Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir, üniversitenin son dört yılda akademik ve bilimsel alanda gerçekleştirdiği dönüşümü, artan proje ve araştırma kapasitesini ve uluslararasılaşma hedeflerini anlattı. Üniversiteyi bölgesel kalkınma kimliğinin yanı sıra araştırma ve proje üniversitesi olarak konumlandırdıklarını belirten Sözbir, CERN üyeliğiyle kuantum teknolojilerinde Türkiye’nin bilimsel kapasitesine katkı sunmayı ve Ar-Ge çalışmalarını sanayiyle buluşturarak ekonomik değere dönüştürmeyi hedeflediklerini vurguladı.
Sayın Sözbir, Rektörlük göreviniz süresince Düzce Üniversitesi için nasıl bir vizyon ortaya koydunuz?
Düzce Üniversitesi olarak özellikle proje ve bilimsel araştırma alanlarına odaklandık. Üniversitemizin araştırma kapasitesini artırmak, akademisyenlerimizin ve öğrencilerimizin proje kültürünü geliştirmek amacıyla, Rektörlük görevine başladığımız ilk süreçte, Öğrenci Dekanlığı ve Araştırma Dekanlığı birimlerini hizmete açtık. Bu alanda kurumsal yapılanmamızı tamamlayarak büyük bir yapısal dönüşüme imza attık.
Göreve başladığımız süreçten bugüne geldiğimiz noktada, akademik ve bilimsel gelişimde çok büyük mesafe kat ettik. Son dört yıllık süreçte endeksli yayın sayısını (WOS/Scopus) 593/538’den 778/1.022’ye çıkardık. Ulusal kurumlarca fonlanan proje ve destek sayısını 207’den 690’a, ulusal kurumlarca fonlanan proje ve desteklerin toplam bütçesini 19,9 milyon TL’den 315,6 milyon TL’ye, yurt dışı kurumlarca fonlanan proje ve destek sayısını 19’dan 105’e, yurt dışı kurumlarca fonlanan proje ve desteklerin toplam bütçesini ise 15 milyon TL’den 495,1 milyon TL’ye yükselttik. Özellikle ulusal proje ve destek sayısı yüzde 333, ulusal kurumlarca fonlanan proje ve desteklerin toplam bütçesi yüzde 1.586, yurt dışı proje ve destek sayısı yüzde 553, yurt dışı kurumlarca fonlanan proje ve desteklerin toplam bütçesi ise yüzde 3.300 gibi devasa oranlarda yükseldi.
Patent sayısını 4’ten 13’e, akademik teşvik alan öğretim elemanı sayısını 311’den 499’a çıkardık. Ekonomik ve sosyal değeri yüksek sosyal sorumluluk projesi sayısını ise 214’ten 2.404’e yükselterek yüzde 1.123 oranıyla rekor seviyelere ulaştık ve son dört yılda akademik performans olarak büyük sıçrama gerçekleştirdik. Üniversitemizi bölgesel kalkınma üniversitesi olması yanında, araştırma ve proje üniversitesi haline getirmeyi başardık.
Göreve geldiğiniz günden bu yana Düzce Üniversitesi’nin akademik, bilimsel ve kurumsal gelişimi adına önemli adımlar attınız. Bu süreçte hangi yenilikleri, dönüşümleri hayata geçirdiniz?
Özellikle kurumsallaşma kalite, akreditasyon ve uluslararasılaşma alanlarında büyük dönüşümlere imza attık. Kuruluş felsefemize ve vizyonumuza uygun olarak yayınladığımız “Kurumsal Kimlik Kılavuzu” ile kurumsal iletişimde yenilikçi bir çalışmayı hayata geçirdik. Değişimi yönetebilmenin idrakiyle kurumsal itibarımızı geliştirecek ve marka değerimizi artıracak Kurumsal Kimlik Kılavuzu’yla, iletişim faaliyetlerini standart hale getirdik ve daha bütünleştirici bir yapı oluşturduk. Köklerimizden ayrılmadan yenilenen logomuzun yer aldığı Kurumsal Kimlik Kılavuzu ile kurum kültürümüzde, görsel kimliğimizde ve kurum felsefemizde büyük bir dönüşüme imza attık.
