Yat ve Tekne Endüstrisi Derneği (YATED) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Bekiroğlu ile gerçekleştirdiğimiz bu röportajda; Türkiye’nin yat üretimindeki yükselişini, sektörün ekonomik dönüşümünü, marina yatırımlarının önemini, sürdürülebilir denizcilik vizyonunu ve Bosphorus Boat Show’un uluslararası etkisini konuştuk. Mavi ekonominin sunduğu fırsatların, Türkiye’nin denizcilik potansiyelini nasıl daha büyük bir değere dönüştürebileceğini değerlendirdik.
Türkiye yat ve tekne endüstrisi son yıllarda yalnızca denizcilik sektörünün değil, aynı zamanda üretim, turizm, hizmet ve ihracat ekonomisinin de önemli bileşenlerinden biri haline geldi. Sizce sektör bugün nasıl bir ekonomik dönüşüm sürecinden geçiyor?
Türkiye yat ve tekne endüstrisi son yıllarda çok önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Artık sektörü yalnızca tekne üretimi perspektifinden değerlendirmek mümkün değil. Üretimden ihracata, marinacılıktan bakım-onarım hizmetlerine, yan sanayiden deniz turizmine kadar geniş bir ekonomik ekosistemden söz ediyoruz. Özellikle yüksek katma değerli üretim yapısıyla sektörümüz Türkiye ekonomisine önemli katkılar sunuyor. Bir yandan ihracat kapasitemiz artarken diğer yandan ülkemizin denizcilik alanındaki marka değerinin yükseldiğini görüyoruz. Türkiye bugün sahip olduğu üretim kabiliyeti, mühendislik gücü ve nitelikli iş gücüyle dünya denizcilik sektöründe çok daha güçlü bir konuma ilerliyor.
Türkiye’nin yat üretiminde dünyada üst sıralara yükselmesini ve ihracatta yakaladığı ivmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz? Türk üreticilerini küresel rekabette öne çıkaran temel faktörler neler?
Türkiye’nin özellikle süper yat üretiminde dünya çapında elde ettiği başarı son derece önemli. Bugün ülkemiz 30 metre üzeri süper yat üretiminde dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer alıyor. İtalya’dan sonra ikinci sırada olduğumuzu söyleyebilirim. Bu başarı tesadüf değil. Türk üreticileri kaliteli işçilik, mühendislik kabiliyeti, müşteri taleplerine hızlı cevap verebilme yeteneği ve özel üretim konusundaki deneyimleriyle öne çıkıyor. Avrupa’ya yakınlığımız da önemli bir avantaj sağlıyor. Türk tersaneleri dünya standartlarında üretim gerçekleştirirken aynı zamanda rekabetçi bir yapıya sahip. Bu da ihracat rakamlarına olumlu yansıyor. Önümüzdeki dönemde bu başarının daha da güçleneceğine inanıyoruz.
Sektörde sürdürülebilirlik, hibrit ve elektrikli tekneler, akıllı sistemler ve dijitalleşme gibi yeni nesil dönüşümler öne çıkıyor. Bu değişim yat ve tekne endüstrisinin geleceğini nasıl şekillendiriyor?
Denizcilik sektörü doğası gereği sürdürülebilirlik konusuna en fazla önem vermesi gereken alanlardan biri. Dünyada çevre dostu üretim teknolojileri, enerji verimliliği, hibrit ve elektrikli sistemler her geçen gün daha fazla önem kazanıyor. Yat ve tekne endüstrisi de bu dönüşümün dışında kalamaz. Akıllı sistemler, dijital çözümler ve yeni nesil teknolojiler hem kullanıcı deneyimini geliştiriyor hem de çevresel etkileri azaltıyor. Türkiye’nin de bu dönüşüme ayak uydurması ve hatta bazı alanlarda öncü rol üstlenmesi gerekiyor.
Avrupa’daki sektör kuruluşlarıyla yürüttüğümüz iş birlikleri, bu dönüşüm sürecini yakından takip etmemize ve sektörün geleceğine yön vermemize olanak sağlıyor. Bunun en güncel ve somut adımı olarak, sürdürülebilir bir teknecilik ve deniz turizmi endüstrisini temsil eden Avrupa Teknecilik Endüstrisi Derneği (EBI) Genel Kurul Toplantısı’na YATED ev sahipliğinde İstanbul’da imza attık. 15 ülkeden 32 temsilcinin katıldığı bu etkinlikte, sektördeki dönüşüm hedeflerini, akıllı üretim sistemlerini ve sürdürülebilirlik vizyonumuzu tüm detaylarıyla masaya yatırdık. İnovasyon ve sürdürülebilirliğin güçlü bir temsilcisi haline gelen sektörümüzde, Avrupa ile geliştirdiğimiz bu güçlü iş birliklerini daha da ileri taşımayı ve ortak değerler etrafında yeni başarı hikâyeleri yazmayı hedefliyoruz.
Marina yatırımları, deniz turizmi, bakım-servis hizmetleri ve yan sanayiyle birlikte değerlendirildiğinde yatçılık ekosisteminin Türkiye ekonomisine oluşturduğu katma değeri nasıl tanımlarsınız?
Yatçılık sektörü çok katmanlı bir ekonomik yapı oluşturuyor. Tekne üretiminin yanında marina işletmeciliği, bakım ve onarım hizmetleri, ekipman üretimi, lojistik, deniz turizmi ve yan sanayi faaliyetleri önemli bir ekonomik hacim yaratıyor. Özellikle bakım-onarım ve refit alanında Türkiye’nin ciddi bir potansiyele sahip olduğunu görüyoruz. Türkiye sahip olduğu kıyı şeridi ve coğrafi avantajlarıyla Akdeniz havzasının önemli denizcilik merkezlerinden biri olabilir ve bunun ekonomik yansımaları yalnızca sektörle sınırlı kalmayıp turizmden istihdama kadar geniş bir alanda hissedilecektir.
Ancak bu ekosistemin ekonomik katma değerini tam anlamıyla büyütebilmesi için marina kapasitesinin acilen artırılması gerekiyor. Şu an denizde ve karada toplam 28 bin olan bağlama kapasitemiz, Avrupa’daki rakiplerimize kıyasla oldukça yetersiz kalıyor. Bu durum sadece bağlama ücretlerini artırıp küresel ölçekte rekabet şansımızı zorlaştırmakla kalmıyor, aynı zamanda yeni tekne satışlarının önünde de ciddi bir engel oluşturuyor. Yabancı yatçının bakım ve onarım faaliyetleri için ülkemizi tercih etmesi ve filomuzun yenilenebilmesi için park sayımızı artırmamız şart. Kısa vadeli ve hızlı bir çözüm olarak; atıl durumdaki balıkçı barınaklarının, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarının iş birliğiyle hızla marinaya dönüştürülmesi, sektörün büyümesi için ihtiyaç duyulan altyapıyı sağlayacaktır.
YATED tarafından düzenlenen Bosphorus Boat Show’un artık yalnızca bir fuar değil, sektörün uluslararası vitrinlerinden biri haline geldiğini görüyoruz. 17-25 Ekim tarihleri arasında Ataköy Marina’da gerçekleştirilecek Bosphorus Boat Show Deniz Fuarının sektör açısından nasıl bir etki oluşturmasını bekliyorsunuz? Türkiye’nin küresel denizcilik ve yatçılık ekosistemindeki görünürlüğüne nasıl bir katkı sağlayacak?
Derneğimiz bünyesinde kurduğumuz YATED Fuarcılık A.Ş. 2022 yılından itibaren Bosphorus Boat Show tescilli markamız altında Türkiye’nin en büyük ve en prestijli kara ve deniz fuarlarını yapmaktadır. Bugün geldiği noktada yalnızca bir fuar olmanın ötesine geçmiş durumda. Yerli üreticilerimizin ürünlerini sergileyebildiği, dünyaca ünlü markaların son model teknelerini sergilediği, sektör profesyonellerinin bir araya geldiği ve yeni iş birliklerinin kurulduğu önemli bir platform haline geldi. Biz YATED olarak fuarlarımızı yalnızca satış odaklı etkinlikler olarak değil, sektörün gelişimine katkı sağlayan stratejik organizasyonlar olarak görüyoruz. Bu yıl Şubat ayında İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirdiğimiz Bosphorus Boat Show Kara Fuarında bir tanesi uluslararası olmak üzere toplam 13 Panel düzenleyerek denizciliğimizin gelişimine katkı sunduk. Ekim ayında düzenleyeceğimiz Bosphorus Boat Show Deniz Fuarının da sektörümüz açısından önemli bir ticaret hacmi oluşturmasını, yeni iş bağlantılarına zemin hazırlamasını ve uluslararası ziyaretçi sayısını artırmasını bekliyoruz. Türkiye’nin üretim gücünü, tasarım kabiliyetini ve denizcilik alanındaki potansiyelini uluslararası platformlarda daha görünür kılmak açısından bu tür organizasyonların çok önemli olduğuna inanıyoruz.