Haber ve Tanıtım Merkezi

Yüksekte Çalışmanın Büyüyen Ekonomisi

Türkiye’de aktif personel yükseltici platform parkı son beş yılda yaklaşık 18 bin 500 adetten 35 bin adede ulaştı. PLATFORMDER Başkanı Saruhan Günaydın, kiralama ekonomisinden elektrifikasyona, güvenlikten telematiğe uzanan dönüşümü, sektörün gelecek vizyonunu ve Platform Günleri etkinliğini Hizmetix’e anlattı.

Personel yükseltici platform sektörü Türkiye’de son yıllarda nasıl bir gelişim gösteriyor? İnşaatın yanı sıra sanayi, lojistik, enerji, bakım-onarım ve tesis yönetimi gibi farklı alanlardan gelen talebi değerlendirdiğinizde sektörün bugün ulaştığı noktayı ve önündeki büyüme potansiyelini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’de personel yükseltici platform sektörü artık yalnızca sayısal olarak büyüyen bir pazar değil; kullanım alanları, müşteri profili ve hizmet standartları bakımından nitelik değiştiren bir sektör hâline geldi. Bundan on yıl önce talebin ağırlıklı bölümü inşaat projelerinden gelirken bugün fabrikalar, lojistik merkezleri, depolar, enerji tesisleri, havalimanları, tersaneler, alışveriş merkezleri, veri merkezleri ve büyük tesis yönetimi operasyonları sektörümüzün önemli müşterileri arasında yer alıyor.

PLATFORMDER tarafından hazırlanan PT20 çalışmaları ve sektör verileri, Türkiye’deki aktif platform sayısının son beş yıllık dönemde yaklaşık 18 bin 500 seviyesinden 35 bin adede ulaştığını gösteriyor. Toplam parkın yaklaşık 30 bin adedi kiralama şirketlerinin envanterinde bulunuyor. Yaklaşık yüzde 90’a karşılık gelen bu büyüme, personel yükseltici platformların geçici bir ekipman tercihi olmaktan çıkarak modern çalışma hayatının temel erişim çözümlerinden biri hâline geldiğini açıkça ortaya koyuyor.

Talebin farklı sektörlere yayılması, pazar açısından son derece sağlıklı bir gelişmedir. Çünkü sanayi, lojistik, enerji ve tesis yönetimi kaynaklı işler; inşaata göre daha düzenli, tekrarlanan ve yıl geneline yayılan bir kullanım oluşturuyor. Bu durum hem kiralama şirketlerinin kapasite kullanımını yükseltiyor hem de daha dengeli ve öngörülebilir bir pazar yapısına geçişi destekliyor.

Önümüzdeki beş yılda Türkiye’deki toplam platform sayısının 50 bin adede ulaşmasını mümkün görüyoruz. Ancak bizim için asıl hedef yalnızca makine sayısını artırmak değildir. Daha çeşitli bir makine parkı, daha eğitimli operatörler, daha güçlü teknik servis kapasitesi ve daha yüksek güvenlik standartlarıyla büyümek zorundayız. Çünkü gerçek sektör büyüklüğü, kaç makineye sahip olduğunuzdan çok, o makineleri ne kadar güvenli, verimli ve sürdürülebilir biçimde çalıştırabildiğinizle ölçülür.

Platform sektörünün gelişiminde kiralama modeli önemli bir yere sahip. Türkiye’de işletmelerin ekipman satın almak yerine ihtiyaçlarına göre kiralamaya yönelmesi pazarı nasıl değiştiriyor? Önümüzdeki dönemde kiralama ekonomisinin sektörün büyümesindeki payının nasıl gelişmesini bekliyorsunuz?

Kiralama modeli, işletmelere yalnızca maliyet avantajı sağlamıyor; ihtiyaç duyulan işe, zemine, çalışma yüksekliğine ve süreye uygun makineye erişme esnekliği kazandırıyor. Bir işletmenin farklı yükseklik ve kapasitedeki makineleri satın alması, bakımını yapması, depolaması ve atıl kaldığı dönemlerin maliyetini üstlenmesi yerine profesyonel bir kiralama şirketinden doğru ekipmanı temin etmesi çok daha rasyonel bir çözüm hâline geliyor.

Bu model, sabit yatırım maliyetini ihtiyaca bağlı işletme giderine dönüştürürken bakım, arıza, lojistik, ikinci el değeri ve teknolojik eskime gibi risklerin de profesyonel şekilde yönetilmesini sağlıyor. Kullanıcı açısından önemli olan makineye sahip olmak değil, ihtiyaç duyduğu anda güvenli ve çalışır durumdaki doğru makineye ulaşabilmektir.