Kurumsal akreditasyon konusunda da önemli bir noktaya gelen üniversitemiz, öğrenci odaklı eğitim anlayışı, akademik araştırmalardaki başarısı ve topluma sunduğu katkılar neticesinde Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK) tarafından akredite edilme başarısı gösterdi. Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) tercih kılavuzunda yer alan bu belge, üniversitemizi tercih edecek öğrenciler için önemli bir referans noktası oluşturmaktadır.
Üniversitemiz, uluslararasılaşma vizyonu doğrultusunda da ciddi atımlar atmakta ve ülkemizin eğitim alanındaki küresel atılımlarına da katkı sunmaktadır. Bu kapsamda yapılan çalışmaların haklı bir sonucu olarak üniversitemiz, Avrupa Birliği’nin yükseköğretim, araştırma ve inovasyon konularında etkili ve önemli bir kuruluş olan Avrupa Üniversiteler Birliği’ne (EUA) tam üye olma onurunu yaşamış ve büyük bir prestij kazanmıştır.
Düzce Üniversitesi’nin gelecek vizyonunda hangi hedefler öne çıkıyor? Üniversitenizi farklılaştıran en önemli stratejik unsurlar neler?
Gelecek dönemde hedefimiz, üniversitemizin araştırma kapasitesini daha da artırarak Ar-Ge ve inovasyon alanında büyük mesafe kat etmektir. Bu konuda nitelikli ve donanımlı bir insan kaynağına sahibiz. Sanayiyle iş birliklerini daha da geliştirerek, bilgiyi teknolojiye aktararak, fikir ve ürünleri ticarileştirerek ülkemize katkı sağlamak istiyoruz. Türkiye Yüzyılı’nda teknolojik dönüşüm de biz de varız demek istiyoruz. Üniversitemizi farklılaştıran en önemli stratejik unsurlar ise yetkin insan kaynağımız, proje kültürümüz ve kazandığımız ulusal ve uluslararası başarılarımızdır.
Ar-Ge ve inovasyon, sürdürülebilir kalkınmanın temel unsurları arasında yer alıyor. Üniversitenizin araştırma merkezlerinde yürütülen projeler hangi sektörlere odaklanıyor? Bu çalışmaların ticarileştirilmesi ve ekonomik katma değere dönüşmesi adına nasıl bir strateji izliyorsunuz?
Düzce Üniversitesi olarak Ar-Ge ve inovasyona çok önem veriyoruz. Bu konuda ciddi adımlar atıyor ve meyvelerini de toplamanın gururunu yaşıyoruz. Üniversitemiz, dünyanın en önemli bilimsel araştırma merkezlerinden biri olan Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi (CERN) bünyesinde yer alan DRD5 – Kuantum Algılama Dedektör Ar-Ge İşbirliği’ne üye oldu. Üniversitemizde ve CERN laboratuvarlarında yapılacak Ar-Ge çalışmaları kapsamında, Ar-Ge ekibimiz tarafından nano ölçekli çeşitli boyut ve bileşenlere sahip kuantum noktaların üretilmesi ve optimizasyonu, alt detektör sistemlerine uygulama yöntemlerinin test ve analizleri, kuantum algılayıcı olarak kalorimetre modüllerinin tasarım ve geliştirilmesi, çeşitli yarı iletken iz sürücü alt detektörleri ve sintilatörlere kuantum algılamanın uygulanması, CERN’de ışınım testleri, veri alınması ve analizlerinin gerçekleştirilmesi, nano-ölçek kuantum malzemeleri kapsayan dedektör benzetim ve modellemelerinin yapılması hedefleniyor. Üniversitemizin CERN’deki bu üyeliği, Türkiye’nin bilimsel kapasitesini uluslararası platformda daha görünür hale getirecek ve kuantum teknolojilerinin sanayiye entegrasyonunu destekleyecek. Bu üyeliğin; Türkiye’de kuantum bilgi ve teknolojilerinin üniversite-sanayi iş birliklerine aktarılması, yüksek profilli doktora öğrencileri ve doktoralı araştırmacılar yetiştirilmesi, kuantum teknolojilerine dayalı Ar-Ge projelerinin ticarileştirilmesi gibi alanlarda önemli katkılar sağlaması hedefleniyor.
