RENWORLD Kurucu ve CEO’su Gökhan Durukan, Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefi doğrultusunda yenilenebilir enerji yatırımlarında kapasite artışının yanı sıra kalite, uluslararası standartlara uyum ve uzun vadeli işletme performansının önemine dikkat çekiyor. Karbon ekonomisine geçişin temiz enerji yatırımlarını sanayinin rekabet gücü açısından daha kritik hale getirdiğini belirten Durukan; enerji depolama, şebeke entegrasyonu, tedarik zinciri riskleri ve yapay zeka destekli performans analizlerinin sektörün öncelikli gündemleri arasında yer aldığını vurgularken; bağımsız teknik denetimin yatırım risklerinin azaltılması, ekipman kalitesinin güvence altına alınması ve santrallerin verimli işletilmesi açısından taşıdığı role de dikkat çekiyor.
Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefi ve enerji dönüşümü perspektifinden baktığınızda, yenilenebilir enerji sektörünün önümüzdeki dönemde hangi başlıklara odaklanması gerekiyor?
Türkiye’nin 2053 net sıfır vizyonu, sadece kapasite artışını değil, kalitenin ve standartların da yükseltilmesini zorunlu kılıyor. Sektör olarak öncelikle uluslararası standartlara (IEC vb.) uyumluluğa, tesislerin uzun ömürlü ve verimli işletilmesine odaklanmalıyız. Kurulumdan işletmeye kadar bağımsız denetim, performans analizi ve risk yönetimi başlıkları kritik öneme sahip. Kapasiteyi artırırken şebeke entegrasyonu, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik ilkelerine sadık kalarak, yatırımların kalitesini güvence altına almalıyız.

Karbon ekonomisine geçiş, yenilenebilir enerji yatırımlarının önemini nasıl değiştiriyor?
Karbon ekonomisi, yenilenebilir enerji yatırımlarını “alternatif” olmaktan çıkarıp, tüm sanayicilerimiz için bir “zorunluluk” haline getiriyor. Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) gibi uygulamalar, ihracatçı firmalarımızın küresel rekabet gücünü koruması için temiz enerjiyi şart koşuyor. Bu süreçte yatırımların kalitesi ve uluslararası standartlara uygunluğu, elde edilecek karbon kredilerinin ve yeşil finansmana erişimin temel anahtarı haline geliyor. Biz de RENWORLD olarak bu yatırımların standartlara uygunluğunu denetleyerek yatırımcıların risklerini minimize ediyor, sürdürülebilir bir geleceğe katkı sağlıyoruz.
Enerji depolama yatırımlarının Türkiye’nin enerji dönüşümündeki rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Enerji depolama sistemleri, yenilenebilir enerjinin en büyük handikabı olan kesintili üretim sorununu çözen, şebeke esnekliğini sağlayan kilit teknolojidir. Rüzgar ve güneş enerjisinin baz yük santralleri gibi çalışabilmesi için depolama yatırımları hayati öneme sahiptir. Türkiye’nin enerji bağımsızlığı hedeflerine ulaşmasında, depolama entegreli GES ve RES projelerinin artması büyük bir ivme yaratacaktır. Ülkemizin bu potansiyelini verimli kullanabilmesi için bu sistemlerin de kurulumdan itibaren yüksek güvenlik ve kalite standartlarında denetlenmesi sektörün sağlıklı büyümesi için şarttır.

Tedarik zinciri yönetimi, GES projelerinde yatırım takvimini ve maliyetleri doğrudan etkileyebiliyor. Üretici seçimi, ürün kalitesi, lojistik ve teslimat süreçlerinde hangi riskler öne çıkıyor?
Tedarik zincirindeki en ufak aksamalar, projelerin kârlılığını derinden sarsabilir. Üretici seçiminde salt ilk yatırım maliyeti odaklı yaklaşım; düşük kaliteli modül ve ekipman kullanımı, ilerleyen yıllarda beklenen enerji üretiminin sağlanamaması (performans kaybı) ve garanti süreçlerinde muhatap bulunamaması gibi büyük riskler doğurur. Lojistik ve teslimatta yaşanan gecikmeler ise yatırım takvimini uzatarak finansman maliyetlerini artırır. RENWORLD olarak, Fotovoltaik (PV) Modül Üretim Yeri Denetimi ve malzeme kalite kontrolleriyle bu riskleri kaynağında tespit ediyor, yatırımcıların tedarik sürecinin uluslararası standartlarda ve sorunsuz yürümesini sağlıyoruz.
Yapay zeka ve veri analitiğinin yaygınlaşması, yenilenebilir enerji sektöründe yeni bir uzmanlık dönemini mi başlatıyor?
Kesinlikle. Enerji sektöründe dijitalleşme ve veri analitiği, tesislerin işletme ve bakım süreçlerinde devrim yaratıyor. Kestirimci bakım algoritmaları sayesinde arızalar oluşmadan tespit edilebiliyor, üretim kayıpları ve duruş süreleri minimize ediliyor. Yapay zeka destekli performans testleri ve verimlilik analizleri ile santrallerin gerçek potansiyelini ölçmek mümkün hale geliyor. Yeni dönemde klasik mühendislik yaklaşımının ötesine geçiyoruz; RENWORLD olarak biz de mühendislik gücümüzü bu yeni nesil teknolojilerle birleştirerek, denetim ve analiz süreçlerimizde veriye dayalı, bağımsız ve daha güvenilir sonuçlar üretiyoruz.