“Denizcilik ve lojistik politikalarımızı üç temel ilke üzerine kuruyoruz: yeşil, dijital ve rekabetçi bir mavi ekonomi.”
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Sayın Abdülkadir Uraloğlu, denizcilik politikalarını “yeşil, dijital ve rekabetçi mavi ekonomi” ekseninde şekillendirdiklerini belirterek, “Kabotaj’ın ikinci yüzyılını Türkiye Yüzyılı ile birleştirerek Türkiye’yi yarının süper denizci ülkesi yapmayı hedefliyoruz” dedi.
Mavi ekonomi kavramı, Bakanlığınızın denizcilik ve lojistik politikalarında nasıl bir yer tutuyor?
Denizler, tarih boyunca sadece ticaretin değil; bilgi, kültür, teknoloji ve kültürlerin ana taşıyıcısı oldu. Günümüzde de küresel yük taşımacılığının %88’i denizyoluyla yapılmaktadır. Türkiye’nin de dış ticaret taşımalarının tonaj bazında %85’i denizyoluyla gerçekleştirilmektedir. Tek başına bu oranlar bile denizciliğin küresel ekonominin ve tedarik zincirlerinin vazgeçilmez ana taşıyıcısı olduğunu ortaya koymaktadır.
Bu küresel gerçek, ülkemizin denizcilik vizyonunun ve Mavi Vatan’a olan güçlü bağlılığımızın ne kadar stratejik bir önem taşıdığını da vurgulamaktadır.
Biz Türkiye olarak, Kabotaj Kanunu’nun 100. yılında, kadim denizcilik mirasımızı geleceğin vizyonuyla birleştirerek bu yarışta ön sıralarda yer almaya kararlıyız. Kabotaj’ın ikinci yüzyılını Türkiye Yüzyılı ile birleştireceğiz. Zaten, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde geçen son 24 yılda denizcilik sektörümüz tarihinin en büyük büyüme dönemini yaşadı.
Türkiye bugün; 218 adet liman tesisi, 85 faal tersanesi, 181 tekne imal ve çekek yeri, 65 yat limanı, 23 gemi geri dönüşüm tesisi, 400 balıkçı barınağı, 144 bin gemi insanı ve 1 milyonu aşan amatör denizcisi ile dünyanın önde gelen denizci ülkelerindendir. Türk sahipli deniz ticaret filomuz da 2.234 gemi ve 51,8 milyon DWT kapasiteyle dünyanın en büyük filolarından biridir. Ambarlı, Kocaeli, Tekirdağ, Mersin ve Aliağa olmak üzere 5 limanımız dünyanın en yoğun 100 limanı arasında yer almaktadır.
Gemi inşa sanayimiz de küresel ölçekte güçlü bir konumdadır. 85 faal tersaneyle gemi siparişinde dünyada 7’inci, tonajda 10’uncu sıradayız. Mega yat imalatında dünyada ikinci sıradayız. Gemi geri dönüşüm alanında ise dünyada 3’üncü, Avrupa’da lideriz.
Bu başarılar, sadece istatistiki bir sıralama değil, aynı zamanda Türk Denizciliği’nin küresel arenada bir güç merkezi haline geldiğinin kanıtıdır. Peki bu başarıları nasıl sağladık? Bu büyük başarılar, Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyonu, bakanlığımızın yapıcı politikaları ve değerli denizcilerimizin emeği, sektörümüzün kararlılığıyla mümkün oldu.
Bakanlık olarak denizcilik ve lojistik politikalarımızı üç temel ilke üzerine kuruyoruz: yeşil, dijital ve rekabetçi bir mavi ekonomi. Bu vizyonla güçlü filomuzu yeniliyor, limanlarımızı akıllı ve çevre dostu terminallere dönüştürüyoruz. Desteklerimizi arttırıyoruz.
