Kapadokya Üniversitesi’nin öncülüğünde düzenlenen 3. Ulusal Yapay Zekâ Buluşması’nda konuşan araştırmacı Bekir Ağırdır, yapay zekânın toplumsal boyutuna dikkati çekti. Ağırdır, verimlilik artışının kazanımlarının nasıl paylaşılacağını, teknolojinin birkaç büyük şirketin elinde toplanmasını ve KOBİ’lerle büyük şirketler arasında açılan makası tartışmaya açtı.
Buluşmanın ilk gününde sahnede yer alan Ağırdır, meseleye toplumun gözünden baktığını belirtti: “Yapay zekâ sokaktaki herhangi birinin hayatına, yaşam kalitesine nasıl değecek? Benim ilgilendiğim taraf bu. Geleceğimizi belirleyecek olan yapay zekâ değil; yapay zekâya dair hepimizin vereceği kararlar ve tercihler.”
“Kurtarılan 3 saat kimin?”
Yapay zekâ kullanımı sayesinde oluşan verimlilik örneklerine değinen Ağırdır, konuya tersinden de bakılması gerektiğini şu sözlerle ifade etti: “Yapay zekâ sayesinde çalışanın gününden 3 saat kurtardık deniyor. O halde soru şu: O 3 saat çalışanın saati mi, patronun saati mi? Çalışan 3 saat daha erken mi evine gidecek? Bunun yararını kime yazıyoruz?”
“Kâr kime yazılacak?”
Yapay zekânın dünya genelindeki tekelleşmesine de dikkat çeken Ağırdır, dünyadaki yapay zekâ Ar-Ge harcamalarının yüzde 75-80’inin beş büyük şirket tarafından yapıldığını, bu alana akan yatırımların yüzde 80’inin de dünyanın en büyük altı fon şirketinden geldiğini hatırlattı: “Ne yaparsak yapalım, ana ürün o beş şirketin tekelinde mi kalacak? Bilançodaki kâr o altı fon şirketine mi yazılacak, insanlığa mı? Mesele, bu hikâyenin nimetini nasıl paylaşacağımız.”
Ağırdır, Kapadokya Üniversitesi’nin kurucusu Alev Alatlı’nın sözleriyle hedefi ‘adil bir toplum, bereketli bir ekonomi, ahlaklı ve adaplı bir gündelik hayat’ olarak tanımladı.
KOBİ’ler için “makas açılıyor” uyarısı
Ağırdır, 250’den fazla çalışanı olan şirketlerin yapay zekâdan daha fazla verimlilik elde ettiğini, çünkü büyük şirketlerin bu dönüşüme insan, zaman ve para ayırabildiğini söyledi: “Her KOBİ’nin bu imkânı yok. Büyük bir holdingin sağladığı gelişmeyi, ona parça üreten KOBİ’den bekleme imkânımız yok. Herkesin kendi başına yol bulmasını beklemek mümkün değil.”
Ağırdır, bunun için yasal düzenlemelere ve merkezi bütçeden kaynak ayrılmasına ihtiyaç olduğunu vurguladı: “Devletin bu alanda eşitliği sağlayabilecek sosyal politikaları olması lazım. Yoksa aradaki makas daha da açılır ve rekabet imkânsızlaşır.”
Büyük şirketlerin de kendi ekosistemlerinden sorumlu olduğunu, yapay zekâ imkânlarını tedarikçilerine ve bayilerine açmaları gerektiğini ekleyen Ağırdır konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Türkiye’nin bu fırsatı kullanma potansiyeli var. Yeter ki bunun etrafında ortak bir aklı, ortak politikaları inşa edebilelim ve hayata geçirebilelim.”