Haber ve Tanıtım Merkezi

“Teknolojiyi, KOBİ’ler İçin Katma Değere Dönüştürüyoruz”

KOBİ’lerin dijital dönüşüm yolculuğuna 2005 yılından bu yana teknoloji çözümleriyle eşlik eden Bilsoft, yapay zekâ destekli uygulamaları, güçlü Ar-Ge altyapısı ve yenilikçi vizyonuyla işletmelerin rekabet gücünü artırmaya odaklanıyor. Bilsoft Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Veli, Türkiye’deki büyümelerini küresel pazarlara taşıyarak uluslararası bir yazılım markası olmayı hedeflediklerini belirtti.

Bilsoft, 2005 yılından bu yana KOBİ’lerin dijital dönüşümünde önemli bir rol üstleniyor. Bugün geldiğiniz noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bilsoft’u 2005 yılında tek bir hedefle yola çıkarak kurduk: Türkiye’deki KOBİ’lerin teknolojiye erişimini kolaylaştırmak ve işlerini daha verimli yönetmelerine katkı sağlamak. O dönemde dijitalleşme bugünkü kadar yaygın değildi. Biz ise yazılımın yalnızca büyük şirketlerin değil, her ölçekte işletmenin ulaşabileceği bir ihtiyaç olduğuna inanıyorduk. Bugün geriye dönüp baktığımızda, bu vizyonun ne kadar doğru olduğunu görüyoruz. Yüz binlerce işletmeye ulaşan, Türkiye’nin dört bir yanında kullanılan ve sürekli gelişen bir teknoloji ekosistemi oluşturduk. Ancak bizim için başarı sadece ulaştığımız müşteri sayısıyla ölçülmüyor. Asıl başarı; işletmelerin iş süreçlerini kolaylaştırmak, zaman kazandırmak, maliyetlerini azaltmak ve rekabet güçlerini artırabilmektir.

Teknoloji çok hızlı değişiyor. Bulut bilişim, mobil çözümler, e-Dönüşüm uygulamaları ve yapay zekâ artık iş dünyasının vazgeçilmez parçaları haline geldi. Bilsoft olarak biz de bu değişimi sadece takip eden değil, yön veren şirketlerden biri olmayı hedefliyoruz. Ar-Ge yatırımlarımızı sürekli artırıyor, ürünlerimizi yeni teknolojilerle geliştiriyor ve müşterilerimizin gelecekteki ihtiyaçlarını bugünden karşılayacak çözümler üretiyoruz.

Önümüzdeki dönemde hedefimiz yalnızca Türkiye’deki büyümemizi sürdürmek değil; geliştirdiğimiz teknolojileri uluslararası pazarlara da taşıyarak Bilsoft’u küresel ölçekte tanınan bir yazılım markası haline getirmek. Çünkü inanıyoruz ki Türkiye’de geliştirilen yazılımlar, dünya pazarlarında da güçlü bir şekilde rekabet edebilecek kaliteye ve potansiyele sahip.

Türkiye’de KOBİ’lerin dijitalleşme seviyesi sizce hangi noktada? İşletmeler en çok hangi alanlarda dönüşüme ihtiyaç duyuyor?

Türkiye’de KOBİ’lerin dijitalleşme konusunda son yıllarda önemli bir ivme yakaladığını düşünüyorum. Özellikle e-Dönüşüm uygulamaları, bulut teknolojileri ve uzaktan çalışma kültürünün yaygınlaşmasıyla birlikte işletmeler dijital çözümlere daha fazla yatırım yapmaya başladı. Ancak dijitalleşmeyi sadece bir yazılım satın almak olarak görmek doğru değil. Gerçek dijital dönüşüm; iş süreçlerini veriye dayalı yönetebilmek, operasyonları hızlandırmak ve doğru kararları zamanında alabilmekle mümkün oluyor.

Bugün birçok işletme hala muhasebe, stok yönetimi, satış, müşteri ilişkileri ve finansal süreçlerini birbirinden bağımsız sistemlerle yürütüyor. Bu durum hem zaman kaybına hem de verimsizliğe neden oluyor. İşletmelerin en çok ihtiyaç duyduğu konu ise tüm süreçlerini tek bir platform üzerinden yönetebilecek entegre sistemlere geçiş yapmak.