Bildiğiniz üzere 2004 yılından itibaren, sicillerimize kayıtlı yük ve yolcu taşıyan gemilere, ticari yatlara, hizmet ve balıkçı gemilerine ÖTV’siz yakıt uygulamasını başlattık. Bu kapsamda 22 yıl içerisinde yaklaşık 21,8 milyar lira maddi destek sağladık. Hurda gemi teşvik programımız ile filomuzun yenilenmesini destekliyoruz. Bugüne kadar 27,3 milyon dolarlık teşvik sağladık ve teşvik miktarını artırmak için yeni düzenlemeler yapıyoruz.
Ro-Ro taşımacılığı da gündemimizde önemli bir yere sahip. Yeni hatlar kurarak karayolu ve sınır kapılarındaki yoğunluğu azaltmayı amaçlıyoruz Ro-Ro taşımacılığını geliştirmek için Ambarlı-Trieste, Tekirdağ-Trieste hatlarını açtık. 2026 yılında daha fazla Ro-Ro hattını teşvik kapsamına alarak denizyolu taşımacılığının payını artırmayı hedefliyoruz.
Denizlerimizdeki hak ve menfaatlerimizi korumak ve denizcilik alanında küresel iş birliğini geliştirmek amacıyla da önemli adımlar atıyoruz. 1999’dan beri kesintisiz üyesi olduğumuz Uluslararası Denizcilik Örgütü Konseyi üyeliğimize geçen yılın sonunda 139 ülkenin desteğini alarak üst üste 14. kez seçildik. Bugüne kadar 51 farklı ülke ile 65 denizcilik anlaşması imzaladık. Geçen yıl dünyanın en büyük ikinci bayrak devleti filosuna sahip olarak denizcilikte en etkili ülkelerinden biri olan Panama ile imzaladığımız anlaşmayla birlikte yaklaşık 144 bin gemi insanımızın yeterlik belgelerinin tanındığı ülke sayısı da 42’ye yükselmiş oldu. Bu hususta Kanada başta olmak üzere diğer ülkelerle de protokol çalışmalarına devam ediyoruz.
Denizlerimizde can, mal, çevre ve seyir emniyetini arttırmak için uluslararası ve ulusal kurallar kapsamında denetim faaliyetlerini titizlikle sürdürmekteyiz.
2025 yılında 3.115 yabancı bayraklı gemi, 960 uluslararası ve 583 ulusal sefer yapan Türk bayraklı gemi olmak üzere toplam 4.658 gemiyi denetledik. Ana Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezimiz (AAKKM), tüm arama-kurtarma faaliyetlerini 7/24 esasına göre kesintisiz olarak en üst düzeyde koordine etmeye devam ediyor. Merkezimiz 2025’te 379 deniz olayında 646 kişinin sağ, 101 kişinin yaralı olarak kurtarılmasını koordine etti. Arama kurtarma faaliyetine dönüşen 255 yasa dışı göç olayında ise 7.215 kişiyi kurtardı.
Türk Boğazları, küresel ticaret ve enerji arz güvenliğinin en kritik geçiş noktalarından biridir. Boğazlarımızdan son 20 yıllık dönemde geçen gemi sayısı 2 milyonu aştı. İstanbul Boğazı’nda 2025 yılında 40.172 gemi geçişi gerçekleşti ve bunların 9.554’ünü tehlikeli yük taşıyan tankerler oluşturdu. Çanakkale Boğazı’nda ise 44.468 gemi geçişi gerçekleşti. Boğazlarımızdaki trafik 2026 yılının ilk altı ayında da devam etti.
Seyir emniyetini artırmak amacıyla Türk Boğazları’ndan uğraksız geçen gemilerden alınan geçiş ücretleri altın frank değerini de dün itibarı ile güncelledik. Her Kabotaj Bayramı’nda bu güncellemeleri sürdüreceğiz.
