Türkiye’nin lojistik merkez olma hedefini değerlendiren UTİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Bilgehan Engin, dijitalleşmenin bu süreçte belirleyici bir rol üstlendiğinin altını çizdi.
Bir yükün limandan çıkışını beklerken kaybedilen zamanın nedeni her zaman fiziksel kapasite eksikliği değildir. Farklı sistemlere tekrar girilen bilgiler, tamamlanması beklenen belgeler veya taraflar arasında zamanında paylaşılmayan veriler de taşımanın hızı üzerinde belirleyici olabilir. Bugün lojistiğin kalitesi, yükün hareketi kadar bu hareketi mümkün kılan bilginin doğruluğuna, erişilebilirliğine ve güvenilirliğine bağlıdır. Dijitalleşmenin sektörümüz açısından gerçek değeri de burada ortaya çıkıyor.
Türkiye’nin lojistik merkez olma hedefini değerlendirirken limanlarımızı, havalimanlarımızı, demiryollarımızı ve güçlü karayolu ağımızı birlikte ele alıyoruz. Ancak fiziksel bağlantılar kadar dijital bağlantıların da güçlü olması gerekiyor. Limanların, gümrük sistemlerinin, taşıyıcıların ve lojistik işletmelerinin birbirleriyle ne kadar etkin iletişim kurabildiği, yatırımlardan elde edilen verimi doğrudan etkiliyor.
Dijital dönüşümün anahtarı entegrasyon
UTİKAD olarak dijitalleşmeyi yalnızca teknoloji yatırımı olarak görmüyoruz. Süreçlerin sadeleştirilmesi, çalışanların yetkinliklerinin geliştirilmesi, hukuki altyapının dönüşüme uyum sağlaması ve kurumlar arasında güvenilir veri paylaşımının oluşturulması bu sürecin önemli parçalarıdır. Başarıyı kullanılan yazılım sayısıyla değil, işlemlerin ne kadar hızlandığı, hataların ne ölçüde azaltıldığı ve müşteriye sunulan bilginin ne kadar güvenilir olduğu üzerinden değerlendirmeliyiz.
Dijitalleşmenin ilk kazanımlarını günlük operasyonlarda görüyoruz. Aynı sevkiyata ilişkin bilgilerin farklı birimler tarafından tekrar tekrar oluşturulması yerine doğrulanmış tek bir kaynaktan kullanılması hem zaman kaybını hem de belge hatalarını azaltabilir. Yükün konumu, beklenen teslim zamanı ve olası gecikmeler hakkında doğru bilgiye ulaşılması ise firmaların daha sağlıklı karar vermesini sağlar.
Burada sektörümüzdeki işletmelerin farklı ölçeklerini de dikkate almamız gerekiyor. Kendi yazılımını geliştirebilen büyük bir şirketle sınırlı kaynaklarla çalışan bir KOBİ’nin dijitalleşme ihtiyacı aynı değil. Ancak aynı tedarik zincirinde buluştuklarında birbirlerinin veri kalitesinden ve işlem hızından etkileniyorlar. Dolayısıyla dijital dönüşümün sektör geneline yayılması için uygun maliyetli çözümler, kolay entegrasyon ve uygulamaya dönük eğitimler önem taşıyor.
E-belgelerden yapay zekâya dijital dönüşüm
UTİKAD Dijitalleşme Odak Grubumuz da üyelerimizin ihtiyaçlarını anlamak, gelişmeleri takip etmek ve sektörde dijital bakış açısını güçlendirmek açısından önemli bir çalışma alanı oluşturuyor. Bizim için temel yaklaşım, teknolojiyi işletmelerin gerçek ihtiyaçlarıyla buluşturmak.
Uluslararası taşımacılıkta dönüşümün önemli başlıklarından biri de elektronik taşıma belgeleri. FIATA’nın elektronik çok modlu taşıma konşimentosu eFBL gibi uygulamalar, belge süreçlerinin dijitalleşmesine ve bilgilerin doğrulanmasına imkan sağlıyor. Elektronik belgelerin taşıma yönetim sistemleriyle entegre edilmesi, mükerrer veri girişlerinin azaltılması açısından da önemli fırsatlar sunuyor.
Bu noktada üzerinde durduğumuz konulardan biri de Birleşmiş Milletler Cirolanabilir Kargo Belgeleri Sözleşmesi, yani NCD’dir. NCD, cirolanabilir belgelerin sağladığı imkanları denizyolunun ötesinde farklı taşıma türlerine taşımayı amaçlıyor. Elektronik cirolanabilir belgeleri de kapsaması, düzenlemeyi dijital dönüşüm açısından daha önemli hale getiriyor. UTİKAD olarak Türkiye’nin Sözleşme’yi imzalaması ve onaylamasına yönelik görüşlerimizi ilgili kamu kurumlarına ilettik. Türkiye’nin uluslararası ulaştırma koridorlarındaki konumu, çok modlu taşımacılık kapasitesi ve transit ticaret potansiyeli düşünüldüğünde bu sürece katılımını önemli görüyoruz.
Lojistiğin geleceği veride ve entegrasyonda
Dijitalleşmeyle birlikte yapay zeka da lojistik işletmelerinin gündeminde giderek daha fazla yer alıyor. Talep tahmini, rota ve kapasite planlaması, belge işleme ve gecikme risklerinin belirlenmesi gibi alanlarda yapay zekadan yararlanılabilir. Ancak burada önemli olan, teknolojiyi kullanmak için kullanmak değil, çözülmek istenen problemi doğru belirlemektir. Veri kalitesi düşükse en gelişmiş sistemden alınan sonuç da işletmeyi yanlış yönlendirebilir. Bu nedenle insan denetimi, çalışanların deneyimi ve doğru veri yönetimi sürecin merkezinde kalmalıdır.
Veri paylaşımı arttıkça siber güvenlik ve ticari verilerin korunması da daha kritik hale geliyor. Hangi verinin hangi amaçla kullanılacağı, ne kadar süre saklanacağı ve kimlerle paylaşılabileceği açık şekilde belirlenmelidir. Dijital dönüşüm ancak firmaların ve müşterilerin sisteme güven duyduğu bir ortamda sürdürülebilir olabilir.
Önümüzdeki dönemde Türkiye için temel önceliğin, mevcut dijital uygulamaları daha bütünleşik bir yapıya taşımak olduğunu düşünüyorum. Kamu kurumları, gümrük idareleri, limanlar, terminal işletmeleri, taşıyıcılar ve taşıma işleri organizatörleri arasındaki veri akışının geliştirilmesi, tekrar eden işlemlerin ve bekleme sürelerinin azaltılması gerekiyor.
Türkiye’nin lojistik geleceği, sahip olduğumuz coğrafi ve fiziksel bağlantıları ne kadar güvenilir, hızlı ve öngörülebilir hizmetlere dönüştürebildiğimizle şekillenecek. Dijitalleşme, elektronik belgeler, güçlü hukuki altyapı, nitelikli insan kaynağı ve güvenilir veri paylaşımı bu dönüşümün birbirini tamamlayan parçalarıdır. UTİKAD olarak hedefimiz, yükün ve bilginin birlikte ilerlediği, her ölçekte işletmenin dönüşüme katılabildiği ve Türkiye’nin lojistik rekabet gücünü destekleyen bir yapının oluşmasına katkı sağlamaktır.