Haber ve Tanıtım Merkezi

Türkiye’de Emisyon Ticaret Sistemi Dönemi Başlıyor

Türkiye’nin ulusal Emisyon Ticaret Sistemi ile sanayide karbon yönetiminde yeni bir dönem başlıyor. Yıllık 50 bin tonun üzerinde emisyon üreten işletmeleri kapsayacak sistem, karbon salımını ekonomik bir değere dönüştürerek şirketleri emisyonlarını azaltmaya ve daha temiz üretime yönlendirecek. Ücretsiz tahsisatlar ise sektörel kıyaslama yöntemiyle dağıtılacak.

Türkiye, ulusal Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliğini (ETS) yayınlayarak iklim politikalarında önemli bir adım attı. Ember, Türkiye sanayisi ve iklim politikalarında yeni bir dönemi başlatan ETS’nin Türkiye’de nasıl uygulanacağını yayınladığı infografikle açıklayarak, sistemin temel işleyişini sade ve anlaşılır bir şekilde kamuoyuna sunuyor.

Emisyon Ticaret Sistemi (ETS), şirketlerin sera gazı emisyonlarına bir sınır getirerek karbon salımını ekonomik bir değere dönüştüren bir mekanizma. Sistemde şirketlere belirli miktarda emisyon hakkı tanınıyor. Daha az emisyon üreten işletmeler, kullanmadıkları haklarını daha fazla emisyona ihtiyaç duyan şirketlere satarak gelir elde edebiliyor.

Sistem, böylece şirketleri daha düşük karbonlu üretime yönlendiriyor. Emisyon sınırlarının her yıl kademeli olarak aşağı çekilmesiyle piyasadaki toplam sertifika miktarı da azalıyor. Hedef ise karbon salımını zaman içinde düşürürken, temiz enerjiye geçişi ve yeşil dönüşümü ekonomik bir teşvik mekanizmasıyla desteklemek.

  • Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi kapsamında, yıllık 50 bin tonun üzerinde CO2 emisyonu bulunan işletmeler, emisyonlarını izleme, raporlama ve her yıl neden oldukları emisyon kadar sertifikayı teslim etmekle yükümlü olacaklar. Türkiye, her biri 1 ton CO2 eşdeğeri olan sertifikaları (tahsisatları) birincil piyasalarda ihale yoluyla piyasa sunarken, işletmeler ikincil piyasada birbirleri arasında sertifikaların alım-satımını yapabilecekler. Devletin ETS kapsamında elde ettiği gelir ise iklim değişikliği ile mücadele ve yeşil dönüşümde kullanacak.

 

  • Kıyaslama ile sürekli iyileşme hedefleniyor. Türkiye ücretsiz tahsisatları sektörel kıyaslama yöntemi ile dağıtacak. Sektör ortalamasına göre ürün başına daha az emisyona neden olan işletmeler ellerindeki sertifikaları satarak gelir elde edebilecekken, daha yüksek emisyona sahip işletmeler ilave sertifika almak zorunda kalacak. Bu sistem işletmeleri yıldan yıla emisyon yoğunluklarını azaltmaya ve sürekli iyileşmeye teşvik edecek.

 

Diğer yandan Türkiye’nin ETS uygulamasını hayata geçirmesinde, Avrupa Birliği (AB) ile ticari ilişkilerinin önemli bir rolü bulunuyor. AB, 2026 itibariyle mali yükümlülükleri başlayacak Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ile AB dışından ithal edilen ürünlere, emisyonları üzerinden ek bir maliyet getirecek. Bu düzenleme, AB’nin halihazırda uygulamada olan ETS kapsamında emisyonlar için bedel ödeyen üreticilerin rekabet ortamının korunması ve aynı zamanda iklim değişikliğiyle mücadele çabalarının yaygınlaştırılması amacı taşıyor.