Az öncede belirttiğim gibi Kabotaj’ın ikinci yüzyılını Türkiye Yüzyılı ile birleştirerek daha yeşil, daha dijital ve daha rekabetçi bir denizciliği hep birlikte inşa edeceğiz. Mavi Vatanımızın 100. yıl coşkusuyla, denizlerimizin bereketi, limanlarımızın hareketliliği ve filomuzun gücü ile Türkiye’yi yarının süper denizci ülkesi yapma kararlılığımız tamdır.
Bu vizyonla, gençlerimizi denizciliğe teşvik edecek, kadınlarımızın sektördeki rolünü artıracak, teknoloji ve inovasyonu merkezimize alarak Türk bayrağını dünya denizlerinde daha gururla dalgalandıracağız.
Türkiye limanlarının uluslararası rekabet gücünü arttırmaya yönelik hangi çalışmalar önceliklendiriliyor?
Türkiye limanlarının uluslararası rekabet gücünü artırmak, Bakanlığımızın denizcilik ve lojistik politikalarının en öncelikli hedeflerinden biridir. Temel amacımız, ülkemizin eşsiz coğrafi konumundan azami düzeyde yararlanarak limanlarımızı küresel lojistik zincirlerinde çok daha güçlü bir konuma taşımaktır.
Bu doğrultuda liman ve kıyı tesislerimizi, ülkemizin dış ticaret, transit taşımacılık ve lojistik ihtiyaçlarını merkeze alarak planlıyor ve geliştiriyoruz. Mevcut limanlarımızın kapasitelerini artırıyor, operasyonel verimliliklerini yükseltiyor ve hizmet kalitelerini uluslararası standartlara taşıyoruz. Yeni kıyı tesislerini de bu vizyon doğrultusunda projelendiriyoruz.
Lojistik Koordinasyon Kurulumuz ve Ulaştırma ve Lojistik Ana Planımız çerçevesinde tüm paydaşları sürece dahil ederek karar alıyoruz. Özellikle önümüzdeki 10 yıl içinde limanlarımızın demiryolu bağlantılarını güçlendirmeyi en öncelikli hedeflerimiz arasına koyduk. Böylece limanlarımızı demiryolu ve karayolu ile entegre lojistik merkezler haline getiriyoruz.
Günümüzün denizcilik sektöründeki hızlı dönüşümünü yakından takip ediyoruz. Limanlarımızı yeşil dönüşüme hazırlıyoruz. Enerji verimliliğini artırıyor, alternatif yakıt altyapılarını geliştiriyor ve çevresel sürdürülebilirliği ön plana çıkarıyoruz. Gemi boyutlarındaki artış ve küresel ticaret hacmindeki büyüme dikkate alınarak, daha derin su kesimine sahip, yüksek kapasiteli ve modern limanlar planlıyor ve inşa ediyoruz.
Ayrıca limancılık faaliyetlerini artık yalnızca operasyonel verimlilik açısından değil, çevresel sürdürülebilirlik açısından da değerlendiriyoruz. İklim değişikliğiyle mücadele, emisyon azaltımı ve doğal kaynakların verimli kullanımı bizim için vazgeçilmez önceliklerdir. Bu anlayışla, 18 Kasım 2023 tarihinde yürürlüğe koyduğumuz Kıyı Tesislerine Yeşil Liman Sertifikası Düzenlenmesi Hakkında Yönetmelik ile limanlarımızı çevreci uygulamalara teşvik ediyoruz.
Yönetmelik kapsamında limanlarımızda enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kullanımı, atık yönetimi, sera gazı emisyonlarının azaltılması, ekipmanların elektrifikasyonu ve kıyıdan gemiye elektrik tedariki (cold ironing) gibi birçok yeşil uygulamayı destekliyoruz. Yeşil Liman Sertifikası alan limanlarımızdan birçok belge ve denetim ücreti almıyoruz. Böylece çevreci limanları ödüllendiriyor ve yaygınlaştırıyoruz.
