Haber ve Tanıtım Merkezi

Çelikte Yeşil Dönüşümün Yıllık Faturası 2 Milyar Dolara Ulaşabilir

Türkiye’nin sanayi üretiminin temel girdilerinden çelikte net sıfır hedefi, önümüzdeki dönemin en büyük yatırım başlıklarından birini oluşturacak. İstanbul Politikalar Merkezi’nin çalışmasına göre sektörün karbonsuzlaşması için yılda 1 ila 2 milyar dolarlık yatırım gerekiyor. Dönüşüm yalnızca çelik üreticilerini değil; enerji sektöründen otomotive, beyaz eşyadan inşaata kadar geniş bir üretim zincirini yakından ilgilendiriyor.

Yaklaşık 40 milyon tonluk yıllık ham çelik üretimiyle dünyanın önde gelen üreticileri arasında bulunan Türkiye, çelik sektöründe yeni bir yatırım döneminin eşiğinde. İstanbul Politikalar Merkezi’nin (İPM) dört yıldır yürüttüğü “Türkiye Çelik Sektörünün Karbonsuzlaşması” projesi, sektörün üretim gücünü korurken düşük karbonlu üretime geçebilmesi için ihtiyaç duyacağı yatırımın büyüklüğünü de ortaya koyuyor.

Türkiye’de 40’ın üzerinde tesiste gerçekleştirilen ham çelik üretiminin yaklaşık 10-12 milyon tonu kok kömürü kullanılarak demir cevherinden üretim yapan entegre tesislerden, 25-30 milyon tonu ise hurdadan üretim yapan elektrik ark ocaklı tesislerden geliyor. Sektör aynı zamanda yılda yaklaşık 40 milyon ton sera gazı emisyonu oluşturuyor. Bu emisyonların yüzde 60-65’inin cevherden üretim yapan entegre tesislerden kaynaklandığı belirtiliyor.

İlk yatırım dalgası enerji ve verimlilikte

İPM Araştırmacısı Dursun Baş’ın değerlendirmesine göre Türkiye yaklaşık 50 milyon ton ham çelik üretim kapasitesine sahip. Sektörün dönüşümünde 2030 yılına kadar enerji verimliliği, malzeme verimliliği ve yenilenebilir enerji yatırımlarının öne çıkması bekleniyor. Mevcut teknolojiler kullanılarak 2030’a kadar mutlak emisyonlarda yüzde 30’a varan azaltım sağlanabileceği hesaplanıyor.

Asıl büyük teknoloji dönüşümünün ise 2030 sonrasında hızlanması bekleniyor. Bu dönemde yeşil hidrojen yatırımlarının ağırlık kazanacağı, 2040 sonrasında ise karbon yakalama ve depolama teknolojilerinin üretim süreçlerine dahil olacağı öngörülüyor. 2053 net sıfır hedefi doğrultusunda çelik sektörünün ihtiyaç duyduğu yıllık yatırım tutarının 1 ila 2 milyar dolar arasında olacağı tahmin ediliyor.

Bu yatırım ihtiyacı Türkiye ekonomisinin genel yeşil dönüşüm maliyetinin de önemli bir parçasını oluşturuyor. Dünya Bankası verilerine atıfta bulunan çalışmaya göre Türkiye’nin tüm sektörlerde net sıfır hedefine ulaşabilmesi için önümüzdeki 20 yıl içerisinde yaklaşık 165 milyar dolarlık yatırım yapılması gerekiyor. Bu tutarın yaklaşık yarısının özel sektör tarafından üstlenilmesi bekleniyor.

Dönüşüm çelik fabrikasının kapısında bitmiyor

Çelikte karbonsuzlaşmanın önemli taraflarından biri de dönüşümün yalnızca çelik üreticilerinin yapacağı yatırımlarla sınırlı olmaması. Hammadde tedarikçilerinden enerji üreticilerine, elektrik sağlayıcılarından kamu kurumlarına kadar uzanan geniş bir zincirin sürece dahil olması gerekiyor.

Çeliğin önemli kullanıcıları arasında bulunan otomotiv, beyaz eşya ve inşaat sektörleri de bu dönüşümün doğrudan paydaşları arasında gösteriliyor. Dolayısıyla düşük karbonlu çelik üretiminin yaygınlaşması, önümüzdeki yıllarda bu sektörlerin tedarik politikalarını ve sürdürülebilirlik hedeflerini de doğrudan etkileyebilecek.

Özellikle elektrik ark ocaklı tesislerde kullanılan elektriğin hangi kaynaklardan üretildiği kritik önem taşıyor. Elektrik şebekesinin karbon yoğunluğunun yüksek kalması, bu yöntemle üretilen çeliğin dolaylı emisyonlarını da yükseltiyor. Bu durum ihracat tarafında da önem kazanıyor. İPM çalışması, ihraç edilen çeliğin gömülü karbon miktarının yüksek kalmasının Avrupa Birliği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) karşısında üreticilerin rekabet gücü açısından risk oluşturabileceğine dikkat çekiyor.

Sanayide yeni yatırım dönemi

Ortaya çıkan tablo, çelik sektöründeki yeşil dönüşümün yalnızca bir çevre politikası olmadığını gösteriyor. Yenilenebilir enerji kapasitesinden elektrik şebekesine, üretim teknolojilerinden yeşil hidrojene ve karbon yakalamaya kadar uzanan süreç, aynı zamanda Türkiye sanayisi için uzun vadeli ve milyarlarca dolarlık yeni bir yatırım alanı anlamına geliyor.

İPM’nin politika önerileri arasında ulusal modernizasyon planının hazırlanması, sanayinin karbon bütçesinin tanımlanması, düşük karbonlu çelik için standartların oluşturulması, enerji dönüşümü ile sanayi iklim hedeflerinin uyumlu hale getirilmesi ve hurda yönetiminin güçlendirilmesi de bulunuyor.

Çelikte başlayan bu dönüşümün etkisi ise fabrikaların çok ötesine uzanacak. Düşük karbonlu üretime geçiş hızlandıkça otomotivden beyaz eşyaya, inşaattan enerjiye kadar çeliği kullanan sektörlerin yatırım ve tedarik kararlarında da “yeşil üretim” daha belirleyici bir kriter haline gelecek.

 

e-dergi için tıklayın

EN ÇOK OKUNANLAR