 

SKDM kurallarına göre, ihracatçı bir ülkede karbon için zaten ödenmiş bir bedel bulunuyorsa, bu tutar AB’ye ödenecek SKDM maliyetinden düşülebiliyor. Dolayısıyla Türkiye’de etkin bir ETS’nin hayata geçirilmesi, AB’ye ödenecek karbon maliyetinin Türkiye sınırları içinde değerlendirilmesini ve sektörlerin yeşil dönüşümünde kullanılmasını sağlayarak, ihracatçı sektörlerin uluslararası pazarlarda rekabet gücünün artmasına da destek olacak.

 

Karbon piyasasının kuralları belirleniyor

 Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi’nin uygulamaya girmesiyle, yıllık 50 bin ton CO2 eşdeğeri üzerinde emisyonu olan tesisler ETS kapsamına alınacak. Böylece ulusal emisyonların yaklaşık yarısı sisteme dahil edilmiş olacak. Pilot uygulama döneminin başlangıcı ve dönemin uygulama esasları Karbon Piyasası Kurul’u tarafından belirlenecek. Kapsam içindeki her tesis, faaliyetlerini sürdürebilmek için beş yıl geçerli sera gazı salım iznini alarak ETS kayıt sistemine dahil olacak. Ardından her yıl Nisan ayı sonuna kadar, bir önceki yılın emisyon miktarlarını içeren ve bağımsız kuruluşlarca doğrulanmış raporlarını hazırlayarak İklim Değişikliği Başkanlığı’na sunacak.

Raporların tesliminin ardından, 60 gün içerisinde İklim Değişikliği Başkanlığı koordinasyonunda Ulusal Tahsisat Planı hazırlanarak, Karbon Piyasası Kurulu onayına sunulacak. Söz konusu Plan ile ilgili yıl içerisinde piyasaya verilecek toplam tahsisat miktarları, yani ETS üst sınırı belirlenecek. Kurul ayrıca, 1 ton CO2 eşdeğeri emisyon izni sağlayan tahsisatların taban ve tavan fiyatlarını da belirlemeye yetkili olacak.

Temiz üreten daha fazla kazanacak

 Ücretsiz tahsisatların dağıtımında, öncelikle alt sektörler bazında kıyaslama çalışmaları yapılacak ve ürün bazlı referans emisyon yoğunluğunu gösteren kıyas değerleri belirlenecek. Bu kıyas değerinin altında emisyon yoğunluğuna sahip, yani daha verimli ve temiz üretim teknolojileri kullanan ya da daha yüksek temiz enerji payına sahip işletmeler, gerçek emisyonlarının üzerinde tahsisat alacak ve bu fazla kısmı satarak gelir elde edebilecek. Ücretsiz tahsisat oranlarının ve kıyas yönteminin detaylarının belirlenmesinde Karbon Piyasası Kurulu belirleyici olacak.

Kıyas değerine göre yüksek emisyon yoğunluğuna sahip işletmeler ise gerçek emisyonlarından daha az ücretsiz tahsisat alacak. İşletmeler, oluşacak açıklarını ya tahsisatların EPİAŞ tarafından ihale yoluyla satıldığı birincil piyasadan ya da ikincil piyasa üzerinden diğer işletmelerden satın alarak, tahsisatlarını her yıl Kasım ayı sonuna kadar kapatmak zorunda kalacak. Birincil ve ikincil piyasa ile cezalardan elde edilen ETS gelirleri, iklim değişikliği ile mücadelede ve yeşil dönüşümü desteklemek için kullanılacak. Sistemin amacı işletmeler arası rekabeti artırarak emisyon yoğunluklarında sürekli iyileşmeyi teşvik etmek olacak.

 

 5 Soruda Türkiye’de Emisyon Ticaret Sistemi

Emisyon Ticaret Sistemi nedir?

Emisyon Ticaret Sistemi (ETS), “kirleten öder” ilkesine dayanan ve sera gazı salımlarını azaltmayı hedefleyen piyasa temelli bir mekanizma. Devlet, işletmelerin saldıkları karbon miktarına bir üst sınır koyarak her ton karbon salımını sertifika haline getiriyor. Bu sertifikalar alınıp satılabiliyor.

