Deniz üstü rüzgar enerjisinde Türkiye’nin yeni bir döneme girdiğini belirten TÜREB Deniz Üstü Rüzgar Enerjisinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ufuk Yaman, YEKA şartname taslağının sektör açısından önemli bir kilometre taşı olduğunu söyledi. Yaman, sürecin yalnızca yeni enerji yatırımlarını değil; yerli sanayi, teknoloji, lojistik ve ihracat kapasitesini de büyütecek stratejik bir dönüşüm başlatacağını ifade etti.
“Deniz üstü rüzgar, yalnızca yeni bir enerji yatırımı değil; Türkiye’de yeni bir sanayi ekosisteminin oluşumu anlamına geliyor.”
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından deniz üstü YEKA’ya ilişkin şartname taslağının görüşe açılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Taslakta öne çıkan başlıklar ve sektör açısından önem taşıyan düzenlemeler nelerdir?
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız tarafından deniz üstü rüzgar YEKA şartname taslağının kamuoyu görüşüne açılması, sektörümüz açısından son derece önemli ve uzun süredir beklenen bir gelişmedir. Bu adım, Türkiye’nin deniz üstü rüzgar enerjisinde planlama döneminden uygulama dönemine geçtiğini gösteren somut bir kilometre taşı niteliği taşıyor.
Şartname taslağının en önemli yönlerinden biri, yatırımcıların uzun vadeli öngörü oluşturmasına imkân sağlayacak bir çerçeve sunmasıdır. 49 yıllık alan kullanım hakkı, 1 GW’lık ilk kapasite tahsisi ve yarışma sürecinin şeffaf biçimde tanımlanması, uluslararası yatırımcılar ve finans kuruluşları açısından güven verici unsurlar olarak öne çıkıyor.
Deniz üstü rüzgar projeleri yüksek sermaye gerektiren ve hazırlık süreçleri uzun yatırımlar olduğu için, teknik etütler, çevresel değerlendirmeler, şebeke bağlantıları ve izin süreçlerinin birbirini tamamlayan bir yaklaşımla ilerlemesi büyük önem taşıyor. Kamuoyu görüş sürecinde sektör paydaşlarından gelecek katkılarla şartnamenin daha da güçleneceğine inanıyoruz. Nihai hedefimiz hem yatırımcı açısından öngörülebilir hem de finans kuruluşları tarafından rahatlıkla finanse edilebilecek, uluslararası standartlarda bir ihale modelinin oluşturulmasıdır.
Deniz üstü YEKA şartnamesinin hayata geçmesiyle birlikte, Türkiye rüzgâr enerjisi sektöründe nasıl bir dönüşüm bekliyorsunuz? Bu sürecin yatırım iştahı, yerli sanayi ve sektörün uzun vadeli büyüme hedefleri üzerindeki etkilerini nasıl yorumluyorsunuz?
Deniz üstü YEKA sürecinin hayata geçmesiyle birlikte yalnızca yeni bir enerji yatırımı başlamayacak; aynı zamanda Türkiye’de yeni bir sanayi ekosistemi oluşacaktır. Deniz üstü rüzgar, karasal rüzgardan farklı olarak deniz yapıları, özel gemiler, liman altyapıları, deniz lojistiği, kablo sistemleri, bakım-onarım hizmetleri ve ileri mühendislik çözümleri gibi çok sayıda farklı sektörü aynı anda harekete geçiren stratejik bir yatırım alanıdır.
Türkiye bugün karasal rüzgar sanayisinde önemli bir üretim altyapısına sahiptir. Bu bilgi birikimi ve sanayi kapasitesi, deniz üstü projelerde de güçlü bir başlangıç avantajı sunuyor. İlk 1 GW’lık kapasitenin başarıyla hayata geçirilmesi, yatırımcı güvenini artıracak ve orta vadede Bakanlığımızın hedeflediği daha yüksek kapasitelere yönelik yeni yatırımların önünü açacaktır.
Öte yandan bu süreç, uluslararası teknoloji sağlayıcıları, finans kuruluşları ve yatırımcıların Türkiye’ye olan ilgisini de artıracaktır. Türkiye’nin yaklaşık 75 GW seviyesindeki teknik deniz üstü rüzgar potansiyeli düşünüldüğünde, bugün atılan adım uzun vadede bölgesel bir üretim, teknoloji ve hizmet merkezi olma hedefi açısından stratejik önem taşıyor. Doğru planlama, öngörülebilir kapasite takvimi ve güçlü kamu-özel sektör iş birliğiyle deniz üstü rüzgârın, enerji arz güvenliğinin yanı sıra sanayi, ihracat ve nitelikli istihdam açısından da ülkemize önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz.