Türkiye, sorumlu ve sürdürülebilir madencilik uygulamalarıyla küresel standartlara uyum sağlıyor. Türkiye Madenciler Derneği (TMD) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yılmaz Türk maden sektörünün mevcut konumunu değerlendirirken, sektörün dünya ile rekabetindeki ana başlıklardan bahsetti
Sorumlu ve sürdürülebilir madencilik odağında Türk maden sektörünün mevcut konumu ve durumu hakkında okurlarımızı bilgilendirir misiniz?
Türkiye madencilik sektörü, sürdürülebilirlik ve sorumlu madencilik uygulamalarıyla büyük bir dönüşüm içinde. Artık madencilik yalnızca kaynak çıkarmak değil, aynı zamanda çevresel ve toplumsal etkiyi en aza indirme çabasını da kapsıyor. Çevre dostu üretim, doğal kaynakların verimli kullanımı ve iş sağlığı-güvenliği odaklı iyileştirmeler sektörün temel taşları haline geldi. Bu duyarlılık, Türk madenciliğinin uluslararası rekabet gücünü artırırken, ülkemize uzun vadeli ve sürdürülebilir bir kalkınma modeli sunuyor. Sektörümüz, kaynakları sadece çıkarma aşamasında değil, işleyerek katma değer yaratma sürecinde de küresel standartlara uyum sağlamayı öncelik haline getirmeye başladı. Bu yaklaşım, Türkiye madencilik sektörünü çevreye ve insana duyarlı bir çizgide, topluma uzun vadeli fayda sağlayacak şekilde şekillendiriyor
Değişen dünya üretim ve tedarik yöntemleri ile yer altı kaynaklarımızın kullanımı daha önemli hale geldi. Bu süreçte nasıl bir strateji izlenmeli? Sektörün genel yol haritası nasıl olmalı?
Küresel tedarik zincirlerinde yaşanan değişimler, ülkeleri yerli kaynaklarını daha etkin kullanmaya teşvik ediyor. Türkiye’nin güçlü bir madencilik sektörü inşa etmesi, küresel ekonomideki dalgalanmalara daha dirençli bir sanayi altyapısı kurmasını sağlayacak. Bu bağlamda, madencilik sektörünün daha fazla katma değer yaratması için dijital dönüşüm, ileri işleme teknolojileri ve AR-GE yatırımları kritik önem taşıyor. Sektörümüz, sadece kaynakları çıkarmakla kalmayıp, bunları yurt içinde işleyerek ekonomiye kazandırmak hedefinde ilerlemelidir. Yol haritamızda, sürdürülebilir bir madencilik modeli ile çevreye ve topluma katkıyı ön planda tutmak, aynı zamanda yenilikçi çözümlerle verimliliği artırmak bulunuyor.
Türk madencilik sektörünün gelecek vizyonu ve dünya ile rekabetinde ana başlıklar nelerdir? Kamu desteği burada nasıl bir yer tutuyor?
Sektörümüzün gelecek vizyonunda sürdürülebilir kalkınma, dijitalleşme, AR-GE yatırımları, çevreye duyarlı üretim yöntemleri ve işçi sağlığı-iş güvenliği standartlarının yükseltilmesi ana başlıkları oluşturuyor. Sektörümüz, bu hedefler doğrultusunda küresel rekabet gücünü artırmayı amaçlıyor. Ancak, madencilikte daha güçlü bir geleceğe ulaşmak için yatırım ortamının iyileştirilmesi, bürokratik süreçlerin sadeleştirilmesi ve izin süreçlerinin hızlandırılması da kritik öneme sahip. Özellikle madencilik faaliyetlerinde karşılaşılan bürokratik engellerin azaltılması, ülkemizin yerli kaynak potansiyelini daha verimli bir şekilde değerlendirmesini sağlayacaktır.
Bu noktada kamu desteği, sektörümüzün büyümesi ve gelişmesi için kilit rol oynuyor. Yatırımların artmasını teşvik edecek düzenleyici adımlar ve altyapı geliştirmeleri, madencilik alanında ülke ekonomisine daha yüksek katkı sağlanmasını mümkün kılacaktır. Kamu ve özel sektör iş birliği ile sektörde yenilikçi teknolojilere daha fazla alan açarak, madencilikten elde edilen ürünlerin işlenmesi ve katma değer yaratılması sürecini güçlendirmeliyiz. Böylece, Türk madenciliği hem bölgesel hem de küresel pazarlarda daha güçlü bir konuma ulaşarak Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine daha sağlam bir katkı sunacaktır.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın kısa bir süre önce yayınladığı 2024-2028 Stratejik Planı’nda ortaya konan hedefler, sektörde iş sağlığı ve güvenliği, çevreye uyumlu üretim, kritik mineral üretimi ve katma değerli madenciliğin teşvik edilmesi gibi başlıklara güçlü bir kamu desteği sağlıyor. Sektörümüzün Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) içerisindeki payını %2’ye çıkarma hedefi ve yıllık maden ihracat değerini 10 milyar ABD doları seviyesine yükseltme amacı, kamu desteğiyle hayata geçirilebilecek iddialı ancak ulaşılabilir hedefler arasında yer alıyor. Türkiye’de bu doğrultuda kurulması planlanan Enerji ve Maden Ticaret Merkezi de, sektörü uluslararası piyasalarda daha etkin kılacak ve dünya ile daha entegre bir yapıya kavuşturacaktır. Bu destekler, Türk madenciliğinin dünyadaki rekabet gücünü artırırken, yerli ve milli kaynaklarımızın en yüksek verimle değerlendirilmesini sağlayacak.


