Haber ve Tanıtım Merkezi

Güneş ve Depolamada Yeni Yatırım Dönemi

Türkiye, enerji dönüşümünde yatırım ölçeğini büyütürken güneş, rüzgâr, depolama ve şebeke yatırımları yeni dönemin ana eksenlerini oluşturuyor. Yenilenebilir kaynaklarda kırılan üretim rekorları, sanayinin artan öz tüketim yatırımları ve 2035 hedefleri; enerji arz güvenliğinden yerli üretime uzanan yeni bir yatırım ekonomisinin kapısını açıyor.

Türkiye’nin enerji dönüşümü, yenilenebilir kaynaklarda artan kurulu gücün ötesine geçerek yeni bir yatırım dönemine giriyor. Güneş ve rüzgâr kapasitesindeki büyüme; enerji depolama sistemleri, şebeke altyapısı, öz tüketim yatırımları ve yerli teknoloji üretimiyle birlikte daha geniş bir ekonomik dönüşümün parçası haline geliyor.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın ortaya koyduğu 2035 yol haritası da dönüşümün yatırım ölçeğini gösteriyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye’nin enerji dönüşümü için 2035 yılına kadar 200 milyar dolarlık yatırım hedeflediğini açıkladı. Yenilenebilir enerjinin toplam kurulu güç içerisindeki payının yaklaşık yüzde 62 seviyesinde olduğunu belirten Bayraktar, bu oranın 2035 yılında yüzde 70’e çıkarılmasının hedeflendiğini ifade etti. Aynı dönemde güneş ve rüzgârda toplam 120 GW kapasiteye ulaşılması planlanıyor.

Dönüşüm yalnızca yeni üretim tesislerinin devreye alınması anlamına gelmiyor. Artacak yenilenebilir kapasitenin güvenli ve esnek biçimde sisteme entegre edilebilmesi için elektrik altyapısının da büyütülmesi gerekiyor. Bakanlık, daha dirençli ve güvenilir bir iletim ve dağıtım sistemi oluşturulması için 80 milyar dolarlık şebeke yatırımı ihtiyacına dikkat çekiyor.

Güneş Elektrik Üretiminde Rekor Kırdı

Türkiye’nin güneş enerjisindeki yükselişi üretim rakamlarına da yansıyor. Haziran 2026’da güneş enerjisinden 4,99 milyar kilovatsaat elektrik üretildi ve aylık bazda tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşıldı. Güneşin toplam elektrik üretimindeki payı aynı ay yüzde 16,4 olarak gerçekleşti. Haziran ayında yenilenebilir kaynaklardan gerçekleştirilen toplam üretim ise 20,65 milyar kilovatsaate ulaşarak 2000 yılından bu yana aylık bazda miktarsal olarak en yüksek seviyesini gördü.

Yılın ilk altı aylık tablosu da yenilenebilir kaynakların enerji sistemindeki ağırlığını ortaya koyuyor. 1 Ocak-30 Haziran döneminde güneşten 19,2 milyar, rüzgârdan 21,5 milyar, hidrolik kaynaklardan ise 57 milyar kilovatsaat elektrik üretildi. Aynı dönemde yenilenebilir kaynaklı elektrik üretimi 108,7 milyar kilovatsaate ulaştı.

Güneş Enerjisi ve Depolama Sanayicileri Derneği (GENSED) Genel Sekreteri Hakan Erkan da Türkiye’nin güneş enerjisinde hem kurulu güç artışı hem de yatırımcı ilgisi açısından önemli bir ivme yakaladığına dikkat çekiyor. Erkan’a göre önümüzdeki dönemde büyümenin göstergesi yalnızca sisteme eklenecek yeni megavatlar olmayacak; yatırımların şebekeyle uyumlu, depolama destekli ve sanayinin rekabetçiliğini artıracak biçimde hayata geçirilmesi belirleyici olacak.

Depolama Yatırımın Yeni Ayağı

Yenilenebilir enerji kapasitesi büyüdükçe, üretilen elektriğin sistem içerisinde daha verimli yönetilmesi depolama yatırımlarının önemini artırıyor. GENSED’e göre depolama artık güneş enerjisinin yalnızca tamamlayıcısı değil, ayrılmaz bir parçası. Yenilenebilir kaynakların sisteme daha yüksek oranlarda entegre edilmesi, arz güvenliğinin güçlendirilmesi ve şebeke esnekliğinin artırılması açısından enerji depolama sistemleri kritik rol üstleniyor.

Depolama sektöründe 2026’nın ikinci yarısında yatırım takvimlerini doğrudan etkileyebilecek önemli bir düzenleme de hayata geçirildi. 11 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan düzenlemeyle belirli teknik özelliklere sahip Lityum Demir Fosfat (LFP) batarya hücrelerinde uygulanan yüzde 30 oranındaki ilave gümrük vergisi, 31 Aralık 2026’ya kadar yüzde 0’a indirildi. Batarya hücrelerinin depolama sistemlerinin önemli maliyet kalemlerinden biri olması nedeniyle düzenlemenin özellikle geliştirme, finansman ve tedarik süreçleri devam eden yatırımlara maliyet avantajı sağlaması bekleniyor.