Önümüzdeki dönemde yapay zekâ destekli çözümler de KOBİ’lerin rekabet gücünü belirleyen en önemli unsurlardan biri olacak. Yapay zekâ sayesinde işletmeler yalnızca geçmiş verilerini analiz etmekle kalmayacak; satış tahminleri yapabilecek, stok ihtiyaçlarını önceden görebilecek, müşteri davranışlarını analiz edebilecek ve daha hızlı, daha doğru kararlar alabilecek. Biz Bilsoft olarak dijital dönüşümü sadece yazılım geliştirmek olarak görmüyoruz. Amacımız, işletmelerin büyümesini destekleyen, verimliliklerini artıran ve onları geleceğin rekabet koşullarına hazırlayan teknolojiler üretmek. Çünkü dijitalleşme artık bir tercih değil; sürdürülebilir büyüme ve rekabet edebilmenin temel şartıdır.

Yapay zekâ iş dünyasının gündemini belirliyor. Bilsoft olarak yapay zekayı ürün ve hizmetlerinize nasıl entegre ediyorsunuz?

Yapay zekâ artık sadece teknolojinin değil, iş dünyasının da en önemli dönüşüm alanlarından biri. Biz Bilsoft olarak yapay zekayı geleceğin bir teknolojisi olarak değil, bugün işletmelere somut fayda sağlayan stratejik bir yatırım olarak görüyoruz. Bu nedenle yapay zekayı ürün ve hizmetlerimizin merkezine yerleştiriyoruz.

Bu vizyon doğrultusunda yatırım yaptığımız en önemli projelerden biri CallMetric AI oldu. CallMetric AI, işletmelerin telefon görüşmelerini yapay zekâ ile analiz ederek müşteri deneyimini, satış performansını ve operasyonel verimliliği artıran yeni nesil bir platformdur. Sistem; görüşmeleri otomatik olarak analiz edebiliyor, özetleyebiliyor, müşteri taleplerini sınıflandırabiliyor, duygu analizi yapabiliyor ve yöneticilere karar almayı kolaylaştıracak anlamlı raporlar sunabiliyor. Böylece işletmeler yalnızca çağrılarını kayıt altına almakla kalmıyor, bu görüşmelerden gerçek bir iş zekâsı üretiyor.

Bununla birlikte yapay zekayı Bilsoft’un kendi yazılım ekosistemine de entegre ediyoruz. Hedefimiz; muhasebe, satış, stok yönetimi, CRM ve finans süreçlerinde kullanıcıların iş yükünü azaltan, öneriler sunan ve karar alma süreçlerini hızlandıran akıllı asistanlar geliştirmek. Önümüzdeki dönemde yapay zekâ destekli tahminleme, otomatik raporlama, akıllı uyarı sistemleri ve doğal dil ile çalışan yönetim panelleri gibi birçok yeniliği müşterilerimizle buluşturacağız.

Bizce yapay zekâ, insanların yerine geçen bir teknoloji değil; insanların daha hızlı, daha doğru ve daha verimli çalışmasını sağlayan güçlü bir iş ortağıdır. Bilsoft olarak amacımız da bu teknolojiyi her ölçekte işletmenin erişebileceği, kolay kullanabileceği ve doğrudan katma değer sağlayacağı çözümlere dönüştürmektir.

Düzce Üniversitesi ile yürüttüğünüz ortak projeler veya iş birlikleri bulunuyor mu? Bu iş birlikleri şirketinize nasıl katkı sağlıyor?

Düzce Üniversitesi ile farklı fakülte ve yüksekokulları kapsayan, kurumsal ve sürdürülebilir bir iş birliği yürütüyoruz. İşletme Fakültesi ile imzaladığımız protokol kapsamında öğrencilerin uygulamalı eğitim, staj ve istihdam süreçlerini destekliyoruz. Fen-Edebiyat Fakültesi’nde danışman firma, Mühendislik Fakültesi’nde ise komisyon üyesi olarak eğitim programlarının sektör ihtiyaçlarıyla uyumlu hâle gelmesine katkı sağlıyoruz. Düzce Meslek Yüksekokulu ile de MEDEK, mesleki eğitim ve iş yeri uygulamaları alanlarında çalışmalar gerçekleştiriyoruz.

