COP31 ile birlikte sürdürülebilirlik gündeminin taahhütlerden somut yatırımlara taşınması beklenirken, lojistik sektörü de yeşil dönüşümün kritik eşiklerinden geçiyor. UTİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Bilgehan Engin, filo yenilemeden demiryolu ve intermodal yatırımlarına, emisyon ölçümünden alternatif yakıt altyapısına kadar lojistiğin dönüşüm önceliklerini değerlendirdi.
COP31’in taahhütlerden uygulamaya geçiş yaklaşımı lojistik sektörüne nasıl yansıyacak? Türkiye lojistiğinde hangi somut dönüşümlerin hızlanmasını bekliyorsunuz?
COP31’in Türkiye’de gerçekleştirilmesi sektörümüz açısından önemli bir fırsat. Artık sürdürülebilirlik hedeflerinin somut yatırımlara dönüşmesi gerekiyor.
Türkiye’de özellikle karayolunda filo yenileme, düşük emisyonlu araçlar ve alternatif yakıt kullanımının hızlanacağını düşünüyorum. Bu dönüşümün hızlanması için araç yatırımlarıyla birlikte şarj ve alternatif yakıt ikmal altyapısının geliştirilmesi, uygun finansman sağlanması ve öngörülebilir bir uygulama takviminin oluşturulması gerekiyor.
Demiryolu ve intermodal taşımacılığın geliştirilmesi, limanların demiryolu bağlantılarının güçlendirilmesi, organize sanayi bölgelerinin demiryolu ağına entegrasyonunun sağlanması ve depolarda yenilenebilir enerji kullanımının artırılması da önceliklerimiz arasında.
Dijitalleşme, rota optimizasyonu ve karbon emisyonlarının ölçülmesi bu dönüşümün önemli parçaları olacak. Asıl hedefimiz, yeşil dönüşümü sektörümüzün rekabet gücünü destekleyen uygulanabilir yatırımlara dönüştürmek.
Emisyon Ticaret Sistemi (ETS), lojistik sektöründe şirketlerin karbon emisyonlarını ölçme ve azaltma süreçlerini nasıl değiştirecek?
Emisyon Ticaret Sistemi ile karbon, çevresel bir konu olmanın ötesinde şirketlerin maliyetlerini ve rekabet gücünü etkileyen bir unsur haline geliyor.
27 Ağustos 2026’da yayımlanan Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliği ile sistemin çerçevesi netleşmeye başladı. UTİKAD olarak üyelerimizi bu gelişmeler konusunda düzenli olarak bilgilendiriyoruz.
ETS kapsamındaki doğrudan yükümlülükler ile müşterilerin tedarik zinciri emisyonlarına ilişkin veri taleplerini birbirinden ayırmak gerekiyor. Doğrudan kapsamda bulunmayan lojistik işletmeleri açısından da güvenilir emisyon verisi sunabilmek, uluslararası müşterilerle çalışmanın ve rekabet gücünü korumanın önemli bir unsuru haline geliyor. Bu nedenle özellikle KOBİ’lerin emisyon ölçümü, raporlama ve azaltım süreçlerinde teknik ve finansal desteklerle güçlendirilmesi gerekiyor. Ayrıca tüm taşıma modlarını kapsayan, uluslararası yöntemlerle uyumlu ve karşılaştırılabilir bir emisyon ölçüm ve raporlama altyapısının oluşturulmasını önemsiyoruz.
Yeşil dönüşümün önündeki en büyük engellerden biri finansman. Lojistik sektörünün yeşil dönüşüm yatırımlarını finanse etmek için hangi mekanizmalar devreye alınmalı?
Filo yenilemeden alternatif yakıtlı araçlara, enerji yatırımlarından dijital altyapıya kadar ciddi bir yatırım ihtiyacımız var. Bugünkü ekonomik koşullarda bu yatırımların yalnızca firmaların kendi kaynaklarıyla gerçekleştirilmesini beklemek gerçekçi değil.
Özellikle KOBİ’lerin uzun vadeli ve uygun maliyetli finansmana erişimi kolaylaştırılmalı. Yeşil krediler, yatırım teşvikleri ve kamu destekli finansman mekanizmaları geliştirilmeli. Mevcut destek programlarının lojistik hizmet sağlayıcılarını açıkça kapsaması ve KOBİ’ler için özel bir yeşil dönüşüm finansmanı mekanizmasının oluşturulması gerekiyor. Karbon fiyatlandırmasından elde edilecek gelirlerin bir bölümünün de düşük emisyonlu taşımacılık ve lojistik altyapı yatırımlarına yönlendirilmesini öneriyoruz.
Deniz taşımacılığında yeşil amonyak ve metanol gibi alternatif yakıtlar gündeme gelirken Türkiye’nin limanları ve lojistik altyapısı bu dönüşüme ne kadar hazır?
Türkiye’nin güçlü liman altyapısı önemli bir avantaj. Ancak yeşil metanol ve amonyak gibi alternatif yakıtlara hazırlığı liman bazında yakıt tedariki, depolama ve ikmal kapasitesi, güvenlik uygulamaları ve insan kaynağı açısından değerlendirmek gerekiyor. Limanlarda yenilenebilir enerji kullanımı, ekipmanların elektrifikasyonu, gemilere kıyıdan elektrik sağlanması ve enerji verimliliği yatırımları önem kazanıyor.
UTİKAD olarak liman yatırımlarıyla gemi filosundaki dönüşümün birlikte ilerlemesini, Türkiye’nin uluslararası taşımacılıktaki rekabet gücü açısından önemli buluyoruz.