmeye odaklanmalı. Güçlü öğrenme ve gelişim programlarına yatırım yapmak, çalışanların teknolojik gelişmelere ayak uydurmasını sağlar. Bu tür çabalar, iç uzmanlık oluşturmak ve yapay zekanın sunduğu yeni yeteneklere ve fırsatlara uyum sağlayabilecek bir iş gücü yetiştirmek için büyük önem taşır.

