Allianz Trade’in Metal Sektörü Raporu, küresel metal ve madencilik sektörünün büyümesini sürdürürken Türkiye’nin üretim kapasitesi, yatırım performansı ve stratejik konumuyla öne çıkmaya devam edeceğini ortaya koyuyor. Rapora göre, temel metaller ve metal ürünleri sektörünün küresel brüt üretiminin 2026 yılında 10,4 trilyon dolara ulaşması beklenirken, Türkiye’de sektörün üretim hacminin 208 milyar dolara yükselmesi, ham çelik üretiminin ise 40,8 milyon tona çıkarak ülkeyi dünyanın önde gelen üreticileri arasındaki konumunu güçlendirmesi öngörülüyor.
Metal sanayisi, küresel ekonominin üretim gücünü belirleyen temel sektörlerden biri olmayı sürdürüyor. Demir cevheri ve çelikten bakır, alüminyum, altın, lityum ve nadir toprak elementlerine kadar uzanan geniş üretim ekosistemi; otomotivden inşaata, enerjiden savunma sanayiine kadar birçok stratejik sektörün büyümesini destekliyor. Allianz Trade tarafından hazırlanan Metal Sektörü Raporu da, enerji dönüşümü, altyapı yatırımları ve sanayideki teknolojik dönüşümün etkisiyle küresel metal sektörünün büyümesini sürdüreceğine işaret ediyor. Rapora göre sektörün küresel brüt üretimi 2025 yılında yaklaşık 9,6 trilyon dolara ulaşırken, 2026 yılında 10,4 trilyon dolarlık büyüklüğe erişmesi bekleniyor. 2026-2028 döneminde ise yıllık bileşik büyüme oranının yaklaşık yüzde 7 seviyesinde gerçekleşeceği öngörülüyor.
Bu büyüme tablosunda Türkiye de dikkat çeken ülkeler arasında yer alıyor. Rapora göre Türkiye, güçlü üretim altyapısı, hurda bazlı elektrik ark ocağı teknolojisindeki rekabet avantajı ve Avrupa ile Orta Doğu pazarlarına erişim sağlayan stratejik konumuyla küresel metal tedarik zincirinin önemli oyuncularından biri olmayı sürdürüyor. 2024 yılında 36,9 milyon ton ham çelik üretimiyle dünyanın yedinci büyük üreticisi olan Türkiye’nin, 2025 yılında 38,1 milyon tona ulaşan üretimini 2026 yılında 40,8 milyon tona çıkarması bekleniyor. Aynı dönemde temel metaller ve metal ürünleri sektörünün brüt üretiminin de 164 milyar dolardan 208 milyar dolara yükselmesi öngörülüyor. Bu performans, sektörün yalnızca üretim hacmini değil, ihracat gücünü ve uluslararası rekabetçiliğini de destekleyen önemli göstergeler arasında değerlendiriliyor.
Katma Değer ve Yatırımlar Büyümeyi Destekliyor
Raporda metal sektörünün yalnızca üretim hacmiyle değil, ekonomiye sağladığı katma değerle de öne çıktığı vurgulanıyor. Temel metaller ve metal ürünleri sektörünün 2024 yılında yaklaşık 37,7 milyar dolar katma değer ürettiği belirtilirken, bu rakamın 2026 yılında 48,4 milyar dolara yükselmesi bekleniyor. Demir-çelik üretimi sektörün en büyük bölümünü oluşturmaya devam ederken, bakır ve alüminyum gibi demir dışı metaller ise en hızlı büyüyen segment olarak öne çıkıyor. Özellikle elektrifikasyon yatırımları, otomotiv sanayiindeki dönüşüm ve yerli madencilik faaliyetleri bu büyümeyi destekleyen temel unsurlar arasında gösteriliyor.
Sektördeki yatırım iştahının da güçlü seyrini koruması bekleniyor. Rapora göre temel metaller ve metal ürünleri sektöründeki sermaye harcamalarının 2024 yılındaki 13,7 milyar dolar seviyesinden 2026 yılında 17,8 milyar dolara yükselmesi öngörülüyor. Deprem bölgesindeki yeniden inşa faaliyetleri, altyapı yatırımları, Avrupa pazarındaki tedarik zinciri dönüşümü ve Türkiye’nin sahip olduğu zengin bor, altın ve bakır rezervleri bu yatırım sürecini destekleyen başlıca dinamikler arasında yer alıyor.
Küresel ölçekte ise Asya-Pasifik bölgesi metal sektöründeki liderliğini koruyor. Çin tek başına küresel pazarın yaklaşık yüzde 60’ını oluştururken, Avrupa yüzde 21’lik payla ikinci sırada bulunuyor. Allianz Trade’e göre emtia fiyatlarında yaşanan normalleşmeye rağmen enerji dönüşümü, elektrikli araçlar ve yenilenebilir enerji yatırımları kritik minerallere yönelik talebi artırmaya devam edecek. Bu durum, önümüzdeki dönemde metal sektörünün küresel büyümesini destekleyen en önemli faktörlerden biri olacak.
Allianz Trade Türkiye Krediler Genel Müdür Yardımcısı Altuğ Karagöz ise Türkiye’nin metal sektörünün hem üretim hem de ihracat açısından stratejik önemini koruduğunu belirterek, şirket olarak sektöre sağladıkları risk garanti desteğini son bir yılda yüzde 25 artırarak 677 milyon avroya çıkardıklarını ifade ediyor. Karagöz, değişen küresel ticaret koşulları ve yeşil dönüşüm sürecinde proaktif risk yönetimiyle Türk metal sanayisinin finansal sürdürülebilirliğini desteklemeyi sürdüreceklerini vurguluyor.