Haber ve Tanıtım Merkezi

Yapay Zekâda Güven 15 Katlık Fark Yaratıyor

Yapay zekâ yatırımlarında güven, kârlılığın yeni anahtarı haline geliyor. SAS’ın IDC içgörüleriyle hazırladığı araştırmaya göre, güvenilir yapay zekâ uygulamalarını benimseyen kurumların YZ projelerinden güçlü yatırım getirisi elde etme olasılığı 15 kat artıyor. Veri kalitesi, yönetişim ve denetlenebilirlik ise yapay zekâ yatırımlarını somut iş sonuçlarına dönüştürmede belirleyici rol oynuyor.

Çalışanların gerekçesini kavrayamadığı yapay zekâ kararlarını geçersiz kılarak manuel müdahalede bulunması, yapay zekâdan yatırım getirisi bekleyen kurumları zorluyor. Sahada sistemleri devre dışı bırakan bir numaralı etken “açıklanamayan kararlar” olurken; kurumlar güven ve kârlılık sağlayacak veri altyapısından yoksun. Türkiye’de ise denetim yatırımlarının %17’ye gerilemesi ve her projede veri kalitesini şart koşan kurum oranının yalnızca %1,9’da kalması, kontrol açığını derinleştiriyor.

IDC’nin araştırma içgörüleriyle desteklenen yeni SAS raporu, yapay zekâ yatırımlarını kâra dönüştürme yarışında öne geçen kurumların arkasındaki temel itici gücü gözler önüne seriyor: Güvenilir yapay zekâ standartlarını benimsemek. Güvenilir YZ uygulamalarını hayata geçiren kurumların, YZ projelerinden güçlü yatırım getirisi (ROI) elde ettiğini bildirme olasılığı 15 kat daha yüksek çıktı.

Bu yıl ikincisi yayımlanan Veri ve Yapay Zekâ Etki Raporu: Güvenin Yeni Ekonomisi (Data and AI Impact Report: The New Economics of Trust) başlıklı çalışmaya göre; yönetişim, veri kalitesi ve denetlenebilirlik pratiklerini en güçlü şekilde uygulayan kurumlar, rakiplerini istikrarlı biçimde geride bırakarak yapay zekâ projelerinden en az iki kat daha fazla ROI elde ettiğini belirtiyor..

“Yapay zekâ amaçlandığı gibi çalıştığında muazzam bir etki yaratıyor,” diyen SAS CTO’su Bryan Harris, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bununla birlikte, en gelişmiş yapay zekâ ajanlarının karmaşık görevlerde hata oranlarının %25’i aşabildiği iyi biliniyor; bu oran, kritik öneme sahip karar alma süreçleri için kabul edilemez. Doğruluk ve tutarlılık sağlamak isteyen kuruluşların, insanları yönetişim ve denetim süreçlerinin merkezinde tutarken alan uzmanlığını da ajan tabanlı iş akışlarına entegre etmesi gerekiyor. Bunu başarıyla gerçekleştiren kuruluşlar, yapay zekâya duyulan güven açığını kapatarak pazarda rekabet avantajı elde edecek.”

Türkiye Küresel Eşiği Aştı: Pilot Aşaması Geride Kaldı

Türkiye’deki kuruluşların yarısından fazlası (%52,8), yapay zekâyı operasyonel iş akışlarına ve günlük iş süreçlerine tamamen entegre ettiğini belirtiyor.

Yapay zekânın iş süreçlerinde yaygınlaşması, şirketlerin finansal sonuçlarına da yansıyor. Kuruluşların yaklaşık üçte biri (%32), yapay zekâ yatırımlarından güçlü veya yüksek düzeyde yatırım getirisi (ROI) elde ettiğini ifade ediyor. Bu somut kazanımlar, yapay zekâ yatırımlarına yönelik iştahı da destekliyor. Kuruluşların dörtte üçü (%75,5), önümüzdeki 12 ay içinde yapay zekâ bütçelerini artırmayı planlıyor.

Türkiye, yapay zekâ modellerini üretim ortamına taşıma konusunda küresel ortalamaların önüne geçerken, veri kalitesi ve denetim mekanizmalarının geliştirilmesi aynı hızda ilerlemiyor. Kuruluşların düzenli denetimler ve etki değerlendirmeleri yerine yeni modelleri devreye almaya öncelik vermesi, bugün elde edilen ticari kazanımların yeterince sağlamlaştırılmamış bir temel üzerinde ilerlemesi riskini beraberinde getiriyor.

 

e-dergi için tıklayın

EN ÇOK OKUNANLAR