Teknoloji tabanlı girişimciliği desteklemek amacıyla öğrenciler ve akademisyenlere hangi imkânları sunuyorsunuz? Bu alanda öne çıkan başarı hikâyeleriniz var mı?
Teknoloji tabanlı girişimciliği desteklemek amacıyla öğrenciler ve akademisyenlere önemli imkanlar sunuyoruz. 2016 yılından itibaren Girişimcilik Maratonu adı altında 8.500’den fazla girişimcinin başvurduğu iş fikri yarışmalarıyla geleceğin girişimcilerine, yenilikçi fikirlerini hayalden gerçeğe dönüştürme fırsatı sunduk. Son olarak düzenlediğimiz Girişimcilik Maratonu 2026’ya; ülkemizin 50 farklı ilinden, 84 farklı üniversitesinden toplam 487 başvuru alarak iş fikri yarışmasında marka haline geldik. Toplam 375 bin TL ödülü girişimcilerle buluşturduk ve tüm yarışmacı takımları Kapsül Kuluçka Merkezi’ne kabul ederek girişimcilik ekosistemine kazandırdık.
2017 yılından günümüze düzenlediğimiz Düzce Bolu Ar-Ge Proje Pazarı etkinlikleri ile gençlerin ve akademisyenlerin icat tutkusunu ve bölgenin teknoloji üretkenliğini artırarak girişimci, akademisyen ve sanayici iş birliğinin somut çıktılarını geleceğe yön verecek teknolojilere dönüştürdük.
“ICEBERG Demo Day 2025” Girişim-Yatırım Buluşması ile geleceğin girişimcilerinin; Düzce Teknopark’ın 5 milyon TL kuluçka desteği dahil olmak üzere, toplam 100 milyon 900 bin TL yatırım sermayesi almasının gururunu yaşadık.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde hayata geçirilen ve TÜBİTAK tarafından yürütülen Milli Teknoloji Atölyeleri Proje Desteği’ne de layık görülerek, Milli Teknoloji Atölyesi’ni öğrencilerimizin hizmetine açtık. Atölye, öğrencilerimizin projelerini tasarlamalarına, geliştirmelerine, test etmelerine ve teknik becerilerini güçlendirmelerine olanak tanırken, aynı zamanda teknoloji yarışmalarına hazırlık süreçlerine de destek veriyor. Düzce Üniversitesi olarak; öğrencilerimizin, Milli Teknoloji Hamlesi’ne katkı sunmasından ve geleceğin teknolojilerine yön verecek olmasından büyük mutluluk duyuyoruz.
Teknoloji Transfer Ofisiniz, akademik bilgi ile sanayiyi buluşturan önemli yapılardan biri. Son dönemde gündeminizde hangi projeler ve iş birlikleri var?
Teknoloji Transfer Ofisimizin bünyesinde yer aldığı Düzce Teknopark, bölgenin önde gelen Ar-Ge, inavasyon ve girişimcilik merkezi olarak faaliyetlerini başarıyla sürdürmekte ve katma değerli birçok projeye imza atmaktadır. En son üniversitemiz koordinatörlüğünde ve Düzce Teknopark ortaklığı ile hazırlanan EDUVENTURE projesi, EIT Higher Education Initiative Call for Proposals 2025 kapsamında 2 milyon avro bütçeyle desteklenmeye hak kazandı. Bu yıl açıklanan sonuçlarda Türk kuruluşların yer aldığı 10 konsorsiyum destek almaya hak kazanırken üniversitemiz, bu projelerin dördünde koordinatör olarak görev üstlenen 4 üniversite arasında yerini aldı ve uluslararası proje yönetimindeki yetkinliğini bir kez daha ortaya koydu.
