13 Mayıs 2026
Beşyol Mahallesi 1.İnönü Caddesi 18/8 Küçükçekmece İstanbul
Enerji Son Dakika

Enerji Dönüşümünde Entegrasyonu Zamanı

SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi tarafından yayımlanan “Türkiye Enerji Dönüşümü Görünümü 2025” raporu, Türkiye’nin enerji dönüşümünde kritik bir dönemece girdiğini ortaya koyuyor. Yenilenebilir enerji yatırımlarındaki hızlı büyümeye rağmen artan enerji talebi, yüksek ithalat bağımlılığı ve şebeke esnekliği ihtiyacı dönüşümün önündeki temel başlıklar olarak öne çıkarken; enerji depolama, elektrifikasyon ve altyapı yatırımları yeni dönemin belirleyici unsurları arasında gösteriliyor.

Türkiye enerji dönüşümünde son yılların en hızlı büyüme dönemlerinden birini yaşıyor. SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi’nin yayımladığı “Türkiye Enerji Dönüşümü Görünümü 2025” raporuna göre 2025 yılı içerisinde devreye alınan yeni kapasitenin yüzde 99’u yenilenebilir enerji kaynaklarından oluştu. Aynı dönemde toplam elektrik kurulu gücü 122,5 GW seviyesine ulaşırken, bunun yüzde 62’sini yenilenebilir enerji kaynakları oluşturdu.

Rapora göre güneş ve rüzgar enerjisindeki büyüme dikkat çekici seviyelere ulaştı. Türkiye’nin güneş ve rüzgar kurulu gücü 40 GW seviyesine çıkarken, 2035 yılı için belirlenen hedef ise 120 GW olarak öne çıkıyor. Bu hedefe ulaşılabilmesi için önümüzdeki 10 yıl boyunca her yıl ortalama 8 GW yeni güneş ve rüzgar kapasitesinin devreye alınması gerekiyor.

Ancak raporda dikkat çekilen en önemli nokta, enerji dönüşümünün artık yalnızca kapasite artışıyla değerlendirilemeyeceği gerçeği. Yeni dönemde ana gündem “sistem entegrasyonu” olacak. Çünkü yenilenebilir enerji yatırımları büyüdükçe şebeke yönetimi, enerji depolama, iletim altyapısı ve talep yönetimi gibi başlıklar çok daha kritik hale geliyor. Özellikle üretim ile tüketim arasındaki saatlik dengesizliklerin artması, sistem esnekliğini enerji sektörünün en önemli gündem maddelerinden biri haline getiriyor.

Enerji güvenliği yeniden ön plana çıkıyor

Raporda enerji dönüşümünün yalnızca çevresel bir konu olmadığına da dikkat çekiliyor. Türkiye’nin enerji sistemi hâlâ yüksek ithalat bağımlılığı nedeniyle küresel gelişmelere açık bir yapı sergiliyor. 2025 yılında enerji ürünleri ithalatı bir önceki yıla göre yüzde 5 azalarak 62,5 milyar dolara gerilerken, enerji kaynaklı dış ticaret açığı ise yüzde 4 düşüşle 47 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Ancak bu iyileşmenin büyük ölçüde uluslararası fiyat hareketlerinden kaynaklandığı belirtiliyor.

Özellikle İran, ABD ve İsrail arasında yaşanan jeopolitik gerilimlerin enerji piyasalarındaki kırılganlığı yeniden görünür hale getirdiğine dikkat çekilen raporda, enerji dönüşümünün artık enerji güvenliği açısından stratejik bir zorunluluk olduğu vurgulanıyor. Alkım Bağ, Türkiye’nin enerji sisteminin yüksek ithalat bağımlılığı nedeniyle küresel fiyat hareketlerinden doğrudan etkilendiğini belirterek, enerji dönüşümünün makroekonomik istikrar açısından da kritik rol üstlendiğini ifade ediyor.

Depolama sistemleri dönüşümün merkezine yerleşiyor

Raporda enerji depolama teknolojileri yeni dönemin en kritik başlıklarından biri olarak öne çıkıyor. Özellikle yenilenebilir enerji yatırımlarının sürdürülebilirliği açısından depolama sistemlerinin şebeke esnekliği için temel rol üstleneceği belirtiliyor. Bunun yanında talep tarafı katılımı, toplayıcılık mekanizmaları ve dijitalleşme uygulamaları da dönüşümün yeni yapı taşları arasında gösteriliyor.

Batarya depolama sistemlerinin yalnızca yenilenebilir enerji entegrasyonunu desteklemekle kalmadığı; aynı zamanda arz güvenliği, esneklik ve enerji verimliliği açısından da kritik katkılar sunduğu ifade ediliyor. Özellikle sanayi tesisleri ve ticari işletmeler açısından dağıtık enerji çözümleriyle birlikte depolama yatırımlarının yeni iş modelleri yaratacağı belirtiliyor.

Raporda ayrıca yeşil hidrojen, batarya depolama ve dijitalleşme uygulamalarının Türkiye’nin enerji dönüşümünde rekabet gücünü artıracak stratejik alanlar olduğu vurgulanıyor. Bu teknolojilere yönelik yol haritalarının oluşturulması, mevzuat altyapısının güçlendirilmesi ve yerli üretim kapasitesinin desteklenmesi gerektiği ifade ediliyor.

Sanayide dönüşüm hız kazanmalı

Enerji dönüşümünün önündeki en önemli başlıklardan biri ise artan enerji talebi olarak gösteriliyor. Rapora göre enerji yoğun ve düşük katma değerli üretim yapısının sürmesi, enerji yoğunluğundaki iyileşmeyi yavaşlatıyor. Bu nedenle sanayide yüksek katma değerli üretime geçiş ve elektrifikasyon süreçlerinin hızlandırılması gerektiği belirtiliyor.

Enerji verimliliği tarafında ise dağıtık yenilenebilir enerji sistemleri, enerji depolama ve enerji yönetimi çözümlerinin birlikte ele alınmasının dönüşümün etkinliğini artıracağı vurgulanıyor. Özellikle sanayi ve binalarda yeni finansman modellerinin geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekiliyor.

COP31 Türkiye için kritik fırsat olabilir

Raporda dikkat çekilen önemli başlıklardan biri de Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31 süreci oldu. Alkım Bağ, COP31’in yalnızca iklim politikaları açısından değil; enerji dönüşümünü hızlandıracak yapısal reformların desteklenmesi ve uluslararası yeşil finansman kaynaklarının harekete geçirilmesi açısından da stratejik fırsat sunduğunu ifade ediyor.

Türkiye’nin yenilenebilir enerji kapasitesi, yerli üretim kabiliyeti ve politika geliştirme deneyimiyle enerji dönüşümünde bölgesel ölçekte önemli bir aktör olabileceği belirtilirken; önümüzdeki dönemde altyapı yatırımları, enerji depolama sistemleri ve şebeke esnekliği alanlarında atılacak adımların dönüşümün başarısını doğrudan belirleyeceği değerlendiriliyor.