Netice itibarıyla tüm bu çalışmaları kararlılıkla yürütüyoruz ki; limanlarımız uluslararası standartlarda hizmet sunan, yüksek operasyonel kapasiteye sahip, çevreci, teknolojik ve entegre lojistik merkezler haline gelsin. Böylece Türkiye’yi bölgesel bir denizcilik ve lojistik üssü yapmakla kalmayıp, küresel tedarik zincirlerinde vazgeçilmez bir güç merkezi konumuna taşıyoruz.
Son dönemde küresel ticaret rotalarında yaşanan değişimler Türkiye için hangi fırsatları doğuruyor? Orta Koridor ve Kalkınma Yolu Projesi deniz lojistiğini nasıl etkileyecek?
Son yıllarda yaşanan gelişmeler, ulaştırma sistemlerinin ne kadar kırılgan olabileceğini ve küresel ticareti nasıl sekteye uğratabileceğini açıkça ortaya koydu. Körfez bölgesindeki gerilimler, Hürmüz Boğazı çevresindeki riskler, Kızıldeniz’de yaşanan aksaklıklar ve Süveyş Kanalı’ndaki zorluklar, dünya petrol ticaretinin yaklaşık %20’sinin geçtiği bu stratejik su yollarındaki her sorunun enerji fiyatlarını, navlun maliyetlerini ve tedarik zincirlerini derinden etkilediğini bir kez daha gösterdi. Kuzey Koridoru’ndaki Rusya-Ukrayna Savaşı gibi jeopolitik sorunlar da alternatif arayışlarını hızlandırdı.
Bu kırılganlık karşısında ülkeler daha güvenli, daha kısa, daha öngörülebilir ve daha sürdürülebilir güzergâhlar aramaya başladı. İşte tam bu noktada Türkiye’nin coğrafi ve jeostratejik üstünlüğü devreye giriyor.
Tarihi İpek Yolu’nun devamı niteliğindeki Orta Koridor’un kilit ülkesi, Türk Boğazları’nın tek hâkimi ve Kalkınma Yolu Projesi’nin ana aktörlerinden biri olarak biz, “Türkiyesiz koridor düşünülemez” gerçeğini her fırsatta kanıtlıyoruz. Küresel ticaret rotalarındaki bu değişimler, Türkiye için büyük fırsatlar doğuruyor. Biz bu fırsatları değerlendirmek için kararlılıkla hareket ediyoruz. İstikrarlı konumumuz, modern limanlarımız ve güçlü filomuzla küresel ticaretin güvenilir limanı olmaya devam ediyoruz. Ulaştırmanın diğer modlarıyla entegre bir yaklaşımla hareket ederek, eğer bir güzergâhta sorun yaşanırsa ticaretin tamamen durmamasını sağlıyoruz.
Günümüzde ulaştırma ağlarının çeşitlendirilmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur ve biz bu zorunluluğu fırsata çeviriyoruz. Orta Koridor bu vizyonun en önemli ayaklarından biridir. Asya’dan Avrupa’ya uzanan en önemli güzergâhlardan biri olan Orta Koridor’u yüksek kapasiteli, güvenilir, dijital, çevreci ve rekabetçi bir ticaret omurgasına dönüştürüyoruz. Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı, Marmaray, Halkalı-Kapıkule Demiryolu Hattı, Yavuz Sultan Selim Köprüsü demiryolu geçişi ve ülkemizde devam eden diğer demiryolu yatırımlarıyla bu koridorun taşıma kapasitesini güçlendiriyoruz.
Küresel jeopolitik gelişmeler nedeniyle Kuzey Koridoru’ndaki hacimlerde yaşanan daralmalar, Orta Koridor’a olan ilgiyi artırdı. Yük hacimleri önemli ölçüde yükseldi, transit süreleri 18 gün seviyesine indi. Bu koridor, Hazar Denizi’ndeki Ro-Ro seferleri ve Karadeniz bağlantılarıyla çok modlu taşımacılığı güçlendiriyor. Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaşan yükler, özellikle Ambarlı, Kocaeli, Tekirdağ ve Mersin limanlarımızda elleçleniyor, demiryolu ve karayolu ile entegre ediliyor.