Türkiye’de toplam platform parkının çok büyük bölümünün kiralama filolarında bulunması, bu modelin artık pazarın ana taşıyıcısı olduğunu gösteriyor. Önümüzdeki dönemde geleneksel günlük kiralamanın yanında uzun dönemli proje kiralamaları, tesis bazlı filo sözleşmeleri, kullanım süresine dayalı modeller, yeniden kiralama ve bakım-eğitim hizmetlerini de içeren paket çözümler daha fazla önem kazanacaktır.

Ancak burada önemli bir uyarıda bulunmak gerekiyor: Makine sayısındaki artış tek başına sağlıklı büyüme anlamına gelmez. Kontrolsüz filo yatırımları, düşük fiyat rekabeti ve yanlış finansman tercihleri orta vadede hem şirketleri hem de hizmet kalitesini olumsuz etkileyebilir. Sektörümüzün artık yalnızca “Kaç makinem var?” sorusunu değil; “Makinelerimin kullanım oranı, birim başına geliri, bakım maliyeti ve yatırım geri dönüşü nedir?” sorularını da sorması gerekiyor.

Kiralama ekonomisinin sektörümüzdeki payı artmaya devam edecektir. Fakat geleceğin kazananları en büyük filoya sahip olanlar değil; veriyi doğru kullanan, fiyat disiplinini koruyan, güvenliğe yatırım yapan ve müşterisine kesintisiz hizmet sunabilen şirketler olacaktır.

Güvenlik Bir Maliyet Değil, Yatırım

Yüksekte çalışma söz konusu olduğunda ekipman kadar doğru kullanım, eğitim ve iş güvenliği de kritik önem taşıyor. Türkiye’de personel yükseltici platformların güvenli kullanımında bugün hangi noktadayız? PLATFORMDER olarak standartların yükseltilmesi ve eğitimli operatör sayısının artırılması konusunda hangi çalışmaları yürütüyorsunuz?

Türkiye’de yüksekte güvenli çalışma bilinci geçmişe göre önemli ölçüde gelişti. Büyük sanayi kuruluşları, kurumsal kiralama şirketleri ve ana yükleniciler ekipman seçimi, eğitim ve periyodik kontrol konusunda daha yüksek standartlar uyguluyor. Buna karşılık uygulamaların ülke genelinde aynı seviyeye ulaştığını söylemek henüz mümkün değil. Özellikle küçük ölçekli işletmelerde belge ile gerçek saha yetkinliği zaman zaman birbirine karıştırılabiliyor.

Bizim yaklaşımımız çok nettir: Operatör belgesi bir başlangıçtır, güvenli çalışma kültürü ise sürekli bir süreçtir. Doğru platformun seçilmesi, zemin ve saha koşullarının değerlendirilmesi, günlük kullanım öncesi kontroller, makineye özgü tanıtım, operatör yetkinliği, düşmeye karşı koruma, acil durum ve kurtarma planı, düzenli bakım ve periyodik kontrol bu zincirin ayrılmaz parçalarıdır. Zincirin bir halkası eksik olduğunda en gelişmiş makine dahi tek başına güvenliği sağlayamaz.

PLATFORMDER olarak IPAF ile kurduğumuz stratejik ortaklık sayesinde uluslararası eğitim ve güvenlik standartlarını Türkiye’de daha erişilebilir hâle getiriyoruz. Türkçe eğitim materyalleri, PAL Card ve ePAL altyapısı, eğiticilerin eğitimi programları, eğitmen gelişim seminerleri ve yeni eğitim merkezlerinin oluşturulması bu çalışmaların önemli parçalarıdır. Bu amaçla kurduğumuz Platformder Akademi ile güvenli platform kullanımını daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedefliyoruz.

Ayrıca TSE’nin kaldırma platformları ve makine güvenliği ayna komitelerinde görev alıyor; Millî Eğitim Bakanlığı, mesleki ve teknik eğitim kurumları, üniversiteler, İSGÜM ve İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü ile temaslarımızı sürdürüyoruz. Teknik okullarda farkındalık oluşturulması, gençlerin sektöre hazırlanması, güvenlik rehberlerinin Türkçeye kazandırılması ve kaza bildirim kültürünün geliştirilmesi üzerinde çalışıyoruz.

Önümüzdeki dönemde hedefimiz sadece daha fazla operatöre belge vermek değil; sahada doğru makineyi seçebilen, riskleri okuyabilen, kullanım öncesi kontrol yapabilen ve acil durumda ne yapacağını bilen yetkin operatörlerin sayısını artırmaktır. Güvenlik bir maliyet kalemi değildir; insan hayatını koruyan, verimliliği yükselten ve sektörün itibarını güçlendiren en değerli yatırımdır.

Elektrifikasyon ve Telematik Sektörü Dönüştürüyor

Elektrikli ve akülü platformların yaygınlaşmasıyla sektörün teknoloji ve enerji ihtiyacı da değişiyor. Lityum bataryalar, enerji verimliliği, uzaktan takip sistemleri, telematik ve dijital filo yönetimi gibi teknolojilerin platform pazarını nasıl dönüştürdüğünü gözlemliyorsunuz?

