Haber ve Tanıtım Merkezi

Yapay Zekâ İş Dünyasının Merkezine Yerleşiyor

Yapay zekâ yatırımlarında yeni dönem, teknolojiye sahip olmaktan çok onu ölçekleyebilme ve iş sonuçlarına dönüştürebilme becerisiyle tanımlanıyor. Sanayi üretiminden işe alıma, müşteri deneyiminden teknoloji altyapısına kadar genişleyen kullanım alanları; şirketlerin verimlilik, hız ve rekabet gücü arayışını desteklerken veri, yönetişim, nitelikli insan kaynağı ve güven başlıklarını da dönüşümün merkezine taşıyor.

Yapay zekâ, şirketler açısından bir deneme alanı olmaktan çıkarak iş süreçlerinin temel bileşenlerinden birine dönüşüyor. Ancak kullanım alanlarının artması, kurumların teknolojiden aynı ölçüde değer üretebildiği anlamına gelmiyor. AMD sponsorluğunda IDC tarafından hazırlanan araştırmaya göre işletmelerin yüzde 83’ü aynı anda 10’dan az yapay zekâ kullanım senaryosu çalıştırıyor. Kurumların yalnızca yüzde 21,7’si kapsamlı bir yatırım getirisi analizi gerçekleştirirken, yapay zekâ yatırımlarının iş hedefleriyle uyumunu doğrulayanların oranı da yüzde 22,2 seviyesinde kalıyor. Veriler, şirketlerin önemli bir bölümünün hâlâ pilot uygulamalardan ölçeklenmiş kurumsal kullanıma geçiş aşamasında olduğunu gösteriyor.

Ölçek büyüdükçe altyapının önemi artıyor

Yapay zekâ kullanımının yaygınlaşması, şirketlerin teknoloji altyapısına bakışını da değiştiriyor. AMD’nin öngörülerine göre 2026 yılında küresel yapay zekâ işlem kapasitesinin yüzde 60’tan fazlasının model eğitiminden ziyade aktif kullanım ve çıkarım süreçlerinde değerlendirilmesi bekleniyor. Bu gelişim; güç ve soğutma kapasitesi, artan maliyetler, veri yönetimi ve farklı sistemlerin birlikte çalışabilirliği gibi başlıkları daha kritik hale getiriyor. Araştırmaya katılan işletmelerin yüzde 77’sinin donanım ve yazılım uyumuna yüksek önem vermesi de yapay zekâ altyapısının artık tek bir teknoloji bileşeninden değil, bütünleşik sistemlerden oluştuğuna işaret ediyor.

Kurumsal yapay zekâ yatırımlarının yarattığı dönüşümün en güçlü hissedildiği alanlardan biri ise sanayi üretimi. KPMG’nin araştırmasına katılan endüstriyel üretim şirketlerinin yüzde 76’sı dijital teknolojilere 50 milyon doların üzerinde yatırım yaptığını bildiriyor. Yöneticilerin yüzde 49’u yapay zekâ ve akıllı teknolojilerin önemli finansal kazanımlar sağladığını veya yaratılan toplam dijital değerin yüzde 31-40’ını oluşturduğunu belirtiyor. Kuruluşların yüzde 68’i ise önümüzdeki bir yıl içinde yapay zekâyı kurum genelinde yaygın biçimde kullanmayı hedefliyor.

Ancak teknoloji yatırımlarındaki büyüme yeni riskleri de beraberinde getiriyor. Sanayi şirketlerinin yüzde 83’ü yapay zekâ için güçlü veri temellerine sahip olduğunu düşünürken, yüzde 76’sının önümüzdeki iki yıldaki önemli risklerden biri olarak yeterince güvenilir olmayan verileri göstermesi dikkat çekiyor. Siber güvenlik, maliyetler ve nitelikli insan kaynağı eksikliği de dönüşümün önündeki temel başlıklar arasında bulunuyor. Yöneticilerin yüzde 89’u önümüzdeki beş yıl içinde yapay zekâ ajanlarını yönetmenin iş hayatında önemli bir beceriye dönüşeceğini öngörüyor.

Yapay zekâ çalışma biçimlerini de değiştiriyor

Teknolojinin iş süreçlerine etkisi yalnızca üretim veya teknoloji ekipleriyle sınırlı değil. İnsan kaynakları ve işe alım süreçleri de yapay zekânın en hızlı yaygınlaştığı alanlardan biri haline geliyor. İdenfit’in LinkedIn ve SHRM verilerinden hareketle yaptığı değerlendirmeye göre işe alımda yapay zekâ kullanan şirketlerin oranı 2025 itibarıyla yüzde 51’e ulaştı. İş ilanı metinlerinin hazırlanmasında kullanım oranı yüzde 73, aday e-posta ve mesajlarında yüzde 68,6, CV tarama ve ön elemede ise yüzde 32,1 seviyesinde bulunuyor.