Üniversitemiz koordinasyonundaki proje; Türkiye, İspanya, Almanya, İsviçre, Avusturya, Letonya, Polonya ve Kolombiya’dan üniversiteler, teknoparklar, sanayi ve iş dünyası temsilcilerinden oluşan uluslararası bir konsorsiyum yapısıyla yürütülecek.
Proje kapsamında STEM temelli girişimcilik eğitim modülleri, uygulamalı bootcamp’ler, sanayi challenge çalışmaları, mentorluk faaliyetleri, girişim destek süreçleri, demo day etkinlikleri ve kurumsal kapasiteyi güçlendirecek mekanizmalar hayata geçirilecek.
Bu proje ile öğrencilerimizin, araştırmacılarımızın ve akademik birimlerimizin STEM alanlarında ürettikleri bilgi ve fikirlerin girişimcilik, inovasyon ve sanayi iş birliğiyle daha somut çıktılara dönüşmesini destekleyeceğiz. Düzce Üniversitesi koordinatörlüğünde yürütülecek bu uluslararası iş birliğinin hem üniversitemize hem bölgemize hem de ülkemizin yükseköğretim ve inovasyon kapasitesine değer katacağına inanıyorum.
Ulusal ve uluslararası fonlarla yürüttüğünüz teknoloji odaklı projeler hakkında bilgi verebilir misiniz? Bu projeler üniversitenize ne gibi katkılar sağlıyor?
Üniversitemiz, her zaman teknoloji odaklı projelere özel önem vermekte ve bu alanda çalışmalarını yoğun bir şekilde sürdürmektedir. Bu konuyla ilgili size desteklenme başarısı gösterdiğimiz projeyi örnek göstermek istiyorum. Türkiye’nin uzay teknolojilerindeki bağımsızlığını artırmak ve mikro uydu alanında yetkinliğini geliştirmek amacıyla, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Milli Teknoloji ve Yapay Zekâ Genel Müdürlüğü tarafından başlatılan Uydu Teknolojileri ve Uygulamaları Geliştirme Destek Çağrısı kapsamında Düzce Teknopark’ın da ortakları arasında yer aldığı Gezgin-1 Projesi’nde desteklenmeye layık görüldük. TÜBİTAK UZAY yürütücülüğünde gerçekleştirilecek dev projede, Düzce Teknopark ve Düzce Üniversitesi; Roketsan, Poloptech, VisionX, Naum Technology gibi savunma ve uzay sanayisinin lider kuruluşlarıyla birlikte yer aldı. Düzce Üniversitesi ve Düzce Teknopark olarak Gezgin-1 Projesi ile Milli Uzay Hamlesi’ne destek sunmanın onurunu yaşıyoruz. Üniversitemiz, ülkemizin uzaydaki gözü olacak Gezgin-1 uydusuna yapay zekâ teknolojileriyle katkı sunacak. Bu gerçekten Düzce için büyük bir gurur ve onur vesilesidir. Şehrimiz Milli Uzay Hamlesi’nde önemli bir yer tutan projenin baş aktörleri arasındadır.
Erasmus+, Mevlana ve diğer uluslararası değişim programları kapsamında yürüttüğünüz faaliyetler hakkında bilgi verebilir misiniz? Öğrenci ve akademisyen hareketliliğini artırmak için yeni iş birlikleri planlıyor musunuz?
Uluslararasılaşma vizyonu doğrultusunda ciddi adımlar atarak dünya üniversitesine dönüşme yolunda büyük mesafe kat ettik. Personel ve öğrencilere farklı kültürleri tanıma, yabancı dil becerilerini geliştirme ve küresel bakış açısı kazandırma gibi sayısız fırsat sunan değişim programları hareketliliğinde yükseliş sergileyerek uluslararası vizyonumuzu güçlendirdik. Öğrenci ve akademisyen hareketliliğini artırmak için; DEHAS, BİLKON, TESİAD, DUSK konsorsiyumlarımız ile minor-major değişim programı, free mover programı ve gözlem programlarını hayata geçirdiğimizi söyleyebilirim.