Elektrifikasyon, sektörümüzün en güçlü dönüşüm başlıklarından biridir. Kapalı alanlarda sıfır egzoz emisyonu, düşük gürültü, daha hassas hareket kabiliyeti ve daha düşük günlük bakım ihtiyacı; elektrikli platformları fabrikalar, depolar, hastaneler, alışveriş merkezleri ve tesis yönetimi uygulamalarında vazgeçilmez hâle getiriyor. Yeni nesil elektrikli ve hibrit modellerin arazi kabiliyeti ile çalışma sürelerinin gelişmesi, bu dönüşümü dış mekân uygulamalarına da taşıyor.

Lityum batarya teknolojisi daha hızlı şarj, ara şarj imkânı, yüksek enerji yoğunluğu ve daha düşük bakım ihtiyacı gibi avantajlar sunuyor. Ancak lityuma geçişi yalnızca bir akü değişimi olarak görmemeliyiz. Doğru şarj altyapısı, batarya yönetim sistemi, sıcaklık kontrolü, servis personelinin eğitimi, yangın güvenliği, kullanım ömrü sonunda geri kazanım ve geri dönüşüm süreçleri birlikte planlanmalıdır. Önümüzdeki dönemde satın alma fiyatından çok toplam sahip olma maliyeti belirleyici olacaktır.

Telematik ise filo yönetiminin dilini değiştiriyor. Artık yalnızca makinenin nerede olduğunu değil; kaç saat çalıştığını, batarya seviyesini, şarj davranışını, hata kodlarını, yaklaşan bakım ihtiyacını ve kullanım verimliliğini uzaktan görebiliyoruz. Uzaktan arıza teşhisi, planlı bakım, yetkisiz kullanımı önleme ve coğrafi sınırlandırma gibi uygulamalar duruş sürelerini ve gereksiz servis ziyaretlerini azaltıyor.

Yakın gelecekte filo yöneticisinin temel sorusu “Makinem nerede?” değil, “Bu makine yarın yeniden kiraya verilmeye hazır mı?” olacaktır. Telematik veriler yapay zekâ ve bakım geçmişiyle birleştiğinde arızaya müdahale eden sistemlerden, arızayı oluşmadan öngören sistemlere geçeceğiz.

Bununla birlikte veri sahipliği, siber güvenlik ve farklı marka sistemlerinin birbiriyle konuşabilmesi de yeni dönemin önemli başlıkları olacaktır. Dijitalleşme ancak üretilen veriyi doğru karara dönüştürebildiğimiz ölçüde değer yaratır.

35 Bin Makinenin Çevresinde Büyüyen Ekonomi

Sektör büyüdükçe satış sonrası hizmetler, yedek parça, akü-batarya sistemleri, lastik, bakım ve teknik servis gibi tamamlayıcı alanlar da genişliyor. Personel yükseltici platform sektörünün etrafında oluşan bu hizmet ve tedarik ekosisteminin ekonomik büyüklüğünü ve gelişimini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Personel yükseltici platform sektörünün ekonomik büyüklüğünü sadece makine satışları veya kira cirosuyla ölçmek eksik bir değerlendirme olur. Yaklaşık 35 bin makinenin bulunduğu bir pazarda teknik servis, yedek parça, akü ve batarya sistemleri, şarj cihazları, lastik, hidrolik ekipman, elektronik kartlar, periyodik kontrol, operatör eğitimi, sigorta, finansman, nakliye ve filo yazılımlarıyla çok geniş bir yaşam döngüsü ekonomisi oluşuyor.

Bu alanlarda bütün sektörü kapsayan konsolide ve denetlenmiş bir ciro verisi henüz bulunmadığı için kesin bir ekonomik büyüklük açıklamayı doğru bulmam. Ancak şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Satış sonrası ekosistem artık sektörün yan kolu değil, sürdürülebilirliğinin ana omurgasıdır. Bir makine bir kez satılır; fakat kullanım ömrü boyunca her gün bakım, parça, enerji, lojistik ve nitelikli insan kaynağına ihtiyaç duyar.

Kiralama şirketleri açısından makinenin çalışmadığı her saat gelir kaybıdır. Bu nedenle yedek parçaya hızlı erişim, sahada müdahale kabiliyeti ve doğru batarya-lastik seçimi satın alma fiyatı kadar önemli hâle gelmiştir. Önümüzdeki dönemde ürün satışı ile satış sonrası hizmet arasındaki sınır daha da ortadan kalkacak; uzaktan teşhis, bakım sözleşmeleri, yedek makine garantisi ve performansa dayalı hizmet modelleri yaygınlaşacaktır.