ETS, Türkiye’de nasıl işleyecek?

Türkiye’de yılda 50 bin tonun üzerinde CO2 salan tesisler sisteme dahil olacak. Böylece ülkemizdeki toplam emisyonların yaklaşık yarısı ETS kapsamına girecek.

Her tesis, bir önceki yıl ne kadar karbon saldıysa o kadar sertifikayı yıl sonunda devlete teslim etmek zorunda olacak. Sertifikalar iki şekilde elde edilebilecek:

Devletin yaptığı ihalelerden (birincil piyasa)

Diğer şirketlerle alım-satım yoluyla (ikincil piyasa)

ETS, karbon salımı azaltımını nasıl sağlayacak?

Bulundukları sektörün ortalamasına kıyasla daha az karbon salan verimli tesisler, ihtiyaçlarından fazla miktarda sertifikayı ücretsiz şekilde alacak. Bu tesisler ellerindeki fazla sertifikayı satarak para kazanabilecek. Daha fazla karbon salan tesisler ise eksik sertifikaları satın almak zorunda kalacak. Bir başka deyişle, az kirleten kazanırken, çok kirleten ödeyecek. Bu da şirketleri her yıl daha az karbon salımı yapmaya teşvik edecek.

ETS’nin uygulamaya alınması Türkiye için neden önemli?

ETS, Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefleri doğrultusunda sera gazı emisyonlarının azaltılmasını teşvik etmek amacıyla oluşturulan bir mekanizma. Sera gazı emisyonlarının azaltılmasının yanı sıra ETS’den elde edilecek gelir, iklim değişikliği ile mücadele ve yeşil dönüşümü desteklemek için kullanılacak.

Sistem aynı zamanda ihracatçıların rekabet gücünü de koruyacak. Zira 2026’dan itibaren AB, ithal edilen çimento, çelik, alüminyum gibi ürünlere ton başına karbon vergisi (SKDM) talep edecek. Ürünlerin geldiği ülkede ETS uygulaması varsa, bu miktar AB’ye ödenecek karbon vergisinden düşülebilecek.

Tüm sektörler 2026 itibariyle ETS kapsamına alındı mı?

Hayır. Uygulama ile çimento, demir-çelik, alüminyum, gübre, cam, kâğıt, seramik ve elektrik üretimi gibi karbon yoğun sektörler ETS kapsamına girecek. Pilot ve uygulama dönemlerinden sonra kapsam genişleyebilecek ve ücretsiz sertifikalar kademeli olarak azaltılacak

Ember Analisti Bahadır Sercan Gümüş, Türkiye’nin ETS tasarımının uzun vadede güçlü bir iklim politikası çerçevesi oluşturabilmesi için 2053 net sıfır hedefi doğrultusunda sektör bazlı net sıfır yol haritalarının hazırlanması gerektiğini belirterek şunları söyledi:
“Emisyon Ticaret Sistemi, temiz enerji dönüşümünü hızlandırma ve Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’ndan kaynaklanan maliyetleri ülke içinde kullanma fırsatı sunuyor. Ancak sistemin emisyon yoğunluklarını iyileştirmeye odaklanması, üretim artışlarıyla toplam emisyonların yükselmesine yol açabilir. Ayrıca, Türkiye emisyonlarının dörtte birinden fazlasını oluşturan fosil yakıtlı termik santrallerinin ücretsiz tahsisattan yararlanması da elektrik sektörünün temiz enerji dönüşümünü geciktirebilir. Türkiye, ETS kapsamında sektör bazlı net sıfır yol haritaları hazırlayarak piyasa öngörülebilirliğini ve yatırımcı güvenini artırılabilir.”

 

 

 

e-dergi için tıklayın

EN ÇOK OKUNANLAR