Haber ve Tanıtım Merkezi

UİB’den Türkiye İhracatında Katma Değer ve Yeni Pazar Vurgusu

Uludağ İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Kemal Yazıcı ile Türkiye’nin ihracat yolculuğundaki yeni dönemini, küresel ticarette değişen rekabet koşullarını ve ihracatın geleceğini konuştuk. Yeşil ve dijital dönüşümün küresel ticarette rekabetin kurallarını yeniden şekillendirdiğine dikkat çeken Yazıcı, pazar çeşitliliğinin güçlendirilmesi, üretim maliyetlerinde rekabetçiliğin korunması ve ihracatçıların finansmana erişiminin kolaylaştırılmasının Türkiye’nin küresel değer zincirlerinde daha üst basamaklara çıkması açısından kritik olduğunu belirtiyor.

Cumhuriyetimizin kuruluşundan bu yana ekonomik bağımsızlığımızın temelinde üretim, sanayileşme ve ürettiğimiz değeri dünya pazarlarıyla buluşturma iradesi yer alıyor. Cumhuriyetimizin 103. yılında da Türkiye’nin ekonomik gücünü ve küresel rekabetçiliğini artırmanın en önemli yollarından birinin, daha fazla katma değer üreten ve dünya pazarlarında kalıcı olan bir ihracat yapısından geçtiğine inanıyoruz.

Uludağ İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Kemal Yazıcı

Bugün artık ihracatta yalnızca miktarı artırmaya değil, ihracatın niteliğini yükseltmeye odaklanmamız gerekiyor. Yüksek teknolojili ve katma değerli üretimin payının artırılması, Ar-Ge ve inovasyon kapasitemizin geliştirilmesi, markalaşmanın desteklenmesi ve ihracatımızın ülke ve pazar çeşitliliğinin güçlendirilmesi bu açıdan büyük önem taşıyor. Türkiye’nin küresel değer zincirlerinde daha üst basamaklara çıkabilmesi için ihracatımızın teknoloji ve katma değer yoğunluğunu artırmak temel önceliklerimizden biri olmalı.

Bu hedeflere ulaşabilmek için ihracatçımızın rekabet gücünü koruyacak bir üretim ortamının oluşturulması da son derece önemli. Finansmana erişimin kolaylaştırılması, ihracat finansmanının daha uzun vadeli ve uygun koşullarda sağlanması, üretim maliyetlerinin rakip ülkelerle rekabet edilebilir seviyelerde tutulması ve kur-maliyet dengesinin ihracatçının rekabetçiliğini desteklemesi gerekiyor. Enerjiden iş gücüne, finansmandan lojistiğe kadar üretimin temel girdilerinde rekabet gücümüzü koruduğumuz ölçüde firmalarımız küresel pazarlarda daha güçlü olacaktır.

 

 

Yeşil Dönüşüm İhracatın Rotasını Değiştiriyor

Diğer taraftan yeşil ve dijital dönüşüm, önümüzdeki dönemde dünya ticaretinin yönünü belirleyecek en önemli başlıklar arasında yer alıyor. Özellikle en büyük ihracat pazarımız olan Avrupa Birliği’nde hızlanan yeşil dönüşüm, karbon düzenlemeleri ve sürdürülebilirlik kriterleri sanayimizin üretim biçimini de dönüştürüyor. Bu süreci yalnızca yeni yükümlülükler getiren bir alan olarak değil, Türkiye’nin rekabet gücünü artırabilecek stratejik bir fırsat olarak değerlendirmemiz gerekiyor. Yenilenebilir enerji kullanımından enerji verimliliğine, döngüsel ekonomiden dijitalleşmeye kadar yapılacak yatırımlar, gelecekte ihracat pazarlarımızdaki konumumuzu doğrudan belirleyecek.

UİB İhracatını Yeni Pazarlarla Güçlendiriyor

Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB) olarak, ortaya koyduğumuz ihracat performansı da üretim ve ihracat kapasitemizin ulaştığı seviyeyi göstermesi açısından önemli. UİB olarak 2025 yılında ihracatımızı yüzde 12,1 artırarak 43 milyar 288 milyon dolara taşıdık. Böylece Türkiye’nin Genel Sekreterlik bazında en fazla ihracat yapan ikinci birliği olma konumumuzu sürdürdük. UİB’in Türkiye’nin genel ihracatı içindeki payı da yüzde 18,2 seviyesinde gerçekleşti. Otomotivden tekstile, hazır giyimden yaş meyve sebze ve meyve sebze mamullerine kadar farklı sektörlerimizin katkısıyla elde ettiğimiz bu performansı, bölgemizin güçlü üretim altyapısının ve ihracat kültürünün önemli bir göstergesi olarak değerlendiriyoruz