Elektrikli filoların büyümesi batarya uzmanlığına, dijitalleşme ise elektronik ve yazılım yetkinliğine olan talebi artırıyor. Yerli yedek parça üretimi, batarya yenileme ve geri dönüşüm sistemleri, sertifikalı teknik personel ve bölgesel servis ağları ülkemiz açısından önemli bir sanayi ve istihdam fırsatı oluşturuyor.

Dolayısıyla sektörümüzün geleceğini yalnızca daha fazla makine ithal ederek veya üreterek değil, o makineyi kullanım ömrü boyunca güvenli ve verimli tutacak yerli hizmet kapasitesini geliştirerek inşa edebiliriz.

Platform Günleri Sektörü Sahada Buluşturacak

PLATFORMDER’in gerçekleştireceği Platform Günleri sektör açısından nasıl bir buluşma noktası oluşturacak? Üretici, distribütör, kiralama şirketi, tedarikçi ve kullanıcıları bir araya getirecek organizasyondan beklentileriniz neler ve Türk personel yükseltici platform sektörünün önümüzdeki beş yıllık gelişiminde hangi başlıkların belirleyici olacağını öngörüyorsunuz?

17–19 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul Tuzla Autodrom’da gerçekleştireceğimiz Platform Günleri’ni yalnızca ürünlerin sergilendiği bir organizasyon olarak görmüyoruz. Burası sektörün pazarı, akademisi, güvenlik laboratuvarı ve ortak akıl zemini olacaktır.

Platform Günleri’nin en önemli farklarından biri, ekipmanların açık alanda ve gerçek kullanım koşullarına yakın bir ortamda incelenebilmesidir. Ziyaretçiler makineleri katalog üzerinden değil; erişim yüksekliği, hareket kabiliyeti, enerji tüketimi, güvenlik donanımları ve operatör deneyimi açısından sahada karşılaştırabilecekler. Doğru filo yatırımının ancak ürünü yerinde görerek, deneyerek ve satış sonrası hizmetiyle birlikte değerlendirerek yapılabileceğine inanıyoruz.

Üreticiler ve distribütörler yeni teknolojilerini karar vericilere doğrudan gösterecek; kiralama şirketleri filo ihtiyaçlarını karşılaştıracak, tedarikçiler çözümlerini sektörün tamamına sunacak; kullanıcılar ise doğru ekipman ve güvenli çalışma konusunda bilgiye ulaşacak. Etkinliğin yeni ticari iş birliklerine, yerli üretimin görünürlüğüne ve Türkiye’nin bölgesel merkez olma hedeflerine katkı sağlamasını bekliyoruz.

Önümüzdeki beş yılda sektörümüzün yönünü beş temel başlık belirleyecektir: Güvenlik ve eğitim standartlarının yaygınlaşması, kiralama şirketlerinin finansal ve kurumsal yapılarının güçlenmesi, elektrikli ve hibrit makinelere geçiş, telematik ve veriye dayalı filo yönetimi, yerli üretim ile satış sonrası hizmet kapasitesinin geliştirilmesi.

Türkiye’nin 50 bin platformluk bir parka ulaşması önemli bir hedef olabilir. Ancak bizim gerçek başarı ölçümüz; bu parkı yönetecek eğitimli operatör, nitelikli teknik personel, güçlü servis ağı ve güvenlik kültürünü aynı hızla geliştirebilmektir.

PLATFORMDER olarak ortak akıl, güçlü iş birliği ve sürdürülebilir büyüme anlayışıyla sektörümüzü geleceğe hazırlamaya devam edeceğiz. Platform Günleri 2026’nın da Türkiye personel yükseltici platform sektörünün sadece bugünkü gücünü sergilediği değil, önümüzdeki beş yılın yol haritasını birlikte oluşturduğu bir buluşma olacağına inanıyoruz.

 

Rakamlarla Platform Sektörü

35 BİN ADET
Türkiye’deki aktif personel yükseltici platform parkı.

18 BİN 500 → 35 BİN
Aktif platform parkının son beş yıldaki gelişimi.

YAKLAŞIK %90
Platform parkının son beş yıldaki büyüme oranı.

30 BİN ADET
Kiralama şirketlerinin envanterinde bulunan platform sayısı.

50 BİN ADET
PLATFORMDER’in önümüzdeki beş yıl için mümkün gördüğü Türkiye toplam platform parkı.

 

Geleceğin Platform Pazarı

5 temel dönüşüm alanı

Güvenlik ve eğitim
Kiralama şirketlerinin finansal ve kurumsal yapısı
Elektrikli ve hibrit makineler
Telematik ve veriye dayalı filo yönetimi
Yerli üretim ve satış sonrası hizmetler

 

 

 

e-dergi için tıklayın

EN ÇOK OKUNANLAR