Uluslararası taşımacılık sektörünün Türkiye’nin üretim ve ihracat gücüne sunduğu katkıya dikkat çeken UND Yönetim Kurulu Üyesi Muazzez Araç, bir ürünün üretildiği yerden dünyanın farklı noktalarına zamanında ve güvenle ulaştırılmasının büyük bir emek ve koordinasyon gerektirdiğini belirtti. Sektörün sürücülerden operasyon ekiplerine, girişimcilerden yöneticilere kadar geniş bir insan kaynağıyla hareket ettiğini ifade eden Araç, uluslararası taşımacılığın Türkiye’nin ekonomik geleceğinde stratejik bir role sahip olduğunu söyledi.
Sektörün gelişimi için özüm bekleyen başlıkların da bulunduğuna dikkat çeken Araç, şunları söyledi:
“Sektörümüzün gelişimini sürdürürken üzerinde birlikte çalışmamız gereken konular da bulunmaktadır. Sınır geçişlerinde zaman zaman yaşanan beklemeler, sürücülerimizin vize temininde karşılaştığı güçlükler, geçiş belgelerine ilişkin kısıtlar ve operasyon maliyetleri, taşımacılarımızın planlama süreçlerini etkileyebilmektedir. UND bünyesinde gerçekleştirilen bölgesel toplantılar, bu ihtiyaçların sahadan gelen bilgilerle değerlendirilmesine imkân sağlamaktadır.
Taşımacılıkta öngörülebilirlik, hizmet kalitesinin temel unsurlarından biridir. Bir aracın seferini planlanan sürede tamamlayabilmesi; sonraki yükün organizasyonunu, sürücünün çalışma düzenini ve müşteriye verilen teslimat sözünü doğrudan etkiler. Bu nedenle sınır işlemlerinin kolaylaştırılması, dijital uygulamaların yaygınlaştırılması ve ilgili kurumlar arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi yönündeki her adımı değerli buluyoruz. Kamu kurumlarımızla ve uluslararası muhataplarımızla sürdürülen yapıcı diyaloğun, günlük işleyişte somut iyileşmelere dönüşmesi ortak beklentimizdir.”
Geleceğin lojistiğini insan kaynağı şekillendiriyor
Taşımacılıkta öngörülebilirliğin hizmet kalitesinin temel unsurlarından biri olduğunu vurgulayan Araç,
“UND’nin bir araya getirdiği deneyim ve dayanışma, bu süreçte önemli bir imkândır. Farklı bölgelerde ve farklı taşıma alanlarında çalışan firmalarımızın görüşlerini paylaşması, ihtiyaçların daha bütünlüklü ele alınmasını sağlar. Sektörümüzün ortak meselelerine çözüm ararken tecrübeyi paylaşan, gelişmeleri takip eden ve iş birliğini sürdüren bir anlayışla hareket etmeliyiz.
Bu gelişimin merkezinde ise insan bulunmaktadır. Yeni yatırımların ve teknolojilerin değer üretmesi, onları kullanacak bilgi ve yetkinliğe sahip çalışanlarla mümkündür. Kadınların lojistiğin her alanında daha fazla yer almasını da sektörümüzün geleceğine yapılan uzun vadeli bir yatırım olarak görüyorum.
Operasyon yönetiminden uluslararası satışa, filo planlamasından sürücülüğe, girişimcilikten yönetim kurullarına kadar kadınların sorumluluk üstlenebileceği geniş bir çalışma alanımız var. Bu alanlarda fırsatların bilgiye, emeğe ve yetkinliğe göre sunulması, sektörümüzün daha geniş bir yetenek havuzundan yararlanmasını sağlayacaktır. Kadınların karar süreçlerine katılması ve mesleki birikimlerini ortaya koyabilmesi, ortak geleceğimiz açısından kıymetlidir. Bunun için genç kadınların lojistik sektörünü eğitim hayatları sırasında tanımalarını sağlamalıyız. Nitelikli stajlar, mentorluk çalışmaları, mesleki eğitimler ve açık kariyer yolları, sektöre girişlerini kolaylaştırabilir. İş hayatında sorumluluk üstlenen kadınların deneyimlerini paylaşması da yeni kuşakların kendi geleceklerini bu sektörde görebilmelerine yardımcı olacaktır.” şekliden konuştu.
Kadın istihdamında sürdürülebilir adımlar
Araç, genç kadınların lojistik sektörünü eğitim hayatları sırasında tanımalarının da önemli olduğunu belirterek sözlerine şöyle devam etti:
“UND Kadın Çalışma Grubu’nun çalışmaları ve UND Kadın Tır Sürücü Akademisi, bu yaklaşımın somut örnekleridir. Kadınların mesleki eğitim yoluyla taşımacılığa katılmasını destekleyen, eğitim ile istihdam arasında bağ kuran iş birliklerini önemsiyorum. Bu girişimlerin devamlılığı, kadınların sektörde kalıcı kariyerler geliştirmesine katkı sağlayacaktır.
İşe girişten sonraki çalışma deneyimini de aynı özenle ele almalıyız. Güvenli çalışma ortamları, uygun dinlenme imkânları, adil görev dağılımı ve şeffaf yükselme süreçleri, çalışanların mesleklerine bağlılığını güçlendirir. Kadınların sektörde uzun yıllar çalışabilmesini ve yönetim sorumluluğu üstlenebilmesini destekleyen bu koşullar, bütün çalışanlarımız için daha iyi bir iş hayatı anlamına gelir.
Türkiye’nin lojistik gücünü büyütürken hedefimiz; işini daha öngörülebilir koşullarda yapabilen firmalar, mesleğinde gelişebilen çalışanlar ve yeteneklerini ortaya koyabilen yeni kuşaklar olmalıdır. Kadınların emeği, bilgisi ve girişimciliğiyle daha fazla katkı sunduğu bir sektörün bu hedefe daha güçlü ilerleyeceğine inanıyorum. Bize düşen, birlikte çalışarak bu katkının önünü açmaktır.”
Lojistik sektöründen geçiş ücretlerine çözüm çağrısı
Yüksek geçiş ücretlerinin lojistiğin maliyet yükünü artırdığının altını çizen Araç, “Otoyol ve köprü geçiş ücretlerindeki yüksek maliyetler, lojistik sektörünün en önemli gider kalemlerinden biri haline geliyor. Taşımacılık maliyetlerini doğrudan artıran bu durum, sektörün rekabet gücünü ve sürdürülebilirliğini de olumsuz etkiliyor. Otoyolların özelleştirilmesinin ise maliyet baskısını daha da artırabileceği ve lojistik sektörünü ciddi şekilde zorlayabileceği görüşündeyiz. Otoyol ve köprülerin kamu yararı gözetilerek, taşımacılık sektörünün maliyet yapısını dikkate alan bir anlayışla işletilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu konuda hükümetimizden sektörün yaşadığı maliyet baskısını azaltacak, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir çözüm bekliyoruz.” dedi.