Deniz lojistiği açısından etkisi çok güçlü olacak: Orta Koridor, Türk limanlarını Asya-Avrupa ticaretinin önemli aktarma ve dağıtım merkezleri haline getiriyor. Yine az önce bahsettim Ro-Ro taşımacılığını geliştirerek denizyolu payını artırıyor, liman-hinterland entegrasyonunu güçlendiriyoruz. Bu sayede Türk bayraklı filomuz daha fazla iş hacmine kavuşacak, limanlarımızdaki konteyner ve yük elleçleme kapasitemiz daha da artacaktır.
Kısacası Orta Koridor, deniz lojistiğimizi kara ve demiryolu ile bütünleştirerek Türkiye’yi sadece transit değil, katma değerli lojistik üssü konumuna taşıyor.
Kalkınma Yolu Projesi ise bu resme çok önemli bir güney halkası ekliyor. Basra Körfezi’ni Irak’taki Büyük Faw Limanı’ndan başlayarak Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlayacak yeni bir lojistik omurga oluşturuyoruz. Bu proje, özellikle Körfez ülkelerinden Avrupa’ya giden yükler için Hürmüz Boğazı’na bağımlılığı azaltacak alternatif bir rota sunuyor.
Deniz lojistiği üzerindeki etkisi ise son derece stratejik: Kalkınma Yolu, Türk limanlarını özellikle güneydeki Mersin ve Akdeniz limanlarımız olmak üzere Körfez’den gelen deniz trafiğinin doğal uzantısı haline getiriyor. Faw Limanı’ndan başlayan yükler denizden veya karadan Türkiye’ye ulaşıp, buradan demiryolu ile Avrupa’ya aktarılıyor. Bu entegrasyon, limanlarımızın kapasite kullanımını artıracak, Ro-Ro ve konteyner trafiğini canlandıracak, Türk gemi insanlarına ve filomuza yeni istihdam ve iş fırsatları yaratacak. Aynı zamanda yeşil ve dijital dönüşümümüzle uyumlu olarak daha sürdürülebilir lojistik çözümler sunacağız.
Özetle Orta Koridor ve Kalkınma Yolu Projesi bir arada düşünüldüğünde, Türkiye’yi Doğu-Batı ve Kuzey-Güney koridorlarının kesişim noktasında vazgeçilmez bir lojistik üssü haline getiriyoruz. Deniz lojistiğimiz artık tek bir boğaza veya tek bir rotaya bağımlı olmayacak. Daha kısa süreler, daha düşük maliyetler, daha yüksek güvenlik ve daha fazla esneklik sağlayacağız. Limanlarımız bu yeni rotalarda daha aktif rol alacak.
Yine, kısa süre önce Suudi Arabistan ile imzaladığımız Hicaz Demiryolu iş birliği mutabakat zaptı da bu vizyonu güçlendiriyor. Tarihi Hicaz Demiryolu’nu canlandırarak Körfez’den Türkiye’ye ve oradan Avrupa’ya uzanan yeni bağlantılar kuruyoruz. Böylece birden fazla seçenek ortaya çıkacak, tedarik zincirlerinin dayanıklılığı artacak ve ticaret akışları olası krizlerden çok daha az etkilenecektir.
Aslında bu projelerle sadece kendi ekonomimize değil, bölgesel ve küresel tedarik zincirlerinin dayanıklılığına da katkı sunuyoruz. Türkiye olarak her zaman kriz anlarında köprü olan, barış zamanlarında ise kalkınma ve iş birliği için yol açan bir ülke olarak sorumluluğumuzu yerine getirmeye devam edeceğiz.
Bu büyük vizyonla limanlarımızı, filomuzu ve lojistik altyapımızı güçlendirerek Mavi Vatan’ımızı daha da parlak yarınlara taşıyacağız.