Yapay zekâ araçlarının işe alım ekiplerine haftada ortalama bir iş günü kazandırabildiğine işaret edilirken, teknolojiyi kullanan İK profesyonellerinin yaklaşık yüzde 90’ı zaman veya verimlilik avantajı elde ettiğini belirtiyor. Bununla birlikte hız, işe alım başarısının tek göstergesi değil. Şirketlerin yalnızca yüzde 25’i işe alım kalitesini doğru ölçebildiğinden yüksek düzeyde emin olduğunu ifade ederken, bu kaliteyi sistematik biçimde takip edenlerin oranı yüzde 20’de kalıyor. Bu nedenle yapay zekânın rolü, insan değerlendirmesinin yerine geçmekten çok yüksek hacimli ve tekrarlayan işleri hızlandırarak İK ekiplerinin daha nitelikli karar süreçlerine odaklanmasını sağlamak şeklinde gelişiyor.

Teknoloji büyürken güven sınırı korunuyor

Yapay zekânın şirket içindeki rolü büyürken dönüşümün bir diğer yüzünü tüketiciler oluşturuyor. EY Geleceğin Tüketicisi Endeksi 2026, tüketicilerin yapay zekâyı tamamen reddetmediğini ancak teknolojiye verdikleri yetkinin sınırlarını daha dikkatli belirlediğini ortaya koyuyor. Araştırmaya göre tüketicilerin yüzde 92’si şeffaf uygulamalar sunan markaları tercih ederken, yüzde 95’i satın alma öncesinde somut değer kanıtı görmek istiyor. Katılımcıların yüzde 93’ü karar vermeden önce bilgileri farklı kaynaklardan doğrularken, yüzde 89’u marka reklamlarından çok diğer tüketicilerin deneyim ve yorumlarına güveniyor.

Bu yaklaşım yapay zekâ kullanımına da yansıyor. Tüketiciler rutin ve düşük riskli işlemleri teknolojiye devretmeye daha açık davranırken, kişisel kararlar söz konusu olduğunda kontrolü ellerinde tutmayı tercih ediyor. Küresel ölçekte tüketicilerin yüzde 36’sı ödeme sırasında indirimlerin yapay zekâ tarafından otomatik uygulanmasını isterken, rutin satın alma kararlarının tamamen yapay zekâya bırakılmasına yönelik yaklaşım daha temkinli kalıyor. Dolayısıyla şirketler açısından teknoloji yatırımının başarısı yalnızca hız ve kişiselleştirmeyle değil, şeffaflık ve güvenin korunmasıyla da ölçülüyor.

Farklı sektör ve kullanım alanlarına odaklanan araştırmalar aynı noktada kesişiyor: Yapay zekâ artık şirketlerin gelecekte kullanmayı planladığı bir teknoloji değil, bugünün operasyonlarına hızla yerleşen bir iş aracı. Bundan sonraki rekabet ise yalnızca yapay zekâyı kullanmak üzerinden değil; onu doğru altyapıyla ölçeklendirebilmek, güvenilir veriyle beslemek, çalışanları yeni yetkinliklerle desteklemek, yatırımın yarattığı değeri ölçebilmek ve müşterinin güvenini koruyabilmek üzerinden şekillenecek.

 Türkiye’nin Yapay Zekâ Karnesi

Türkiye’de yapay zekâ kullanımı yaygınlaşırken düzenli kullanım oranları dünya ve Avrupa ortalamalarının altında seyrediyor. BAREM’in WIN Grubu iş birliğiyle hazırladığı Dünya Yapay Zekâ Endeksi 2026’ya göre Türkiye’nin endeks puanı Avrupa ortalamasının 4, dünya ortalamasının ise 9 puan altında bulunuyor. Türkiye’de katılımcıların yüzde 58’i yapay zekâyı en azından zaman zaman kullandığını belirtirken, her gün kullananların oranı yüzde 22’de kalıyor. Günlük kullanım oranı dünya genelinde yüzde 39, Avrupa’da ise yüzde 36 seviyesinde.

Kullanımda yaş ve sosyo-ekonomik gruplar arasındaki fark da dikkat çekiyor. 18-34 yaş grubunda yapay zekâ kullanım oranı yüzde 37’ye ulaşırken, 55 yaş ve üzerindeki grupta yüzde 8’e geriliyor. AB sosyo-ekonomik grubunda yapay zekâyı sık kullananların oranı yüzde 32 olurken, diğer gruplarda bu oran yüzde 16-19 aralığında kalıyor.