Üniversiteler artık yalnızca eğitim ve araştırma faaliyetleri yürüten kurumlar olmanın ötesine geçerek, bulundukları bölgenin ekonomik, sosyal ve teknolojik kalkınmasında stratejik bir rol üstleniyor. Bu doğrultuda Düzce Üniversitesi, bölgesel kalkınmaya hangi alanlarda katkı sağlıyor?
Üniversitemiz, 2016 yılında Yükseköğretim Kurulu tarafından başlatılan Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması Programı kapsamında “Çevre ve Sağlık Teknolojileri Alanlarında İhtisas Üniversitesi” olarak seçilmişti. Özellikle son yıllarda araştırma altyapısı, proje kapasitesi ve bölgesel iş birlikleriyle bu alanda dikkat çekici bir ivme kazandık. Üniversitemiz, bilimsel bilgiyi bölgesel kalkınmaya dönüştüren yenilikçi yaklaşımıyla, bölgesine doğrudan değer üreten öncü bir yükseköğretim kurumu hâline gelmiştir.
İhtisaslaşma çalışmalarımız sonucunda aronya, fındık, kestane ve bal gibi bölgesel ürünler; GMP ve ISO 9001 belgeli laboratuvarlarımızda katma değerli ürünlere dönüştürüldü, Sağlık Bakanlığı onaylı kozmetik ve Tarım ve Orman Bakanlığı onaylı gıda ürünleri toplumla buluşturuldu. Akademik bilginin ürüne, ürünün toplumsal faydaya dönüştüğü bu model, üniversitemizi sürdürülebilir kalkınmanın öncü ve yaşayan merkezlerinden biri konumuna taşımaktadır.
Kariyer yolculuğunun en önemli adımlarından biri üniversite tercihi. Düzce Üniversitesi’ni tercih etmeyi düşünen gençlere, üniversitenizin sunduğu akademik, sosyal ve mesleki fırsatlar açısından neler söylemek istersiniz?
İstanbul ve Ankara’nın tam ortasında bulunan üniversitemiz, stratejik bir konuma sahip. Büyük şehirlere yakınlığı öğrenciler için büyük avantaj. Üniversitemizin akredite bir kurum olması da eğitim kalitesinin önemli bir göstergesidir. Mezunlarımızın kısa sürede işe giriyor olması da üniversitemizin tercih edilmesinde önemli rol oynuyor. Örneğin mezunlarımızın %63,36’sı bugün istihdam edilmiştir. Daha da önemlisi, mezunlarımızın %85,04’ü kendi alanıyla ilişkili bir işte çalıştığını ifade etmektedir. Nitekim mezunlarımızın %79,67’si üniversiteye yeni başlayacak öğrencilere Düzce Üniversitesi’ni gönül rahatlığıyla tavsiye etmektedir. Üniversitemiz; Mezunların Yurt İçi İlk 6 Ayda İstihdama Katılma Oranı’nda 14., Lisans Mezunlarının Yurt İçi İlk 6 Ayda İstihdama Katılma Oranı’nda ise 16. olarak eğitim-öğretim alanındaki kalitesini istihdam verileriyle de kanıtlamıştır.
3+1 eğitim modeline geçen üniversitemiz, sektörün ihtiyaçlarına uygun, uygulama becerisi yüksek mezunlar yetiştirmektedir.
150’ye yakın öğrenci topluluğu, bilimden sanata, teknolojiden edebiyata kadar her alanda düzenlediği etkinliklerle; öğrenci merkezi, kapalı spor salonu, yarı olimpik yüzme havuzunun yer aldığı spor kompleksi, kapalı halı sahası ve tenis kortları, 2.000 kişilik tribün kapasiteli stadyumu, botanik bahçesi ile Düzce Üniversitesi, öğrencilere kampüs hayatının tüm güzelliklerini yaşama imkânı sunmaktadır.