“Mavi ekonomi, Türkiye’nin deniz gücünü sürdürülebilir, entegre ve rekabetçi lojistik ağlarına dönüştürmesi için önemli bir fırsat sunuyor.”
Mavi ekonomi vizyonunun lojistik sektöründe yalnızca çevresel sürdürülebilirliği değil, ticaret ağlarının geleceğini de şekillendirdiğini belirten UTİKAD Başkanı Bilgehan Engin, Türkiye’nin liman, demiryolu ve karayolu entegrasyonuyla bölgesel bir lojistik merkez olma yolunda ilerlediğini vurguladı. Engin, dijital dönüşüm ve yeşil lojistik yatırımlarının bu sürecin temel itici güçleri olacağını ifade etti.
Mavi ekonomi yaklaşımı, deniz kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı kadar ticaret ve lojistik ağlarının dönüşümünü de kapsıyor. Türkiye’nin lojistik sektörü açısından mavi ekonomiyi nasıl konumlandırıyorsunuz?
Mavi ekonomi, Türkiye için yalnızca deniz kaynaklarının korunması değil, aynı zamanda lojistik ve ticaret ağlarının daha sürdürülebilir, entegre ve rekabetçi hale getirilmesi anlamına gelmektedir. Üç tarafı denizlerle çevrili olan Türkiye, deniz taşımacılığını kara ve demiryolu hatlarıyla daha güçlü entegre ederek intermodal taşımacılıkta bölgesel bir merkez olma potansiyeline sahiptir. Liman altyapılarının dijitalleşmesi, yeşil liman uygulamaları ve enerji verimliliği yüksek operasyonlar bu dönüşümün temel unsurlarıdır. Ayrıca karbon emisyonlarının azaltılması ve tedarik zincirlerinde sürdürülebilirlik yaklaşımının benimsenmesi, Türkiye’nin lojistik sektöründe hem maliyet hem de rekabet avantajı yaratacaktır.
Mavi ekonomi vizyonu, limanlardan lojistik merkezlere kadar tedarik zincirinin tüm halkalarını etkiliyor. Türkiye’nin liman altyapısı ve intermodal taşımacılık kapasitesi bu dönüşüme hazır mı?
Türkiye, son yıllarda gerçekleştirdiği liman yatırımlarıyla bölgesel ölçekte önemli bir kapasite oluşturmuştur. Bununla birlikte, mavi ekonomi perspektifinin gerektirdiği dönüşüm yalnızca liman altyapısıyla sınırlı değildir. Limanların demiryolu ve karayolu ağlarıyla daha güçlü entegre edilmesi, lojistik merkezlerin etkinliğinin artırılması ve dijitalleşme süreçlerinin hızlandırılması büyük önem taşımaktadır. Intermodal taşımacılık alanında önemli bir potansiyele sahip olan ülkemiz, sürdürülebilir ve rekabetçi bir lojistik ekosistemi oluşturmak adına yeşil lojistik uygulamalarını ve bağlantı altyapılarını daha da geliştirmelidir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, Türkiye’nin önemli bir hazırlık seviyesine ulaştığı, ancak dönüşüm sürecinin kararlılıkla sürdürülmesi gerektiği söylenebilir.
Mavi ekonominin temel başlıklarından biri de deniz ekosistemlerinin korunması. Lojistik sektörünün çevresel etkilerini azaltmak adına hangi uygulamalar ön plana çıkıyor?
Lojistik sektöründe çevresel etkilerin azaltılması, mavi ekonomi yaklaşımının temel öncelikleri arasında yer almaktadır. Bu kapsamda düşük karbonlu taşımacılık modellerinin yaygınlaştırılması, alternatif yakıt kullanımının artırılması, enerji verimli liman uygulamalarının geliştirilmesi ve operasyonların dijital teknolojilerle optimize edilmesi öne çıkmaktadır. Ayrıca intermodal taşımacılığın teşvik edilmesi, karayolu kaynaklı emisyonların azaltılmasına önemli katkı sağlamaktadır.
Dijitalleşme ve yapay zekâ destekli lojistik çözümler, deniz taşımacılığında rota optimizasyonu, yakıt tasarrufu ve operasyon verimliliği açısından nasıl bir rol üstleniyor?
Dijitalleşme ve yapay zeka teknolojileri, deniz taşımacılığında verimlilik ve sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşılmasında kritik bir rol üstlenmektedir. Yapay zeka destekli sistemler; rota planlaması, hava ve deniz koşullarının analizi, liman operasyonlarının yönetimi ve filo optimizasyonu gibi alanlarda önemli avantajlar sağlamaktadır. Bu teknolojiler sayesinde yakıt tüketimi ve karbon emisyonları azaltılırken, teslimat süreleri daha öngörülebilir hale gelmekte ve operasyonel maliyetler düşmektedir. Önümüzdeki dönemde dijital dönüşümün hızlanmasıyla birlikte, veri odaklı ve akıllı lojistik uygulamalarının sektörde standart hale geleceğine inanıyoruz.