Türkiye’de yapay zekâ kullananların yüzde 44’ü teknolojiden hem iş hem de özel yaşamında yararlanıyor. İş dünyasında araştırma, inovasyon ve veri analizi yüzde 52 ile öne çıkarken, karar alma ve stratejik planlamaya destek yüzde 26, iş akışları ve verimlilik uygulamaları yüzde 22 seviyesinde bulunuyor. Günlük yaşamda ise öğrenme ve eğitim yüzde 38, yaratıcı çalışmalar ve içerik üretimi yüzde 32 ile başlıca kullanım alanlarını oluşturuyor.

Deneyim seviyesi kullanım biçimini değiştiriyor

Yapay zekânın iş hayatındaki etkisi yalnızca hangi süreçlerde kullanıldığıyla değil, çalışanların deneyim seviyelerine göre teknolojiyi nasıl benimsediğiyle de farklılaşıyor. 0-2 yıl deneyimli genç yeteneklerle 11 yıl ve üzeri deneyime sahip profesyonellerin yapay zekâ kullanım alışkanlıkları arasında belirgin farklılıklar olduğunu ortaya koyuyor.

 

Yaklaşık bin kişinin katıldığı araştırmaya göre 0-2 yıl deneyime sahip çalışanların yüzde 40’ı yapay zekâyı iş hayatında düzenli olarak kullandığını belirtirken, 11 yıl ve üzeri deneyimli profesyonellerde bu oran yüzde 23’te kalıyor. Deneyimli çalışanlarda yapay zekâyı “ara sıra” kullananların oranının yüzde 44’e ulaşması ise kullanımın deneyim arttıkça daha seçici ve ihtiyaç odaklı hale geldiğine işaret ediyor.

 

Bu farklılık, deneyimli çalışanların yapay zekâya daha mesafeli olduğu anlamına gelmiyor. Aksine teknolojiye yönelik yaklaşımda, kullanım sıklığından ziyade doğru kullanım zamanı, iş süreçlerine sağlayacağı katkı ve yaratacağı katma değer daha fazla önem kazanıyor. Nitekim yapay zekâya ilişkin duygularda her iki grupta da “belirsizlik” ilk sırada yer alırken, bu duygu deneyimli profesyonellerde yüzde 35 ile daha belirgin hale geliyor. Genç çalışanlarda ise belirsizlik ve heyecan yüzde 28 ile eşit seviyede bulunuyor.

 

Kaygıların odağında da deneyime bağlı farklılıklar görülüyor. Her iki grupta da yüzde 44 ile yanlış ya da eksik sonuç üretme riski en büyük endişe olurken, deneyimli çalışanlarda veri güvenliği kaygısı yüzde 32 ile ikinci sırada yer alıyor. Genç çalışanlarda bu oran yüzde 18’de kalırken, “işimi elimden alır” endişesi gençlerde daha yüksek seyrediyor.

Yapay zekâ kariyer yolunu da değiştiriyor

Yapay zekânın kullanım alanlarında ise veri analizi ve raporlama her iki grupta da ilk sırada bulunuyor. Bunu eğitim ve kişisel gelişim, müşteri hizmetleri ve süreç iyileştirme takip ediyor. Katılımcıların yüzde 60’tan fazlası yapay zekânın işlerinde verimlilik sağladığını belirtirken, zaman tasarrufu da teknolojinin öne çıkan katkıları arasında yer alıyor.

Yapay zekânın kariyer üzerindeki etkisine ilişkin beklentiler de dikkat çekici. 11 yıl ve üzeri deneyime sahip profesyonellerin yüzde 50’si, yapay zekâya yatkınlığın iş fırsatlarında avantaj sağlayacağını düşünüyor. Genç çalışanlarda bu oran yüzde 39’da kalırken, kariyer fırsatlarına etkisi konusunda kararsızlık gençlerde daha yüksek seviyede bulunuyor.

Bu tablo, yapay zekâ dönüşümünün yalnızca teknoloji yatırımlarıyla değil, çalışanların deneyimi, yetkinlikleri ve teknolojiyle kurduğu ilişki üzerinden de şekillendiğini gösteriyor. Şirketler için bundan sonraki aşama, farklı deneyim seviyelerindeki çalışanların yapay zekâyı doğru ve güvenli biçimde kullanmasını sağlayacak yetkinliklerin geliştirilmesini de dönüşüm stratejisinin bir parçası haline getirmek olacak.

 

 

Kaynakça:

EY -Geleceğin Tüketicisi Endeksi 2026,

IDC -“İş Etkisi için Yapay Zekâ Altyapısı,

KPMG- “Küresel Teknoloji Raporu 2026: Endüstriyel Üretim

BAREM & WIN Grubu -Dünya Yapay Zeka Endeksi 2026

İdenfit & LinkedIn ve İnsan Kaynakları Yönetimi Derneği (SHRM)- Genel İK Süreçlerinde AI Kullanımı

Kariyer.net Analizi

 

 

e-dergi için tıklayın

EN ÇOK OKUNANLAR