Türkiye’de kurulan kahve zinciri Espressolab’ın sahibi Eslab’da önemli bir ortaklık değişimi gerçekleşiyor. Abu Dabi merkezli yatırım grubu Mair Group, Eslab’ın yüzde 70 hissesini devralmak üzere şirketle hisse satın alma anlaşması imzaladı. İşlemin tamamlanmasıyla birlikte Espressolab’ın kontrolü Mair Group’a geçecek. Mevcut ortaklar ise yüzde 30’luk paylarını koruyarak şirketin büyüme sürecindeki rollerini sürdürecek.
Satın alma bedeline ilişkin herhangi bir açıklama yapılmazken, hisse devrinin tamamlanması Türkiye ve ilgili diğer ülkelerdeki düzenleyici kurumların gerekli onaylarına bağlı olacak.
Espressolab’ın büyüme hikâyesine yeni ortak
2014 yılında İstanbul’da kurulan Espressolab, son yıllarda Türkiye dışındaki büyümesini de hızlandırarak küresel kahve zincirleri arasında yerini genişletiyor. Ağustos 2026 itibarıyla 21 ülkede 400’ün üzerinde mağazaya ulaşan marka, Türkiye’de ise 50’den fazla şehirde 310’dan fazla mağazayla faaliyet gösteriyor. Mağazaların önemli bölümü franchise modeliyle işletiliyor.
Anlaşma kapsamında şirketin kurucu ortakları ve mevcut hissedarları yüzde 30’luk payla ortaklıklarını sürdürecek. Böylece yeni ortaklık yapısında Mair Group şirketin çoğunluk hissesini ve kontrolünü üstlenirken, mevcut ortaklar da markanın büyüme sürecinde görev almaya devam edecek.
Mair Group’un ilk uluslararası satın alması
Abu Dabi merkezli Mair Group, stratejik yatırımlar gerçekleştiren ve hisseleri Abu Dhabi Securities Exchange’de işlem gören bir şirket olarak faaliyet gösteriyor. Grup, Abu Dhabi Cooperative Society’nin dönüşümü sonrasında oluşturuldu.
Mair Group’un faaliyetleri arasında perakende ve ticari gayrimenkul yatırımları öne çıkıyor. Grup, ADCOOP ve Abu Dabi’deki SPAR mağazalarının yanı sıra Makani markası altında 70’in üzerinde alışveriş merkezi ve ticari alan işletiyor.
Espressolab yatırımı, Mair Group’un 2024 sonunda gerçekleştirdiği halka arzın ardından attığı ilk uluslararası satın alma adımı olması açısından da dikkat çekiyor. İşlem aynı zamanda grubun geleneksel perakende ve ticari gayrimenkul faaliyetlerinin dışına çıkarak tüketici odaklı markalara yönelik yatırım stratejisini genişletmesi bakımından önem taşıyor.