2026 yılında da bu güçlü performansımızı sürdürüyoruz. Yılın Ocak-Ağustos döneminde UİB üzerinden gerçekleştirilen ihracat 28 milyar 656 milyon dolara ulaştı. Sadece ağustos ayında 2 milyar 953 milyon dolarlık ihracata imza attık. Küresel ekonomide belirsizliklerin, jeopolitik risklerin ve korumacılık eğilimlerinin devam ettiği bir ortamda ulaşılan bu rakamları önemli buluyoruz.

Ancak bizim için asıl hedef mevcut ihracat hacmini korumanın ötesinde, ihracatımızın katma değerini yükseltmek ve firmalarımızın dünya pazarlarındaki kalıcılığını güçlendirmektir.

Türkiye’nin önündeki en önemli fırsatlardan birinin de pazar çeşitlendirmesi olduğuna inanıyoruz. Avrupa Birliği bizim için vazgeçilmez ve stratejik bir pazar olmaya devam ederken, ihracatçılarımızın dünyanın farklı bölgelerindeki fırsatları daha etkin değerlendirmesi gerekiyor. Kuzey Amerika’dan Latin Amerika’ya, Afrika’dan Körfez ülkelerine ve Asya-Pasifik’e kadar geniş bir coğrafyada Türk ürünlerinin payını artırabilecek önemli bir potansiyel bulunuyor. Yeni pazarlara girişin yanı sıra mevcut pazarlarda daha fazla ürün grubu ve daha yüksek katma değerli ürünlerle derinleşmemiz de gerekiyor. Bu nedenle ticaret ve alım heyetlerini, uluslararası fuarları ve firmalarımızı doğrudan alıcılarla buluşturan organizasyonları ihracat stratejimizin önemli araçları olarak görüyoruz.

 

Geleceğin İhracatı Teknoloji ve Markayla Şekillenecek

UİB olarak otomotiv, tekstil, hazır giyim ve konfeksiyon, yaş meyve sebze ile meyve sebze mamulleri sektörlerindeki ihracatçılarımızın dünyadaki dönüşüme uyum sağlamaları ve rekabet güçlerini artırmaları için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Firmalarımızın mevcut pazarlardaki konumlarını güçlendirmelerinin yanı sıra yeni pazarlara açılmalarını, yeşil ve dijital dönüşüm süreçlerini hızlandırmalarını, inovasyon ve tasarım kapasitelerini geliştirmelerini öncelikli görüyoruz. Çünkü önümüzdeki dönemde rekabet yalnızca fiyat üzerinden değil; teknoloji, sürdürülebilirlik, hızlı teslimat, tasarım, marka ve güvenilir tedarikçi olabilme kabiliyeti üzerinden şekillenecek.

Türkiye bu noktada güçlü bir sanayi altyapısına, köklü bir üretim kültürüne, girişimci bir özel sektöre ve Avrupa başta olmak üzere büyük pazarlara erişim açısından önemli bir coğrafi avantaja sahip. Pandemi sonrasında tedarik zincirlerinde yaşanan değişim ve yakın coğrafyalardan tedarik eğiliminin güçlenmesi de Türkiye açısından yeni fırsatlar ortaya çıkardı. Ancak bu avantajları kalıcı kazanımlara dönüştürebilmek için teknolojiye, insan kaynağına, verimliliğe ve markalaşmaya daha fazla yatırım yapmamız gerekiyor. Geleceğin Türk ihracatını; kilogram başına ihracat değerini yükselten, teknolojisi ve markalarıyla öne çıkan, pazar çeşitliliğini artırmış, sürdürülebilir üretimi benimsemiş ve küresel değer zincirlerinde daha üst basamaklara çıkmış bir yapıda görüyoruz.

Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında hedefimiz, sadece daha fazla ihracat yapan değil; ürettiği teknoloji, geliştirdiği markalar, yenilikçi ürünleri ve yüksek katma değeriyle küresel ticarette daha fazla söz sahibi olan bir Türkiye olmalıdır. Üretimden ve ihracattan gelen gücümüzü daha ileriye taşıdığımız ölçüde ekonomik bağımsızlığımızı da daha sağlam temeller üzerinde güçlendireceğimize inanıyoruz.

 

e-dergi için tıklayın

EN ÇOK OKUNANLAR