Bunun yanında Düzce Üniversitesi’ndeki akademisyenlerden danışmanlık alıyoruz. Bazı akademisyenlerimiz, geliştirdiğimiz Ar-Ge projelerinde ve işletme süreçlerimizde doğrudan şirketimizle birlikte çalışıyor. Bu danışmanlıklar; ürünlerimizin geliştirilmesine, süreçlerimizin iyileştirilmesine ve yenilikçi projelerimizin daha sağlam ilerlemesine önemli katkı sağlıyor.

Öğrencilerin yalnızca teorik bilgiyle değil, gerçek iş süreçlerini tanıyarak ve uygulama deneyimi kazanarak mezun olmalarını önemsiyoruz. Şirketimiz bünyesinde sunduğumuz staj ve mesleki eğitim imkânlarıyla gençlerin mesleki yetkinliklerini geliştirmelerine, iş hayatına daha hazırlıklı başlamalarına ve kariyerlerini daha doğru planlamalarına destek oluyoruz. Aynı zamanda gençlerin yenilikçi bakış açıları da şirketimizin ürün geliştirme ve Ar-Ge çalışmalarına değer katıyor.

Bugüne kadar Düzce Üniversitesi ile birlikte Avrupa Birliği ve TÜBİTAK destekli çeşitli projelerde yer aldık ve bu çalışmalara destek verdik. Üniversitenin akademik birikimi ile Bilsoft’un 20 yılı aşkın sektör tecrübesini bir araya getirerek hem nitelikli insan kaynağının gelişmesine hem de Düzce’nin teknoloji ekosisteminin ve bölgesel kalkınmasının güçlenmesine katkı sunmayı sürdüreceğiz.

Siber güvenlik ve veri güvenliği, yazılım sektörünün en kritik başlıkları arasında yer alıyor. Müşteri verilerini koruma konusunda nasıl bir strateji izliyorsunuz?

Müşterilerimizin ticari ve finansal verilerini korumayı, bize duyulan güvenin temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. Bu nedenle bilgi güvenliğini yalnızca teknik bir konu değil; yazılım geliştirmeden günlük operasyonlara kadar bütün süreçlerimizi kapsayan kurumsal bir sorumluluk olarak ele alıyoruz.

Hizmetlerimizi Türkiye’de barındırılan sunucular üzerinden sunuyoruz. Altyapımız, olası kesinti ve felaket senaryolarına karşı aynı anda üç farklı şehirde aktif olarak çalışan cluster mimarisiyle tasarlandı. Böylece lokasyonlardan birinde sorun yaşanması halinde sistemlerin diğer merkezler üzerinden kesintisiz şekilde çalışmaya devam etmesini hedefliyoruz. Verilerimiz ayrıca farklı şehirlerde ve birbirinden bağımsız ortamlarda otomatik olarak yedeklenerek güvence altına alınıyor.

Sistemlerimizin güvenliğini yalnızca kendi ekiplerimizle değerlendirmekle yetinmiyoruz. Sunucu ve yazılım altyapımızı düzenli olarak alanında yetkin ve akredite siber güvenlik kuruluşlarına denetletiyoruz. Periyodik penetrasyon testleri, güvenlik açığı taramaları, sunucu yapılandırma kontrolleri ve risk analizleri gerçekleştiriyoruz. Tespit edilen bulguları önem ve risk seviyelerine göre sınıflandırarak gerekli iyileştirmeleri planlıyor ve sonuçlarını takip ediyoruz.

Bunun yanında erişim yetkilerini kullanıcıların görev ve sorumluluklarına göre sınırlandırıyor; verilerin işlenmesi, saklanması ve korunmasına ilişkin süreçleri KVKK ve ilgili mevzuata uygun şekilde yürütüyoruz. Siber güvenliği tamamlanan bir çalışma değil, sürekli izlenmesi ve geliştirilmesi gereken dinamik bir süreç olarak görüyoruz.

e-dergi için tıklayın

EN ÇOK OKUNANLAR