Enerji Depolama Sistemleri Derneği (EDSİS) Yönetim Kurulu Başkanı C. Can Tutaşı, sektörün kapasite tahsisleri ve proje geliştirme süreçlerinin ardından yatırımların sahaya indiği önemli bir döneme girdiğine dikkat çekiyor. Tutaşı, vergi düzenlemesinin özellikle 2027’nin ilk yarısında tamamlanması planlanan projelerin tedarik ve yatırım kararlarını destekleyebileceğini belirtiyor. Uzun hazırlık ve uygulama sürecine sahip enerji depolama yatırımlarında bugün alınacak tedarik kararları, gelecekte devreye girecek tesislerin maliyet yapısını da belirliyor.

Sanayi Kendi Enerjisinin Üreticisine Dönüşüyor

Enerji dönüşümünün bir başka önemli alanını öz tüketim yatırımları oluşturuyor. Artan enerji maliyetleri, karbon azaltım hedefleri ve Avrupa Birliği’nin sürdürülebilirlik politikaları sanayi kuruluşlarını yalnızca elektrik satın alan yapılardan, kendi enerjisini de üreten bir modele taşıyor.

Hakan Erkan, öz tüketim projelerinin işletmelerin enerji maliyetlerini azaltırken rekabet güçlerini artırdığına ve ihracat pazarlarında karbon ayak izi açısından avantaj sağladığına dikkat çekiyor. Bu nedenle sanayinin öz tüketim amaçlı GES yatırımlarının önümüzdeki dönemin temel büyüme alanlarından biri olması bekleniyor.

GENSED’in paylaştığı hesaplamaya göre her 10 MW’lık güneş enerjisi yatırımı, yılda yaklaşık 7 bin ton karbon emisyonunu önlerken 1,5 milyon dolarlık enerji ithalatının ikame edilmesine katkı sağlıyor. Güneş yatırımlarının enerji ithalatını azaltmasının yanında yerli üretim, istihdam ve teknoloji geliştirme üzerindeki etkisi de enerji dönüşümünün ekonomik boyutunu genişletiyor.

Hedef Yerli Teknoloji Ekosistemi

Türkiye’nin enerji dönüşümünde büyümenin kalıcı hale gelmesinde yerli üretim kapasitesi de öne çıkıyor. GENSED; panel, hücre, inverter, kablo, taşıyıcı sistemler ve enerji depolama teknolojilerini kapsayan üretim ekosisteminin geliştirilmesini Türkiye’nin bölgesel üretim ve teknoloji merkezi olma hedefi açısından stratejik görüyor.

EDSİS ise depolamadaki kısa vadeli maliyet avantajının uzun vadeli sanayi politikasıyla desteklenmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Hücre üretiminden batarya yönetim sistemlerine, enerji yönetim yazılımlarından konteyner ve sistem entegrasyonuna kadar uzanan bütüncül bir yerli üretim ekosisteminin geliştirilmesi, sektörün ithalata dayalı yapıdan daha yüksek yerlilik oranına sahip bir batarya sanayisine geçişinde önem taşıyor.

EDSİS ayrıca geçici vergi avantajının aşırı stoklamaya dönüşmemesi gerektiğinin altını çiziyor. Batarya hücrelerinin üretim tarihi, taşıma ve depolama koşulları; kapasite, verimlilik, kullanım ömrü ve güvenlik üzerinde doğrudan etkili olabiliyor. Bu nedenle yatırım planlamasının yalnızca kısa vadeli maliyet avantajına değil, proje takvimi ve ürün kalitesine göre yapılması gerekiyor.

2035’e Uzanan Yatırım Dönemi

Türkiye’nin önündeki enerji dönüşümü artık yalnızca yeni santraller kurma hedefinden oluşmuyor. 200 milyar dolarlık yatırım perspektifi; güneş ve rüzgâr kapasitesinden enerji depolamaya, şebeke altyapısından sanayinin öz tüketimine, yerli teknolojiden enerji arz güvenliğine kadar geniş bir yatırım zinciri oluşturuyor.

Güneşte kırılan üretim rekorları bu dönüşümün bugünkü gücünü ortaya koyarken, 2035 için belirlenen 120 GW’lık güneş ve rüzgâr hedefi önümüzdeki dönemin ölçeğini gösteriyor. Güneş, rüzgâr, depolama ve şebeke yatırımlarının birlikte ilerlemesiyle Türkiye’nin enerji dönüşümünün aynı zamanda yeni bir sanayi, teknoloji ve yatırım ekonomisine dönüşmesi hedefleniyor.

 

e-dergi için tıklayın

EN ÇOK OKUNANLAR